• DOLAR
    7,6551
  • EURO
    8,9053
  • ALTIN
    458,86
  • BIST
    1,1618
ATEŞİ VE İHANETİ GÖRMEK  VE BU DİZELERLE BÜYÜMEK

ATEŞİ VE İHANETİ GÖRMEK VE BU DİZELERLE BÜYÜMEK

 

Konuyu az sonra güncelleyerek bir şeyler söyleyeceğim ama önce doksan küsur yıl geriye dönerek ve Nazım Hikmet’in ‘Kuvvayi Milliye Destanından’ ufak alıntı yapmak istiyorum.

“…Ateşi ve ihaneti gördük.

Düşman ordusu yine başladı yürümeye

Akhisar, Karacabey,

Bursa ve Bursa’nın doğusunda Aksu,

Çarpışarak çekildik…

920’nin

29 Ağustos’u:

Uşak düştü.

Yaralı ve dehşetli kızgın fakat toprağımızdan emin,

Dumlupınar sırtlarındayız.

Nazilli düştü.

Ateşi ve ihaneti gördük.

Dayandık dayanmaktayız. ”

***

Bu ‘dizeler’ emperyalistlere karşı verdiğimiz Kurtuluş Savaşını anlatıyor.

Siperlerde kan kusan, ölüm kusan cephe savaşlarını anlatıyor…

Bir düşman kurşunuyla vurulup, arkadaşının kucağına başını koymasını…

Bir başkasının alnından yediği kurşunla, toprağa yüzüstü düşüşünü ve bir daha gökyüzüne başını çeviremediğini anlatıyor…

Ve bu savaşçıların adına: Kuvvayi Milliye…

Savaşın adına da: Kurtuluş Savaşı deniyor…

Şimdi…

Şimdi ne oluyor?

Kim kime kurşun sıkıyor?

Kim kimi vuruyor?

Kim kimi ‘şehit’ ediyor!

İşte…

Tam burada benim zihnim birbirine karışıyor…

Niye?

İsterseniz ‘niye’ sini biraz birlikte gerilere doğru şöyle bir yolculuk yapalım ve 12 Eylül faşist darbesini çıkış noktası alarak, aklımıza gelen soruları amatörce şöyle bir sıralayalım;

Çoğumuz 1974 yılında Amerika’nın tehdit ve ikazlarına uymayarak ve o yılların ‘umudu’ olan Ecevit Kıbrıs’a ‘Barış Harekatı’ yapmasını anımsarsınız…

Söz dinlemediğimiz için ‘Ambargo’ yediğimizi de anımsarsınız…

Yetmedi kadim dostumuz ABD’nin ‘Haşhaş Ekimini Yasaklamamızı’ da az buçuk onu da anımsarsınız…

“E, ne demek istiyorsun?” demek istediğinizi duyar gibiyim!

Demem o ki; dönemin yönetsel güçleri kadim dostumuz ABD’nin bu arzu ve isteklerini yerine getirmediğimiz içindir ki, bugünün faturasını en ağır şekilde bizler ödemekteyiz…

Bundan 40 yıl önce ASALA Terör örgütünün yurt içinde ve yurt dışında ilk eylemlerine ne zaman başladılar?

Kıbrıs Barış Harekatından sonra…

Bu ASALA Terörü denilen örgüt eylemlerine ne zaman verdi; 12 Eylülcüler (bizim oğlanlar!) içeride gerekli otoriteyi ele geçirip, gerekli baskıyı kurmasının ardından…

Asala görevini kime teslim etti?

“Bir avuç çapulcu” denilen PKK Terör Örgütüne…

Peki, bir çapulcu terör örgütü hangi ideolojik, siyasi görüşe sahip?

Marksist ve Leninist…

Peki, bu örgüt liderinin daha önceki siyasi görüşü neydi?

Ülkü Ocakları müdavimi ve namazında-niyazında olan bir zat-ı muhterem!

(Diyebilirsiniz; canım eskiden öyledir de, şimdi değişmiş olamaz mı?)

Buna hiçbir kimsenin itirazı olamaz, bal gibi de olabilir…

Ancaaak!…

Bu örgütü besleyip büyüten, omzuna silah verip yürüten kim?

Kadim dostumuz ABD ve onun eksenini dolduran yandaşları değil mi?

Ülkeye ÇEKİÇ GÜÇ gibi güçleri getirip konuşlandıran, bu malum GÜÇ bir fırsatını bulup havadan paraşütlerle bu ‘Marksist-Leninist(!) örgüte çağın en modern silahlarını indirdiğini sağır sultan duydu da, bir tek biz mi duymadık?

Sonra gelin birlikte şu soruyu da soralım; “Yahu sözünü ettiğimiz kadim dostumuz ABD ve yandaşları başta Sovyetler Birliği olmak üzere Komünizmi orta yerden kaldırmak için yıllarca ‘soğuk savaş’ taktikleriyle, ülkelerin içine girerek akla-hayale gelmez projelerle ve ‘Komünizmle Mücadele Dernekleri’ kurarak Marksist-Leninist düşünce sistemine karşı mücadele ettiğini bilmeyen yokken, şimdi nasıl oluyor da, kalkıp Ortadoğu Coğrafyasında Marksist-Leninist düşünce sistemine dayalı bir PKK Oluşumunu destekleyiversin?

Bu eşyanın tabiatına aykırı bir şey değil mi?

Bu ABD’li dostlarımızın şanına yakışır mı hiç!

Yakışmaz…

Konuyu tekrar güncelleyip özetleyecek olursak;

Bir avuç çapulcu; büyüdü, şimdi büyük bir ordu oldu!

Bu sözünü ettiğimiz Orduyu; başta ABD olmak üzere bizim en çok itibar ettiğimiz ve sevdiğimiz müttefiklerimiz kurdu…

Şimdi bizi birbirimize vurduruyor…

Her Allah’ın günü bir cami veya cem evinin kapısından cenaze kaldırtıyor.

Her Allah’ın günü; ölenlerin sayısı çoğalmaya başlıyor…

Ve ‘ağlaması istenmeyen analar’ günden güne çoğalıyor…

Sahi bize ne oluyor?

Daha doğrusu sonumuz ne olacak?

Bu akan kan, bu akan gözyaşları ne zaman duracak?

Hı?

Oturup düşünmenin zamanı gelmedi mi?

O halde düşünüle…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar