• DOLAR
    8,0862
  • EURO
    9,5620
  • ALTIN
    494,92
  • BIST
    1,1816
HER YIL İSTANBUL’U YENİDEN ALIYORUZ SİZCE BİZ NEYİ İTİRAF ETMEK İSTİYORUZ

HER YIL İSTANBUL’U YENİDEN ALIYORUZ SİZCE BİZ NEYİ İTİRAF ETMEK İSTİYORUZ

Zorla değil ya!
Aklım almıyor arkadaş…
Şu İstanbul’un her yıl fetih edilmesini aklım bir türlü almıyor!
500 yıl önce yaşanmış bir olay, sürekli neden gündeme getirilip ve gündemde tutuluyor; buna bir türlü akıl erdiremiyorum…
Kim yaptırıyor?
Kimler yapılmasını istiyor?
564 yıl önce yaşanmış bir öykünün zihinsel-aklı defterini tutturan ‘gizli kuvvet’ kimdir, kimlerdir?
İnanın bu ‘gizemli’ güçleri ve uyanıkları çok merak ediyorum…
Şimdi gelin beni yalnız bırakmayın da birlikte düşünelim.
Eskiden tıpkı Osmanlının yaptığı gibi birçok ülkede bazı ülkelerin topraklarına girmiş ve zapt-etmiş…
Hatta bir dahada geri dönmeyip, fetih ettikleri yerlere yerleşmiş…
Peki bu ülkeler neden bugün fetih ettikler ülkelerin kutlamasını yapıp, tıpkı bizim gibi her yıl ‘Bayram’ yapmıyor?
Niye her yıl fetih ettikleri topraklar üzerinde şölen yapmıyorlar?
Neden onlarda bizim gibi “Bilmem kaç yıl önce biz bu topraklar üzerinde yaşayanları savaşta yenip topraklarını ellerinde aldık” demiyorlar?
Niye?
İstanbul fetih edilmeden önce bizim miydi?
Yok…
İstanbul fetih edilmeden önce Bizanslıların mıydı?
Evet…
Bizlerin soy ve genetik olarak Bizanslılarla bir yakınlığı var mı?
Yok…
İstanbul’un ‘İstanbul’ olmadan önceki adı; Kostantinopolis miydi?
Evet…
Eh, o zaman bizlerde tıpkı (dönemin emperyalist ülkeleri gibi) talan ve fetih modasına uymuş, başkasının kurduğu tarihi kentini elinden almışız…
Bunun başka bir izah tarzı da olamayacağına göre realite bu!
Ve üzerinden de yüzyıllar geçmiş…
Neredeyse belleklerden silinmiş…
Sen bunu her yıl ‘temcit pilavı’ gibi gündeme neden getiriyorsun?
Topraklarını elinden aldığın insanların torunları, nesli ve asaleti bu ‘fetih sayfalarını’ belki çoktan kapattı veya kapatmak istiyor ama sen her yıl gündemde tutarak bir şeyleri karıştırmak ve kaşımak istiyorsun adeta!
Yani her yıl İstanbul’un alınışını görkemli törenlerle kutlamakla ne demek istiyorsun bilmem ki!
Neyi anlatmak istiyorsun?
“Biz adamın anasını böyle belleriz işte” mi demek istiyorsun?
“Gördünüz mü kurduğunuz tarihi kenti elinizden nasıl aldık” mı demek istiyorsunuz?
Yüzyıllar öncesi olmuş-bitmiş bir işi tekrar-tekrar neden kaşımak istiyorsunuz?
Söyleyin de bizlerde bilelim neden böyle yaptığınızı…
İnsan bir kere sağ-duyusunu öne çıkararak şöyle düşünür;
“Yahu ben Osmanlının nesli ve devamı olarak varsam,toprağını ve tarihi kentini elinden aldığım toplumunda tıpkı benim gibi bir nesli var” diye düşünmeli öyle değil mi?
“Geçmişte ne olmuşsa-olmuş, uyuyan yılanı uyandırmanın ne alemi var” diye düşünmesi gerekmez mi?
Ve sen her yıl böyle gerine-gerine!
Bütün dünyanın ve el-alemin gözü önünde; “Bu yerler aslında bizim değil” der gibi; iki adım ileri-üç adım geri adım atarsan; elin oğlu da sana demez mi; “Çık git ulan o zaman topraklarımdan” derse ne diyeceksin?
Bu İstanbul’un Fethini kutlama işini ilk kez 1914 yılında İttihatçı yönetim ortaya atıyor, fakat Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte bu kutlama işi tekrar tarihe kavuşuyor, ta ki 1950 yılına kadar…
1950 yılında Demokrat Parti İktidara gelince ve 1953 yılında yine başlar “İstanbul’un Fetih Kutlamaları”
Ve 27 Mayıs 1960 İnkılabı ile yine son verilir kutlamalara…
12 Mart 1971 Muhtırası ile yine faşist otorite iş-başındadır…
Ve bu kez yine Dincilerin ve dinci siyasetçilerin öncülüğünde;
Mehteran davullarıyla birlikte “İstanbul’un Fethi Kutlanmaya” başlanır…
Geçtiğimiz yıl sadece 4 bin 500 metrekare alan (sahne) için 65 Milyon lira harcandığı söyleniyor..
(Eski rakamlarla kaç para yaptığını lütfen siz hesap edin. Çünkü benim gerçekten aritmetiğim zayıftır)
Bu yıl mı nasıl kutluyoruz?
Bu yıl eskilerinden daha görkemli kutluyoruz…
İnanın doğru söylüyorum.
Hemde öylesine görkemli kutluyoruz ki; hem görenleri, duyanları haset’inden çatlatacağız, hemde bir ‘rekorun’ altına imza atıp; “GUİNNESS REKORLAR KİTABINA” gireceğiz…
Gülme, gülme..Vallahi doğru söylüyorum…
Bakın nasıl kutlayacağımızı anlatayım…
Magazin ve yandaş gazetelerden öğrendiğim kadarıyla şöyle kutlayacakmışız; hani İstanbul’u 1453 yılında fetih etmiştik ya!
İşte bu 1453 rakamını ölçü alarak; 1453 Damperli Kamyonu arka arkaya dizerek ve 3’üncüsü yapılan “Hava Limanının” yollarında bir rekorun altına imza atacakmışız! (Görselde paylaştım)
Damperli Kamyonlar; hangi ülkeye ait ve ne marka mı dediniz?
İyi anımsattınız söyleyeyim…
Arka-arkaya dizilecek 1453 Kamyonun markası şöyle sıralanıyor;
MERCEDES
M.A.N.
VOLVO
Nasıl markaları beğendiniz mi?
Ha karambole gelmeden hemen söylemeliyim; bu kamyonları biz değil, İstanbul’u elinden aldığımız adamların çocukları imal etti!
Övünerek yaptığımız 3. Hava Limanın mühendisliğini üstlenenler ise şunlar;
Teknik Sistemini; İSVEÇLİLER
Mimarisini ise: NORVEÇLİLER yapıyor…
Bizimkiler mi?
Bizimkilerde; elin teknolojisi ve mühendisleriyle gerdeğe giriyor!
Daha olmadı; İstanbul’u yeniden fetih ediyor!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar