• DOLAR
    7,9701
  • EURO
    9,4633
  • ALTIN
    487,38
  • BIST
    1,1861
TBMM’DE BU OLUR MU?

TBMM’DE BU OLUR MU?

Cuma akşamı TBMM’de Emekli Sandığı Kanunu görüşülüyordu. Genel Kurul Salonu’nda sıralar boş. CHP’li vekiller bu durumu görünce, oturumu yöneten başkandan yoklama yapılmasını istiyor… Yoklama isteği işleme konuluyor.

AKP’li vekiller, toplantı yeter sayısına ulaşmak için sahte pusula kullanıyorlar. TBMM’de olmayan AKP’li vekilleri de genel kurulda imiş gibi göstermeye çalışıyorlar.

Böylelikle toplantı yeter sayısına ulaşmaya çalışıyorlar.

Bu hile tutmuyor! Sahte oy pusulası kullanıldığı CHP Grup Başkanvekili Levent Gök tarafından tespit ediliyor.

Sonra ne mi oluyor?

Toplantı yeter çoğunluğu olmadığı için TBMM oturumu kapanıyor. TBMM gündeminde anayasa değişikliği olduğu için, emekli sandığı ile ilgili yasanın görüşülmesi ileri bir tarihe erteleniyor!

Bu davranışı yapabilen vekiller ile nasıl anayasa değişikliği yapılır? O kritik oylamada acaba hangi davranışları sergileyeceklerdir?

Ne de olsa onlar için demokrasi “amaç” için “araç”… Bu nedenle demokrasi kültürü, siyasi etik gibi kavramların hiçbir önemi yok!

Anayasa değişikliği konusunda da bu tavrı görüyoruz!

***    ***

Hükümetin çok sevdiği, eğitim politikalarının oluşturulmasında başvurduğu yandaş bir eğitim sendikası var.

Adı Eğitim Bir Sen…

Bu sendika, iktidara eğitim politikalarında işaret fişeği olmaktadır.

Yapılmak istenen değişiklikleri önce bu yandaş sendika dile getirmekte ve sonra bakanlıkça gerçekleştirilmektedir.

4+4+4 sistemi böyle olmuştur.

Bu yandaş sendika bugünlerde bir rapor yayınladı. Raporda hükümete yine önerilerde bulunuyor. Diyor ki; “ T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi müfredattan kaldırılsın, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ilkokul birinci sınıftan itibaren okutulsun.”

Gerekçe olarak da, “İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi programlarında yer alan Atatürk ilkelerinden bazılarının günümüzde geçerliliği kalmadığı” ileri sürülerek “derse ait kazanımlar günlük hayatta işe yaramayacağı düşüncesiyle öğrenciler tarafından yeterince dikkate alınmamaktadır” denilmektedir.

Bu sendikanın özleminin çağdaş, bilimsel bir eğitim anlayışı olmadığı net bir gerçektir.

Hedefi her okulu medreseleştirmektir!

Bakanlık onları korur. Okul ve kurum yöneticilerini bu sendika üyeleri arasından atar! Onlar da bakanlığa eğitim politikaları için rapor hazırlar. Böylece el ele laik bilimsel eğitim yok edilmeye çalışılır.

Olanda eğitim sistemimize olur!

***    ***

Son PISA verilerine göre, ülkemizin karnesi çok kötü. İktidar döneminde istikrarlı şekilde PISA verilerine göre eğitimde geriye gidiyoruz.

Milli Eğitim Bakanı, bu durum karşısında diyor ki; “Fen Liseleri ile katılsaydık ön sıralarda olurduk. Meslek Liseleri ve İHL öğrencilerinin de PISA verileri içinde olması nedeniyle bu sonuç alındı.”

Bu durum neyin itirafıdır?

ÖSYM verilerine göre okulların matematik, Fen Bilimleri ve diğer derslere göre net ortalamaları açıklandı.

Tablo yine içler acısı…

40 soruda Fen Liselerinde net ortalaması 29 civarında iken İHL öğrencilerinde ise net ortalaması 2 civarındadır.

Durum bu iken ve yapılması gerekenlerde gayet açık olduğu halde bakanlık inatla başka hesaplar peşinde koşmaktadır.

Bu planını da TEOG ile devreye koydu.

Genel Liseleri yok etti. Zorunlu olarak öğrencileri İmam Hatip Liselerine mecbur bıraktı. Ayrıca 15 Temmuz sonrası kapatılan FETÖ okulları da valiler aracılığı ile ya İHL ya da İmam Hatip Ortaokulu yapıldı.

İmam Hatiplerin bilinçli bir politika ile hem okul sayısı artırıldı hem de öğrenci sayısı artırıldı.

Bu durum kamuoyunda çok dikkat çekmeyen bir sorunu da giderek açığa çıkarıyor.

Norm Kadro fazlası öğretmen sorunu…

Bu duruma örnek verelim. Anadolu Liselerinin kapasitesi olmasına rağmen TEOG tercihleri sırasında bu okullara yeterli kontenjan verilmiyor.

Bu sayede sınırlı kontenjanlara yerleşemeyen öğrenciler için tek seçenek kalıyor.

O da genel liseler olmadığı için İmam Hatip Liseleridir.

Konuyu daha da açalım. Giresun Nurettin Canikli Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin 2015-2016 yılı kontenjanı 238 kişidir. Hurşit Bozbağ Kız Anadolu İHL kontenjanı 102 kişidir.

Buna karşılık kapasitesi olmasına rağmen Giresun Anadolu Lisesinin kontenjanı 102 kişidir. Atatürk Anadolu Lisesinin kontenjanı 135 kişidir. Mimar Sinan Anadolu Lisesi kontenjanı 102 kişidir ve Hamdi Bozbağ Anadolu Lisesi kontenjanı ise 136 kişidir.

TEOG ile hiçbir okula yerleştirilemeyen öğrenciler için ayrıca normal İmam Hatip liseleri tek seçenektir.

Anadolu kısmının kontenjanına ilave olarak normal İmam Hatip Lisesi kontenjanı da eklenince ciddi rakamlar ortaya çıkıyor.

Sadece N.Canikli AİHL 9. Sınıflarda 20 kişilik 12 şube bulunmaktadır. Buna normal İHL 9. Sınıfları da ilave ettiğimiz de şube sayısı daha da artmaktadır.

Bu durum ders sayılarını da artırmaktadır.

Diğer Anadolu Liseleri ise; verilen az sayıda kontenjan nedeniyle daha az şube açmakta ve giderek ders sayıları düşmektedir.

Bilinçli uygulanan bu strateji ile İHL dışındaki okullarda, giderek çok sayıda öğretmenin norm kadro fazlası duruma düşmesine neden olmaktadır.

Norm kadroda olan öğretmenler ise; sadece maaş karşılığı ders saatlerini doldurmakta ve ek ders alamamaktadırlar! Bu açıdan ekonomik olarak zora sokulmaktadırlar!

Bu uygulama sonrası norm kadro fazlası duruma düşen çok sayıda öğretmen tedirgindir.

Yarın yönetmelik uygulandığı zaman, idarenin bilinçli ve yandaş politikaları sonucu pek çok öğretmenin görev yerleri değişebilecektir.

İlçelere gitmek zorunda kalacaklardır.

Aile bütünlüğü ve kurmuş oldukları yaşam düzeni bozulacaktır.

Bu yolla emekliliğe zorlanacakları tedirginliğini yaşamaktadırlar.

Aynı sorun ortaokullar içinde geçerlidir.

Bu politika yanlıştır.

PISA sonuçları da, ÖSYM nin açıkladığı ortalama netler de, giderek yükselen tepkiler de bu yanlışlığı ortaya koymaktadır.

Ayrıca bu uygulama İmam Hatip Liseleri açısından da sorun yaratmaktadır. Zorunlu olarak normal İmam Hatip Liselerine gitmek zorunda kalan öğrenciler, bu okul ortamına uyum sorunları yaşamaktadırlar.

9.Sınıflarda sınıf tekrarı yapanların, disipline gidenlerin sayısı bu nedenle oldukça fazladır.

Geçmişte birlikte görev yaptığımız meslek dersleri öğretmeni arkadaş ile sohbetimde söylediği şu sözler bu durumu anlatmaktadır.

“Bu sene emekli olmak istiyorum. Öğrenci yapımız bozuldu. Nerede eski öğrenciler. Artık her tip öğrenci var. Ders anlatmak mümkün değil.”

TEOG tercih sistemi ve okul kontenjanları yeniden ele alınmaya muhtaçtır!

Hatta bütünüyle sistem yeniden ele alınmalıdır.

Bu konu, Eğitim Bir Sen gibi yandaş sendikaya bırakılmayacak kadar önemlidir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar