• DOLAR
    7,6558
  • EURO
    8,9871
  • ALTIN
    471,51
  • BIST
    1,1736
Darbe girişimi üzerine bir analiz

Darbe girişimi üzerine bir analiz

Öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor. Normal bir demokrasi ile yönetilen ülkelerde asla darbelerde, girişimleri de olmaz.

Hele de anayasasında “laik cumhuriyet” olduğunu ifade eden bir ülkede,  cemaatçi bir darbe girişimi hiç olamaz!

Çünkü ülkeyi yönetenler ve devletin kurumları böyle bir gelişmeye asla izin vermez…

Ancak; 15 Temmuz gecesi böyle bir girişim olmuşsa, oturup sağlıklı şekilde düşünmek ve etkin bir süreç analizi yapmak gerekiyor.

Nerede hata yapıldı?

Bu sorunun yanıtını doğru şekilde vermek ve sorunun kaynaklandığı noktaları ‘laik ve çağdaş’ cumhuriyet temelinde çözmemiz gerekiyor.

Bunu yapamazsak, geçici ve öznel çözümler üretirsek sadece sistemdeki sorunları ötelemiş oluruz.

Son darbe girişimi sonrasında da böyle bir durum gözlenmektedir.

Hatta durumu fırsata çevirme niyetlerinin var olduğu da görülmektedir.

***

Öncelikle sorunun temelinde soğuk savaş dönemi politikalarının etkili olduğunu söylemek gerekiyor. ABD’nin ‘yatak odamıza kadar girmesinde’  soğuk savaş dönemi politikaları etkili olmuştur.

Bu açıdan 1945 sonrası izlenen politikalar, 1923 ruhundan ve felsefesinden sapmadır.

Bu ‘sapma’ Komünizm tehdidi korkusu verilerek gerçekleştirilmiştir.

O dönemin ikili anlaşmaları ve NATO üyeliğimiz, kurucu felsefemiz olan ulusal egemenlik ve tam bağımsızlıktan ödünler vermemize neden olmuştur.

Truman Doktrini ve Marshall Planı doğru irdelenmelidir.

“Yeşil Kuşak” planı ve bu plan için atılan adımlarda doğru irdelenmelidir…

NATO sonrası her NATO üyesi ülkede kurdurulan “derin devlet” yapılanması da… (ilk paralel devlet yapılanması NATO üyeliği sonrasında kurdurulan ‘derin devlet’ yapısıdır.)

Ve kurdurulan “Komünizmle Mücadele Dernekleri” ile aslında neyin amaçlandığı da…

Son darbe girişiminin sorumlusu olduğu açıklanan Fetullah Gülen’in de bu derneklerde yetiştirildiğini de bilmek gerekiyor.

Erzurum Komünizmle Mücadele Derneği Başkanlığı görevini yaptığını, oradan ‘keşfedilerek’ İzmir’e taşındığını da bilmemiz gerekiyor.

Kestane Pazarı’ndan başlayarak elinden tutularak büyütülmesini de…

CİA kuruluşu olan NDI sermayesi ile güçlendirildiğini de görmemiz gerekiyor.

“Altın nesil” planı ile aslında ne amaçlandığını da…

Mülkiye, İlmiye ve askeriye ve adliyenin öncelikli hedefleri olduğunu da…

Türk Cumhuriyetleri ve Afrika’daki okullarının aslında NDI sermayesi ile kurdurulan ‘Misyoner okulları’ olduğunu da.

Bu okullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin ABD’li ve CİA bağlantılı olduğunu da bilinmesi gerekiyor!

***

Ülkemizde darbeler ABD ‘nin bilgisi dışında yapılamaz.

12 Eylül darbesinden sonra ABD’li yetkililerin Başkan Carter’a, ‘bizim oğlanlar başardı’ demeleri bu durumun izahıdır!

Her darbe ile ABD, ülkemizi kendi çıkarlarına uygun olarak yeniden şekillendirmektedir.

Bazen de darbeye ihtiyaç duymaksızın operasyonlar yapar.

Muhtıralar buna örnektir.

28 Şubat’ta örnektir.

28 Şubat ile ABD, ‘laiklik’ sosu ile kamuoyu desteğini almak istemiş ve bunda da başarılı olmuştur.

Bu sosla Erbakan ve  ‘milli görüş’ tasfiye edilmiştir.

12 Eylül sonrası “ılımlı İslam” düşüncesi ile güçlendirilen İslami akımları ABD kendi kontrolüne almak istemiştir.

AKP bu düşüncenin neresindedir

“Milli görüş gömleğini çıkardım” sözü bu plana ‘evet’ diyorum anlamına gelen sözdür!

“Milli Görüş” Almancı idi… Bu nedenle tasfiye edildiler.

O taban AKP ile ABD kontrolüne alındılar.

Dikkat edilecek olursak, AKP’nin kuruluşunda ANAP örneğinde de gördüğümüz bir iç koalisyon vardır.

Tarikatlar, cemaatler, liberaller, dönek solcular vb…

Bugün FETÖ terör örgütü veya PDY olarak tanımlanan cemaatte AKP’nin iç koalisyonu içinde yer aldı.

Hatta en etkin güç oldu.

Bu sayede “altın nesil” olarak yetiştirdikleri elemanlarını hedefledikleri yerlere yerleştirmeye başladılar.

İlmiye dedikleri Milli Eğitim’de ve üniversitelerde,

Mülkiye dedikleri, valilik ve kaymakamlıklarda,

Adliye dedikleri hâkim ve savcılar arasında,

Askeriye içinde etkin oldular…

Yolları ayrılana kadar yoldaş oldular… Bu nedenle “beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısını birlikte söylediler.

Her istediklerini aldılar.

“Ne istediler de vermedik” sözü bunun itirafıdır.

TSK içinde ve diğer kurumlarda yükseltildiler.

***

Dershaneler konusu ipleri kopardı.

17-25 Aralık ‘düşman kardeşler’ olmalarına neden oldu…

Bu ayrılık, 15 Temmuz darbe girişimine neden oldu. Darbe girişimi, ABD olmadan olmaz…

Darbe girişiminde İncirlik Üssünün oynadığı rol bu açıdan önemlidir.

Kanımca ABD, bu darbe girişimini başarısızlık üzerine planladı.

Bu açıdan 15 Temmuz başarısız darbe girişimi için ’28 Şubat’ın ikinci etabı’ denilebilir.

28 Şubat ile iktidar AKP’ye verilmişti.

AKP 2002’den bugüne iktidarını sürdürüyor.

15 Temmuz ile de başta TSK olmak üzere devletin yeniden yapılandırılması AKP’ye verilmiştir.

‘Darbe’ üzerinden yaratılan algı ile bu gerçekleştirilecektir.

Dikkat ederseniz Erdoğan, 2002 de partinin kuruluşu sırasında yanında olanları giderek tasfiye ederek yoluna devam ediyor.

2002 deki  ‘iç koalisyon’ artık yok.

Liberaller tasfiye edildi… Bazı solcular tasfiye edildi… Partiyi birlikte kurduğu Gül ve Arınç ile o ekip tasfiye edildi.  Cemaat tasfiye edildi.

15 Temmuz darbe girişimi ile cemaatin tüm kadroları devletten tasfiye ediliyor.

Son kongrede Divan Başkanı olan Adalet Bakanı Bozdağ’ın “Bu parti Erdoğan’ın partisidir” sözü gerçek oluyor.

Şimdi devleti de yeniden yapılandıracaktır.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar