
| 19 Mayıs’ın Işığında Samsun ve Milli Mücadelenin Doğuşu |
Tarih bazen bir şehrin kıyısında yeniden yazılır…
19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basışı da yalnızca bir yolculuğun sonu değil; bir milletin yeniden dirilişinin başlangıcı olmuştur. O gün Karadeniz’in hırçın dalgaları arasından Samsun limanına çıkan Bandırma Vapuru, aslında umutsuzluğa teslim edilmek istenen bir milletin bağımsızlık umudunu Anadolu’ya taşımıştır.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti ağır şartlar altında teslim alınmış, Anadolu’nun birçok bölgesi işgal edilmişti. Halk yorgun, yoksul ve çaresizdi. İstanbul hükümeti ise işgaller karşısında etkisiz kalmıştı. Böylesine karanlık bir dönemde Samsun’dan yükselen ilk adım, Türk milletinin kaderini değiştirmiştir.
Samsun’un Milli Mücadele’deki önemi yalnızca coğrafi değildir. Karadeniz’e açılan stratejik konumu nedeniyle Anadolu’ya geçişin en kritik merkezlerinden biri olan Samsun, aynı zamanda milli direnişin örgütlenmeye başladığı ilk durak olmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın burada yaptığı incelemeler ve halkla kurduğu temaslar, işgale karşı millet iradesinin harekete geçirilebileceğini göstermiştir. Bu nedenle Samsun, Kurtuluş Savaşı’nın fiilen başladığı şehir olarak tarihe geçmiştir.
19 Mayıs’tan sonra yayımlanan Amasya Genelgesi ile “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözü ortaya konmuş; Erzurum ve Sivas kongreleriyle milli birlik sağlanmış; ardından Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılarak millet egemenliğine dayalı yeni bir devletin temelleri atılmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi’nde gösterilen direniş, Büyük Taarruz’da kazanılan zafer ve ardından gelen Mudanya ve Lozan süreçleri ise bu mücadelenin bağımsız bir Cumhuriyet’le taçlanmasını sağlamıştır. Nihayet 29 Ekim 1923’te Turkiye Cumhuriyeti ilan edilmiş, millet kendi kaderini tayin ettiği yeni bir döneme adım atmıştır.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki 19 Mayıs yalnızca bir tarih değildir. 19 Mayıs; esarete karşı başkaldırının, inancın, fedakârlığın ve millet olma bilincinin sembolüdür. Bu ruh; yokluk içinde bile umudunu kaybetmeyen Anadolu insanının ruhudur.
Samsun ise bu ruhun ilk kıvılcımıdır.
Bu yüzden Samsun sıradan bir şehir değil; bağımsızlık meşalesinin yakıldığı, Cumhuriyet yolunun açıldığı kutlu bir başlangıç noktasıdır. Her karışında milli mücadelenin izlerini taşıyan bu şehir, Türk milletinin hafızasında her zaman özel bir yere sahip olacaktır.
Atatürk’ün bu anlamlı günü gençlere armağan etmesi de son derece anlamlıdır. Çünkü Cumhuriyet’i kuran irade, geleceği gençlerin omuzlarında yükseltmiştir. 19 Mayıs ruhunu yaşatmak; yalnızca geçmişi anmak değil, bağımsızlığa, demokrasiye, bilime ve milli birlik ruhuna sahip çıkmaktır.
Bugün bizlere düşen görev; Samsun’da yakılan o bağımsızlık ateşini aynı kararlılıkla geleceğe taşımaktır. Çünkü tarih göstermiştir ki; bir millet inancını kaybetmezse, en zor şartlarda bile yeniden ayağa kalkmayı başarır.