• DOLAR
    7,6405
  • EURO
    8,9793
  • ALTIN
    468,12
  • BIST
    1,1747
   ALUCRA BOYLUCA KÖYÜ ŞEYH MAHMUD ÇAĞIRGAN VELİ

   ALUCRA BOYLUCA KÖYÜ ŞEYH MAHMUD ÇAĞIRGAN VELİ

        Horasan’dan Anadolu’ya gelip insanlara Yüce Allah’ın emir ve yasakla­rını anlatan velilerdendir. 1422–1518 yılları arasında yaşadığı ve 96 yaşında ve­fat ettiği tahmin edilmektedir. Sultan II. Selim döneminde 1566-1574) yazılmış vakıf defterinde, Şarki Kara hisar sancağına bağlı Zun Karyesinde (köyünde)  bir zaviyenin varlığından bahsedilmektedir.

(Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Tapu Tahrir defteri,557 s.9)  Bir dip not olarak belirtelim Şebinkarahisar Yavuz Sultan Selim’in şerif kaza vakfiyesi hükmündedir. Yani Medine vakfiyesidir. Gelirlerin de bir kısmı da hicaz yolcusu hacılar içindir. Bilindiği üzere Peygamber efendimizin neslinden geliş çizgisini sürdüren silsileye Seyyid denilmektedir.

Buda günümüze iki şekilde ulaşmıştır. Biri Ahfad yani (Müslüman Arap ) soyu diğeri de Etrak yani  (Müslüman Türk) soyu. Bu  ise evlilik sonucu meydana gelen bir keyfiyet.

Fatih Sultan Mehmet Han Otlukbeli savaşına giderken Alucra’nın Boyluca (Zun) köyünün yakınlarından geçerken ordusu ile birlikte istirahata çekilirler. Bu esnada Fatih Sultan Mehmed Han buyururlar ki “Burada bizden hiçbir Allah’ın kulu yok mu?” der. bunun üzerine piri fani bir ihtiyar elinde bir sepet ile, “Padişahım size ve ordunuza peksimet ve azık getirdim” der. Cennet mekân padişah tebessüm ederek muhterem dede bize bu yetmez belli ki sende ihtiyaç sahibisin var git yoluna çoluk çocuğunla ye, nafakalan der. Bunun üzerine o yaşlı zat yani Seyyid Mahmud Çağırgan-ı Veli Hz. “Biz evladı Resuldeniz buraya da vazifeli olarak geldik sen hele şunu bir orduna dağıt” der. O büyük mürşidin kerameti zahir ile bir sepet peksimet bütün orduya yeter ve artar. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet Hz. o bölgeyi bu zata vakfeder. O bölgenin ismi de o kerameti hatırlatan peksimet tepe- si olarak anıla gelir. Bu bölgede “Peksimet tepesi vakfiyesi” arşivlerde mevcuttur.

Yavuz Sultan Selim Han Trabzon valiliği sırasında Seyyid Mahmud Çağırgan Hz. ziyaret edip derslerini dinlemiş o büyük insandan feyiz ve ilham almıştır. Bu kendileri güzel soyu güzel aileye birçok yeri vakfiye olarak bırakmıştır.

Günümüze intikal eden ziyaret adabının ve müştemilat yapısındaki kültürel eğilime bakarak, Şeyh Mahmut Çağırgan Velinin tasavvuf mensubiyeti  olduğunu söylemek mümkün. Tasavvufta takip ettiği metot ta,  Anadolu’daki etkileri itibariyle  XII. Asrın tasavvuf önderlerinden; Batı Türkistan’ın YESİ bölgesinde doğan  ve Müslüman Türkler arasında tasavvufi tedrisatı en fazla yayılan Ahmet YESEVİ ekoludur.

Yavuz Sultan selim hafızlığını şehzadeliğinde tamamlamış bu arada edebi, tarihi, fıkhı, fenni, siyasi, askeri ilimleri ikmal etmiş bir devlet adamıdır.

Bununla beraber Şeyh Mahmut Çağırgan veli gibi döneminin irşat ehlinden  tasavvufi ilim alanında kendini manen olgunlaştırmış bir irfan çınarı bir velidir.

Askeri fetihlere Doğudan başlaması ve sonra bu fetihlere, kısa süre de Hicaz Bölgesini de  katmış olması kuşkusuz ki bir  rastlantı değil.

Zira, bu velinin  Seyid olduğu da  göz önüne alındığında, Yavuz Sultan Selim’in   Hicaz Bölgesine yönelik fethi ve Mukaddes emanetlerin  Mısırdan alınarak Osmanlı Payitahtına getirme  sorumluluğu kendiliğinden olacak bir gelişme değil.  Belli ki, böylesi bir irşat ikliminde yetişmiş olması kendisine böyle bir sorumluluğu ta şehzadeliğinde yüklemiş.

 

Ancak belirtelim ki, Karahisar-ı Şarki sancağı kapsamında geniş bir  saha içinde faaliyet göstermiş olan bu zaviyenin hangi tasavvufi ekole bağlı olduğu konusunda somut bir veriye sahip değiliz.  Şu kadarını ifade edelim ki,  bölgede Osmanlının son kuşağını gözlemlemiş olan Şebinkarahisarlı tarihçi  H.Tahsin Okutan Şebinkarahisar çevresinde tasavvufi  tarih içinde Babilik, Nakşibendilik, Bektaşilik, Zeydilik, Hlavetilik, Rafizilik, Kadirilik ve Rufailik gibi Sufi akımların etkili olduğunu ve bunların toplum içinde etkin  varlığından bahsetmektedir. Bu zatların yaşadığı dönemlerde, yöredeki faaliyet şekillerine bakarak bunların birer Ahi kurumu olduğu düşüncesi de söylenebilir.

Nitekim XVI. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış kayıtlarda, kasaba içinde altı kişi Sadat, beş kişi de Ahi ihvanan imlasıyla bir derviş topluluğu olarak karşımıza çıkmaktadır.  Bu durum da, kasaba içinde veya yakın bir yerleşim alanlarında  Ahi zaviyelerinin ve üretimi kontrol eden Ahi Loncalarının varlığını göstermektedir. Boyluca (Zun Köyünde ki) Şeyh Mahmut Çağırgani’nin  öz Türkçe açılımı Çağırganlı  Mahmud  demektir. Belirtelim ki, bu mübarek şahsiyet  Anadolu coğrafyasına  Çağırgan bölgesinden gelen  Erenler  silsilesinden sadece bir tanesidir. 1512 de Babasından payitahtı devir almıştır. Yavuz Sultan selim hafızlığını şehzadeliğinde tamamlamış bu arada edebi, tarihi, fıkhı, fenni, siyasi, askeri ilimleri ikmal etmiş bir devlet adamıdır. Bununla beraber   Şeyh Mahmut Çağırgan veli gibi döneminin irşat ehlinden  tasavvufi ilim alanında kendini manen olgunlaştırmış bir irfan çınarı bir velidir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar