• DOLAR
    7,6854
  • EURO
    8,9802
  • ALTIN
    464,34
  • BIST
    1,1680
PUSUYA YATMIŞSA TERÖR  GÜN GELİR SENİDE GÖRÜR

PUSUYA YATMIŞSA TERÖR GÜN GELİR SENİDE GÖRÜR

 

Terör…

Hani şu hiç beklenmedik zamanda insanın veya insanların canını alıp, öte dünyaya zamansız gönderen terör var ya terör!

Hani bizler TV’lerdeki vazgeçilmez ‘dizilerimizi’ izlerken, bir başka tarafta ‘cenaze törenleri’ düzenleten ‘terör’ var ya o terör!

Hiç beklenmedik bir zamanda; seninde, benimde, onunda kapısını çalar ve topyekun hepimizi görür!

Tıpkı bugünlerde yöremizde dolaşan terör olayları gibi…

Biliyorsunuz daha geçtiğimiz günlerde, Güce ilçe Karakoluna bir saldırı yapılmış ve 4 kişi hafif yaralanarak ucuz kurtulmuştu!

Fakat bu kez İl merkezimizin burnunun dibinde bulunan Çal Dağı Belde yerleşkesindeki karakola PKK tarafından atılan roketatarla Karakol Komutanı j. Kd. Başçavuş Zafer ÇALIŞKAN yaşamını yitirdi…

Demek ki terör dağları terk edip çoktan şehirlere inmiş!

“Çoktan şehirlere inmiş” dememin nedeni, diğer illere indiğini biliyorduk da, henüz bizim ilimiz sınırları içerisine girmemişti…

Hatta bazen arkadaşlarımız arasında “Yok canım, terör her ile girer ama bizim ilimize biraz zor girer” gibi yapay tartışmalarda da bulunurduk…

Demek ki bir zamanlar “Kurşun adres” sormaz diyorlardı, galiba bundan sonra “Terör adres” sormaz biçiminde düşünüp, öyle konuşacağız…

Ki, aynen o günleri yaşıyoruz…

Terör…

Üzerinde düşünülmezse…

Terörü kimin desteklediği bilinmezse…

O musibet gün gelir, senide beni de görür…

***

Günlerden 6 Mayıs…

Arkadaşlarla oturmuş, 44 yıl önce ‘Denizlerin’ asılmasını konuşmaktayız…

Saat; 17.00 suları…

Doğru olup-olmadığı belli olmayan üzücü bir haber almaktayız;

“Çal Dağı Karakoluna PKK’lılar tarafından roketatarlı bir saldırı yapıldı ve bir asker” öldürüldü diye…

Önce inanmak istemiyoruz…

Hatta ‘olmaz öyle şey’ diyerek hafife bile alıyoruz…

Zaman ilerliyor…

Fakat az sonra inleyen çığlıklarla yol alan ambulans Devlet Hastanesine doğru yol aldığını görünce yavaş-yavaş kendimize gelip doğru olabileceğine ikna olmuş bir biçimde ‘terör’ gerçeğine inanıyoruz…

Ve ‘korku bacayı sarmış olacak ki’ bu kez ilk defa adam gibi sorumluluk üstlenip düşünüyoruz;

“Yahu durup-dururken bu terör de nereden çıktı?”

“PKK’lının ne işi var topraklarda?”

“Yahu PKK’lı deniliyor ama bakalım da PKK’lı mı?”

“Hadi PKK’lı diyelim ama acaba hangi kanadından?”

Bir başkası araya girip;

“Yahu PKK’lı diyorsunuz ama IŞİD militanları olamaz mı?”

“Yahu ne işi var IŞİD militanlarının ta buralarda?”

“PKK’lının ne işi varsa onun da aynı işi olabilir!”

“Belki de (ÖSO) Özgür Suriye Ordusu militanlarıdır olamaz mı?”

“Olabilir!”

“Bana sorarsanız PYD militanları bile olabilir!”

“Yok artık oldu-olacak PEJAK Militanlarından da kuşkulanalım bari!”

Bir başka konuşmacı kuşkulu soruları sanki bitirmek istercesine;

“Yahu kardeşim ülkenin dört-bir yanını sarmış bir vaziyette bir sürü örgüt var. Yapılan eylemlerin her biri birbirine karıştı. Kim kimin eylemini ‘kimin’ adına üstlendiği bile belli değil. Nasıl çıkılacak bu işin içinden asıl onun üzerinde kafa yorup, asıl onun üzerinde düşünülmesi gerekmiyor mu?”

“Aynen öyle”

“Aynen öyleyse düşünelim o zaman”

Düşünelim;

“Birbirinden farklı düşünceye sahip bu örgütler bu topraklar üzerinde neyi pay etmeye çalışıyorlar?”

“Bu örgütlerin elinde bulunan en modern silahları kim finansa ediyor?”

“Bu örgütleri hangi devletler ve hangi silah patronları destekliyor?”

Sorunun yönünü biraz değiştirelim;

“Bugün komşumuz Suriye’de bir savaş hali olduğunu biliyor ve kısa adı ÖSO olan Özgür Suriye Ordusunun Beşer Esat’ı düşürmek için var gücüyle savaş yaptığını bilmemize rağmen (yaşlıları-çocukları- hastaları) saymazsak bugün ülkemizde -eli silah tutacak ve taşı sıksa suyunu çıkaracak- bir sürü sağlığı tam-tekmil yerinde olan Beş milyonun üzerinde Suriyeli var ve bizler besliyoruz!…

Bunların ya gidip ÖSO’nun safında, ya da Beşer Esat’ın yanında yer alıp bir işe yaramaları gerekmez mi?

Yani bir halk özdeyişi ile ifade edecek olursak; “Ne Musa’ya, ne İsa’ya yaramayan” bu adamları biz besleyip duruyoruz?

Sizce bunun üzerinde düşünmeye değmez mi?

***

Tekrar konunun özüne dönecek olursak…

6 Mayıs günü ilimiz merkezine çok yakın olan Çal Dağı Beldesi Karakoluna yapılan bir ‘terör saldırısı’ sonucu Başçavuş Zafer ÇALIŞKAN yaşamını yitirdi…

1970 Ankara doğumlu olan Zafer komutan 46 yaşındaydı…

Daha yaşamının baharındaydı…

Onunda kendine özgü ileriye dönük düşleri ve projeleri vardı…

Ama yarıda kaldı…

İki (2) çocuk babası Kıdemli Başçavuş Zafer ÇALIŞKAN, belki de çok yakın bir zamanda emekli olacaktı…

Ama olmadı…

Terör ve teröristler bu düşleri taşıyan genç adama şans tanımadı!

Ve biz şimdilik şans eseri ayakta kalanlar bu gündelik ve sıradan ölümleri o kadar kanıksadık ki, her gün cenaze ve şehit haberleriyle yatıp kalkıyoruz…

Ve gün geçtikçe ‘düşünme eyleminden’ o kadar çok uzaklaştık, o kadar çok uzaklaştık ki; ne yapıp, ne edeceğimizi bilemiyoruz…

İnanın sözü nasıl sonlandıracağımı bilemiyorum…

Güle-güle Zafer komutan güle-güle…

Yolların ışık, mekanın cennet, yakınlarının ve sevenlerinin başı sağ olsun…

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar