• DOLAR
    8,0933
  • EURO
    9,5737
  • ALTIN
    496,56
  • BIST
    1,1821
ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ

ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ

Yaptıkları akıl almaz işkence, eziyet, baskı ve şiddete rağmen, İslam’ın hızla yayılmasına engel olamayan Mekke’li müşrikler çaresiz kalınca, Parlamentonun ileri gelenleriyle yapılan istişare sonunda, Ebu Talib’i  Peygamberimize elçi olarak göndermeye karar verdiler. Ve O’na dediler ki: “Ey Ebu Talip !Yeğenin Muhammed aramıza fitne soktu. Putlarımızı inkâr ediyor, insanları tek ilâha imana davet ediyor. Git O’na söyle, eğer zengin olmak istiyorsa,O’nu Mekke’nin en zengini yapalım. Eğer maksadı evlenmekse, Mekke’nin en güzel kadınını O’na verelim. İdareci olmak istiyorsa, O’nu başımıza idareci yapalım.Yeter ki, bu davadan vazgeçsin.”

Çok sevdiği ve hamisi Ebu Talip Peygamberimiz Efendimize, bir elçi sıfatı ile bu teklifi söylediğinde, aldığı cevap tarihe altın harflerle yazılacak cinstendi.Efendimiz(SAV)buyuruyor ki: “Ey Amcacığım, Mekke ekâbirleri bu söylediklerinin hepsini yapsalar, ay’ı sol elime, güneşi de sağ elime koysalar, ben yine de bu davadan vazgeçemem.” Yapılan teklife dikkat edin, para, kadın ve makam. Verilen cevabı da bir yerlere not ediniz, tefekkür ediniz.

A’raf Suresi’nin 175.ayetinde Allah (CC) şöyle buyurur: “Onlara, ayetlerimizden verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de Şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku.”

T.D.Vakfı’nın yayınladığı Kur’an mealinde bu ayetle ilgili bir açıklama var: “müfessirlerin çoğunluğuna göre ayette zikredilmeyen bu kişi İsrail oğullarından Bel’am bin Baura’dır. Önceleri Hz. Musa(A.S)’ın dinini kabul etmiş, iyi ve duası makbul bir mü’min idi. Ancak, Hz.Musa’nın kendilerini yenilgiye uğratmasından korkan kavminin ısrarına dayanamayıp, aldığı hediyelerin de etkisiyle Hz. Musa(AS) aleyhine beddua etmiş; kavmine O’nu yenebilmeleri için hileler öğretmiş; fakat Allah O’nun bedduasını kavmine çevirmiş, kendisini de cezalandırmış, sahip olduğu manevi mertebe ve meziyetlerden mahrum bırakmıştır.

Mutasavvıflar Bel’am bin Baura’yı kibir ve dünyevi arzuları sebebiyle sapıklığa düşenlerin bir örneği olarak takdim ederler.” Bazı dînî kaynaklarda, bu zatın imansız olarak öldüğü belirtiliyor. Meseleyi daha detaylı bir şekilde tefsir kitaplarından okumanızı tavsiye ederim.

Müslüman’ım diyen insanların, haksız kazanç elde etmek ya da hak etmedikleri makamlara gelmek için meşru olmayan yollara tevessül etmeleri, en hafif ifade ile manevi bir iflastır ve kötü bir çöküştür. Üç-beş günlük geçici ve aldatıcı dünya metaı için bazı kişilerin inançlarını örselemeleri, taviz vermeleri veya ideallerinden vazgeçmeleri anlaşılır durum değildir.

Yaşadığımız dönemi tahlil, olayları da takip edenler gayet iyi bilirler ki, her dönemde bunun örnekleri olmuştur ve olacaktır.

Bir yerlerden ihale alabilmek uğruna nice müteahhitlerin, bir üst makama atanabilmek için nice bürokratların, bakanlık koltuğuna oturabilmek için nice siyasilerin bukalemun gibi renk değiştirdiklerini, sakallarını kestirdiklerini, eşlerinin başlarını açtırdıklarını ve yıllar boyu savundukları ideallerinden bir anda vazgeçtiklerini millet olarak bizler çok gördük, görüyoruz.

Güz mevsiminde sararıp solan ve dalından koptuktan sonra, rüzgarın esintisine göre yön değiştiren gazeller gibi, sağa-sola yalpa yapmak, Müslümanlar olarak bizim şiarımız olamaz. “Nokta kadar menfaatin önünde virgül gibi eğilmek” bize asla yakışmaz.

İmtihan dünyasında, imtihanı hafife alanların yanında ve safında olmak, günah olarak bir Müslümana yeter de artar. MİZAN TERAZİSİ’nde ameller tartılırken, pazardan pırasayı, patatesi kaç liradan aldığımız bize sorulmaz,sorulmayacak;  ama hangi inanç ve ideal uğruna ne yaptığımız, ne söylediğimiz; hangi saflarda ne kadar çaba harcadığımız, hangi dava uğruna mücadele ettiğimiz bizden elbet sorulur, sorulacaktır. Müslüman’a yakışan, “fikirlerini ifade, işlerini de icra ederken, gönül dünyasında ve manevi alanda frekans ayarlarını iyi yapabilmektir.”

Üç kuruşluk dünya menfaati için Hakk’ın hilafına iş gören Bel’am bin Baura’nın tüm manevi mertebeleri, güzel hasletleri elinden alınabiliyor da, bizimki alınamaz mı?

Aslında, bu konularda söylenecek çok söz var, ama bir kısım insanların alıcıları toksitlenme yapmış, kablolarda sorun var. Ne diyelim ki, ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ, ANLAMAYANA…..

Selam ve dua ile…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar