KENT KONSEYİ DOĞA MECLİSİ’NDEN MADENCİLİĞE KARŞI TARİHİ UYARILAR

KENT KONSEYİ DOĞA MECLİSİ’NDEN MADENCİLİĞE KARŞI TARİHİ UYARILAR

Toplantıya köy muhtarlarının yanı sıra Mimarlar Odası, Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri ile birlikte;Giresun Çevre ve Kültür Derneği,Fatsa Doğa ve Çevre Derneği,Tirebolu Çevre Kültür Turizm Derneği,Giresun Bulancak Piraziz Çevre Derneği,Yaşayan Kentler Doğa ve Rekreasyon Derneği,Giresun Doğayı Koruma Topluluğu,Piraziz ve Çevre Köyleri Derneği ve İnişdibi Gençleri Topluluğu başta olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve bölge halkı katılım sağladı.
Giresun Kent Konseyi Çevre ve Doğa Meclisi,vahşi madenciliğe karşı uyardı.
Konseyin  çağrısıyla, 15 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında; akademisyenler, hukukçular, sivil toplum temsilcileri ve bölge halkı bir araya gelerek Giresun genelinde artan maden ruhsatlarını ve bu süreçlerin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkilerini değerlendirdi.
Toplantının açılışı Giresun Kent Konseyi Başkanı Dr. İsmail Cem Feridunoğlu tarafından yapılırken, moderatörlüğü Kent Konseyi Çevre ve Doğa Meclisi Başkanı Ömer Hacıahmetoğlu üstlendi.
Toplantıda söz alan TEMA Giresun İl Temsilcisi Prof. Dr. Tamer Akkan, Giresun’daki madencilik faaliyetlerinin tarihsel gelişimini aktararak, özellikle Şebinkarahisar’da yaşanan süreçler üzerinden çevresel etkilerin önemine dikkat çekti. TEMA Vakfı’nın saha gözlemleri ve raporları doğrultusunda, madencilik faaliyetlerinin uzun vadeli etkilerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulandı.
TEMA Vakfı Çevre Politikaları Uzmanı Alaattin Yılmazer ise Fatsa’da uzun yıllardır devam eden madencilik faaliyetlerine ilişkin saha deneyimlerini paylaşarak, uygulamaların yerel ekosistem ve yaşam üzerindeki etkilerine değindi.
Tirebolu Çevre Kültür Turizm Derneği avukatı Av. Sevda Karataş, hukuki süreçlere dair genel bir çerçeve sunarak ilgili mevzuat ve yargı kararlarının etkilerini aktardı.
Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de bölgenin ekonomik ve yaşamsal yapısı oldu. Giresun’da başta fındık olmak üzere; fasulye, pancar ve diğer yerel ürünlerin yalnızca ekonomik bir değer değil, aynı zamanda yaşam kültürünün temel unsurları olduğu ifade edildi. Yerel üretim pratiklerinin gıda güvenliği ve kırsal kalkınma açısından kritik rol oynadığı vurgulanarak, bu yapının korunmasının önemi dile getirildi.
Giresun’da yürütülen tüm faaliyetlerin, bölgenin ekolojik dengesi, ekonomik yapısı ve toplumsal yaşamı gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Katılımcılar, suyun, toprağın ve yaşamın korunmasını esas alan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.
Haber: Cahit Akdoğan

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?