• DOLAR
    7,6434
  • EURO
    8,9091
  • ALTIN
    456,15
  • BIST
    1,1649
Beyzbol sopası

Beyzbol sopası

2012 yılında Başbakan olan Erdoğan, Suriye konusunda ABD Başkanı Obama’yı telefonla arar. O telefon konuşmasına ait servis edilen fotoğraflarda bir ayrıntı vardır.

Obama, dönemin Başbakanı Erdoğan ile konuşurken elinde Beyzbol sopası vardır!

Bizimki Suriye’de Esat’ın görevden alınmasını ve bu konuda ortak hareket edilmesini söyler. Obama yanıtlarını Beyzbol sopasını göstererek verir!

Bu görüntü o zaman gündemde epey yer aldı.

Beyzbol sopası ile ne mesaj verildiği üzerinde fikirler üretildi…

Gazeteci Şükrü KüçükŞahin attığı Twitter mesajında , “Obama beyzbol sopalı pozu ile ne demek istiyor? “Sopa elimde mi” demek istiyor diye sordu.

***

Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın elinde beyzbol sopası yok. Ancak o da hem partisi AKP’yi hem de ülkeyi, istediği gibi düzene sokmak istiyor!

Bunun içinde yola çıktıklarını sürekli olarak yolda değiştiriyor.

Böylece ‘güç bende’ mesajı veriyor.

Mutlak itaat ve biat istiyor.

Vefa imiş, demokrasi imiş, anayasa imiş, temayüller imiş… Hepsinin de hiç önemi yok.

Zaten “ demokrasi bizim için araçtır araç” demedi mi?

“Fiili durum oluştu, bu duruma uygun yeni anayasayı yapmak gerekiyor” demedi mi?

Öyleyse ‘ben bildiğimi okurum’ demek istedi. Bildiğini de okuyor…

***

2012 yılında partiyi birlikte kurdukları isimlerden, “kardeşim” dediği Abdullah Gül şimdi nerede? “Abi” dediği Bülent Arınç şimdi nerede?

“Abi” idi şimdi “o zat” oldu!

AKP, Parti Tüzüğünü yazan Ertuğrul Yalçınbayır nerede?

Abdullatif Şener, Ertuğrul Günay, Hüseyin Çelik nerede?

“Ne istediler de vermedik” dediği , “beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkılarını söylediği cemaat nerede?

Terör örgütü oldu ve “inlerine gireceğiz” diye çalışılıyor.

Nikâh şahidi olduğu Hakan Şükür nerede?

‘Biat etmeyen gider’ mantığı ile hareket ediliyor. Bu mantıkla yola çıktıkları, yolda değiştiriliyor!

Şimdi başka isimler var yanında.

Efgan Âlâ var, Yalçın Akdoğan var, damat Berat Albayrak var…

***

AKP, bir parti değil. Bir hareket. Bunu kendileri de söylüyorlar.

O hareketin amacı nedir?

Görünen amaç, Erdoğan’ı başkan yapmaktır.

Diğer amaçları ise sözcü olarak TBMM Başkanı dile getiriyor.

Yeni anayasa ile yeni Türkiye’yi kurmaktır amaç.

Bunun içinde, “hedef 2023” deniyor.

Başkanlık sistemine dayalı federal bir cumhuriyet!

Atatürk Cumhuriyeti yerine Erdoğan Cumhuriyetidir amaçlanan.

***

Bu hedefe ulaşmak içinde ‘hep destek tam destek’ istiyor. Bu performansı göster(e )meyenleri de ‘yolda değiştiriyor’…

Aslında uzun süredir Davutoğlu’na da güvenmiyordu.

Son AKP Kongresinde tek aday olan Davutoğlu’na kendi listesini yapma izni verdi mi?

‘Sen genel başkan ol ama yönetimi ben belirleyeceğim’ dedi.

Son MKYK da ki oylamada, 47 üyenin yetkilerini elinden alınmasına yönelik oy kullanması da bunun ispatıdır.

1 Kasım listelerini kim hazırladı?

Davutoğlu’nun vekil yapmak istediği MİT Müsteşarı, aday olabildi mi?

Rica, minnet ile tekrar görevine iade edildi!

Tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı, oluşan “fiili durum” gereği açıktan açığa AKP’nin ‘başkanı’ gibi davrandı hep.

Herkesi göreve o getirdiği için, görevden alma yetkisini de her zaman kendisinde gördü.

O nedenle son ‘Muhtarlar toplantısında’ “… Önemli olan bulunduğunuz yere nasıl geldiğinizi unutmamanızdır” dedi.

Mesaj kime idi?

Elbette öncelikle Davutoğlu’na ve sonra ‘yolda bıraktıklarına’ idi…

‘Getiren benim ve götürme hakkı da bende’ mesajı verdi.

***

“Pelikan Bildirisi” adı ile yayınlanan blog iyi analiz edilirse, Erdoğan ile Davutoğlu arasında epeydir ‘soğuk savaş’ varmış.

Bu ‘soğuk savaş’ aslında Davutoğlu’nun aldığı Obama randevusu ile farklı bir boyuta tırmandı.

Çünkü daha önce Erdoğan’a verilmeyen ve zorlukla alınan randevu Davutoğlu’na hemen verilmişti.

Bu kabul edilecek bir durum değildi!

Ardından Obama’nın “beyzbol sopası” gibi sürekli Davutoğlu’nun önüne sürülen Binali Yıldırım’ın oğlu ile ilgili kumar masası görüntüleri de bardağı taşıran olaylardandır!

Alternatif başbakan adayı, oğlu aracılığı ile muhafazakâr tabanda eli zayıflatılmaya çalışılmıştı!

Oysa Binali Yıldırım belediyeden bugüne hep sadık kalmıştı…

Bu ve benzeri gelişmeler ikili arasında yaşanan ‘soğuk savaş’ nihayet finale ulaştı.

Getiren şimdi götürüyor.

“Reis”, “hoca” mücadelesinde şimdilik kazanan “reis” olmuştur.

Obama, beyzbol sopası ile mesaj veriyordu!

“Reis” ise sürekli Binali Yıldırım kartı ile “hoca” üzerinde baskı kurdu.

“Stratejik Derinlik” kitabının yazarı olan “hoca”, şimdi kendisi o ‘stratejik derinlikler’ de ayakta kalmaya çabalıyor.

Bakalım kalabilecek mi?

‘Yolda bırakılanlar’ ile bir çıkış mı arayacak, yoksa üniversiteye geri mi dönecek yakında göreceğiz.

NOT: Davutoğlu’nun son gelişmeler üzerine ABD gezisi ve Obama ile randevusu iptal edildi.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar