• DOLAR
    7,8143
  • EURO
    9,2732
  • ALTIN
    482,93
  • BIST
    1,1858
Kalemler özgürce yazmasın, ..

Kalemler özgürce yazmasın, ..

…düşünceler özgürce ifade edilemesin isteniyor

Demokrasilerde medya dördüncü kuvvettir. Yasama, yürütme ve yargıdan sonra medya gelir. Demokratik ülkelerde medya özgürce habercilik görevini yerine getirir.

Kamuoyu da bu sayede doğru habere kolayca ulaşır.

Bizde ise ne yazık ki böyle olmaz. Adeta “İstibdat” dönemini yaşar gibiyiz!

Kalemler özgürce yazmasın, düşünceler özgürce ifade edilemesin isteniyor. Böylece kamuoyu doğru haber almadan uzak tutularak, kolayca manipüle edilmek ve yönlendirilmek isteniyor.

Siyasal güç odakları, ‘biz neyin yazılmasını istiyorsak onlar medyada yer alsın’  düşüncesi ile hareket ediyorlar.

Eleştiri olmasın, sorgulama olmasın ama her zaman alkış olsun, övgü olsun istiyorlar.

Bu nedenle de muhalif sese ve kalemlere tahammülleri yok!

Bu amaçla önce holding medyası yaratıldı.

Sonrada patronlar üzerinden medya denetim altına alınmaya çalışıldı.

Böylece çok kanallı ama tek sesli görsel medya ile sayıları çok ama manşetleri aynı olan yazılı medya oluşturuldu!

Köşelere ‘yandaş’ yazarlar yerleştirildi…

Ekranlara ‘yandaş’ konuşmacılar çıkarılmaya başlandı…

Aykırı kalemler ve sesler ise yok edilmeye çalışıldı.  Tutuklandı, işten atıldı, gözaltına alındı, haklarında tazminat davaları açıldı. Dayak atıldı. Gazete binaları basıldı. Uydudan çıkarıldı. Kayyum atamaları ile yönetimleri ele geçirildi.

Reklam verdirilmeyerek susturulmak, yola getirilmek (!) istendi.

Birkaç gazete ve birkaç televizyon dışında amaca ulaşıldı

‘Çok yaşa’  zihniyeti yazılı ve görsel medyaya büyük oranda egemen oldu.

“Dördüncü kuvvet” kapıkulu haline getirildi…

***

Bu nedenle ülkemizin basın özgürlüğü karnesi bir türlü düzelmiyor. AKP hükümetlerinin iktidar olduğu yıllarda da giderek karne daha da kötüleşiyor.

Bu alanda sınıfta kaldık!

Çünkü iktidarı eleştirdiği için çok sayıda gazeteci hapse atılmış, çok sayıda gazeteci işsiz kalmış, çok sayıda gazeteci tazminat davalarına mahkûm edilmiş bir ülkeyiz.

Sosyal medya üzerinden hükümete eleştiri getirenler dahi cezalandırılmış.

Ülkemiz, son beş yılda Tayland ve Ekvator’un ardından basın özgürlüğünde en hızlı gerileyen üçüncü ülke olmuş.

Ve hızla gerilemeye devam ediyoruz.

Ülkemiz, AKP nin iktidara geldiği 2002 yılında, medya özgürlüğü sıralamasında 99. sırada yer alıyordu. 13 yıllık baskıcı ve yasakçı uygulamaları ile 2005 yılında sıralamadaki yerimiz 149. sıradır…

Nijer, Liberya, Zambiya, Mali ve Zimbabwe gibi Afrika ülkeleri bizden daha iyi durumdadır.

Bir yandan “ileri demokrasi” diyeceksin öte yandan demokrasilerde “dördüncü kuvvet” olması gereken medyayı dünya sıralamasında sınıfta bırakacaksın.

Herhalde “ileri demokrasi” ile kendine demokrasi amaçlanmaktadır.

Ne de olsa;  “demokrasi bizim için araçtır” demişlerdi…

O ‘araç’ ile ülkemizi yeni bir “İstibdat” dönemine sürüklemişlerdir.

***

Ülkemizde şu an 29 gazeteci gözaltında bulunmaktadır. Birkaç gün önce bu sayıya iki isim daha eklendi.

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can DÜNDAR ve Gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem Gül’de tutuklu gazeteciler kervanına katıldılar!

Suçları ise doğru haber yapmak… Bu yolla iktidarı rahatsız etmek!

Sayıları 50’ye yaklaşan gazeteciler mahkeme koridorlarında haklarını arıyorlar. Çoğu Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanıyor.

Cumhurbaşkanımız, gazeteciler hakkında dava açan liderler sıralamasında açık ara birinciliğini sürdürmektedir!

Bunların çoğu tazminat davasıdır…

Patronlara yapılan baskılarla işinden olan gazeteci sayısı da bir hayli fazladır.

13 yıllık AKP iktidarları döneminde işinden olan gazeteci sayısı 2 binin üzerindedir.

Son beş yılda 150’den fazla yayın yasağı ile çok sayıda WEB sayfasına erişim yasağı getirilmiştir.

Unutmayalım;

Gazetecilerin özgürce çalışamadığı, yazamadığı, konuşamadığı toplumlarda demokrasiden söz edilemez.

Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içinde 149. Sırada olmamız da bu gerçeğe işarettir.

Adına birileri “ileri demokrasi” dese de bu durumun adı “İstibdat” dönemidir!

***

İktidar, yıllarca medya yolu ile toplum mühendisliği yapmak, kendi istediği şekilde toplumda algı oluşturmak için dördüncü kuvveti baskı altında tutmaktadır.

Can Dündar buna işarettir.

Erdem Gül buna işarettir.

Amaçları, kalemler özgürce yazmasın, fikirler özgürce ifade edilmesin düzenidir!

  1. sıra da buna işarettir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar