• DOLAR
    8,2615
  • EURO
    9,7175
  • ALTIN
    505,71
  • BIST
    1,1762
OSMANLI VE GÜNÜMÜZDE SANAT (I)

OSMANLI VE GÜNÜMÜZDE SANAT (I)

Anadolu Selçukluları döneminde Söğüt ve çevresine yerleşen Osmanlılar, 13.
yüzyıl sonlarında bağımsız bir devlet kurmuşlardır.

Kısa sürede fetihlerle  genişleyen bu devletin başkentleri 1326 yılında Bursa, 1361 yılında Edirne ve
1453 yılında İstanbul olmuş; 16. yüzyıl ortalarında da Asya, Doğu Avrupa ve
Kuzey Afrika’ya kadar yayılan bir imparatorluk haline gelmiştir.
Osmanlı sanatının erken dönemden itibaren en belirgin özelliği, Ehli Hiref örgütündeki  nakkaşların hazırladığı desenlerin, saraya bağlı sanatçılar tarafından tezhipten madene, çiniden seramiğe, kumaştan halıya kadar tüm eserlerde uygulanması ile  üslup ve desen birliğinin sağlanmış olmasıdır.

Erken Osmanlı eserlerinde en  yaygın süsleme motifleri, dal kıvrımları üzerinde stilize hatayi çiçekleri,  palmet ve lotuslarla zenginleştirilmiş rumi kıvrımları, geometrik kompozisyonlar ve 15. yüzyıl sonlarından itibaren çin bulutu motifleridir.

Klasik Osmanlı üslubunun gelişmeye başladığı 16. yüzyıl ilk yarısında, Kanuni   Sultan  Süleyman’ın nakkaşbaşı Şahkulu’dur ve bu dönemde Sazyolu denilen yeni bir üslup  oluşmuştur.

Saz üslubunun ana motifleri hatayi, sivri uçlu iri kıvrık yapraklar  ve bazen aralarına serpiştirilmiş kuşlar ve efsanevî yaratıklardır.

Pars  beneklerini simgeleyen üç benek (çintemani) ve kaplan postunu simgeleyen dalgalı bulut motifleri bu dönemde yaygınlaşmıştır.
16. yüzyılın ortalarına doğru  nakkaşhanenin başına geçen Kara Memi’nin eserlerinde görülmeye başlanan lale,  gül, sümbül, bahar açmış meyva ağaçları, selvi gibi naturalist çiçek desenleri  Osmanlı sanatının ana teması olmuştur.

Bu naturalist çiçekler, simetri ve  sonsuzluk prensibine bağlı kalınarak, belirli kompozisyon şemaları içinde  uygulanmıştır.

Motifler tek tek kayan eksenler üzerinde yer almakta, dikey  olarak uzayan dal kıvrımları üzerinde sıralanmakta veya madalyonlar içinde  düzenlenmektedirler.

Duraklama içinde geçen 17. yüzyıldan sonra, Lale Devri  olarak adlandırılan 18. yüzyıl başlarında, 16. yüzyılın muhteşemliği yeniden  canlandırılmaya çalışılmıştır.

Batı ile ilişkilerin gelişmesi sonucu Avrupa  sanatının etkileri görülmeye başlamaktadır. Klasik dönemin çiçek motifleri buket biçiminde düzenlenmiş, renk tonlamaları ile ışık-gölge etkisi verilmiştir.

Meyve  dolu tabaklar, perspektifin verildiği manzara resimleri, minyatür sanatçısı Levnî’nin eserlerinde karşımıza çıkan eğlence ve giyim-kuşam biçimini yansıtan  sahneler dönemin sevilen temalarıdır.
Avrupa sanatına ve yaşam biçimine  duyulan ilginin 18. yüzyıl sonlarında giderek artması ile sanatta Türk Rokokosu  olarak adlandırılan üslup yaygınlaşmıştır.

Çiçekli girlantlar, iri akantus  yaprakları, meyve dolu sepet ve tabaklar, kurdele ve fiyonklar, istiridye  kabukları, bereket boynuzları mimariden küçük sanatlara kadar tüm sanat  dallarında uygulama alanı bulmuştur.

Osmanlılar’da gelişen sanat dalları; mimari, edebiyat, minyatür, musiki, tezhip, çinicilik, hattatlık,  cam, seyirlik oyunlar ve tiyatrodur.
Zanaat dalları ise; dokuma,  halı, cilt, maden ve ahşap işleridir.

Kaynak: Osmanlısanatı.com….DEVAM EDECEK

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar