BAKAN DA BİLEMİYOR

BAKAN DA BİLEMİYOR

Daha önceden hiçbir hazırlık yapılmadan kaldırıldığı kesin.

Aile ve çocuklar bilinen sisteme uygun tüm hazırlıklarını yapmışlardı.

Aradan üç ay süren bir yaz tatili de geçti.

Hiç beklenmediği anda, ‘bir gün ansızın’ TEOG sitemi kaldırılacak denildi.

İşlerine geldiğinde ‘dere geçerken at değiştirilmez’ diyorlardı.

Sorun sistemin değişmesinde değil elbette.

İtiraz, zamanlama ve hazırlık yapılmadan kaldırılmasına yönelik.

Binlerce aile ve on binlerce çocuğu doğrudan ilgilendiren bir durum.

Peki, yerine getirilen uygulama nasıl olacak?

Aradan iki ay geçtiği halde ilgili bakan dahil, kimse bilemiyor.

Ortada sistem yok ancak, yandaş basın yapılacak ‘devrim’i övmeye devam etmekte.

Kafalar karışık, karmaşa yaşanmakta.

Yetkililerden kimse yanıt veremiyor, sanki devlet sırrı.

Duyarlı aile ve hedef belirlemiş çocuklar belirsizlikten tedirgin, bekleyiş içersindeler.

Daha üç gün önce, yanındaki kızı ile markette karşılaştığım anne, ‘hocam sekizinci sınıfta olan kızım çok başarılı. O’nu mutlaka okutmak istiyorum. Sınavlar hakkında hiçbir bilgim yok. Belirsizlikten kaygılı ve umutsuzuz. Ne yapmalıyım, nasıl olacak? dedi.

‘Devlet sırrı’ gibi saklanan, ilgili bakan ve diğer yetkililerin de bilmediği sorunun yanıtını verebilmek elbette zor.

Bu anneye söyleyebildiğim, ‘Sonuçta mutlaka bir sınav olacak. Tedirginliği bir yana bırakın moralinizi bozmayın, planlı bir şekilde ders çalışmaya devam edin…’ oldu.

Bilgi almak için okul müdürüne çıkan anneye, ‘merak etmeyin, iktidarımız en iyisini uygulamaya koyacak..’ diyerek zavallılaşan yöneticiye söylenecek söz, ‘senin bakanın ve yöneticilerinin de bilgisi yok. İktidar övgüsünü yapmak yerine sana sığınan, umudunu yitiren bilgi isteyen çocuk ve veliye, ‘kaygıya kapılmadan çalışmalarınız aksatmayın..’ diyebilsen.

Liyakatten yoksun, bulunduğu makamlara yakışmayan,  hakkını veremeyen yöneticilerle yola çıkar, küçük adamlara büyük görevler verirsen sonuç bu olacaktır.

İlgili bakan, diğer tüm yöneticiler ile birlikte, eskilerin çocuk oyunu olan ve günümüzde unutulmaya yüz tutmuş ‘körebe, sobe, tıp, çelik çomak’ oyunu oynar görünümünde.

Giydirilen elbise, beden ölçülerinden dört-beş numara daha büyük, çok bol gelmekte.

Yerlerde sürünen ve lime lime dökülen eğitim sorunları umurlarında değil gibi.

Tek hedef, okul öncesinden başlayarak tüm yolların imam hatiplere ulaştırılması.

Ülkenin geleceği olan çocuk ve gençlere, öğretmen ve yöneticiye yatırım yapılmamakta.

Eğitim fakülteleri nitelikli öğretmen yetiştirememekte.

Yönetici atama uygulaması evlere şenlik.

Öğretimin öğeleri arasında sürekli çatışma yaşanmakta.

İmamları sınıflara sokarak ders verdirilmek istenmekte.

Okullarda yapılacak etkinliklerin tamamı Ensar, İHH, İlim Yayma Cemiyeti gibi dernek ve vakıflara teslim edilerek ortaklık kurulmakta.

Bunların el koyduğu eğitimde bilimsel, çağdaş, laik eğitim ve başarıdan söz edilebilir mi?

Bu yaklaşımlarla toplumun refahı nasıl artacak ki?

Gelişmiş ülkeler ‘yapay zeka’ uygulama tartışması yaparlarken biz, eğitim aracılığı ile çağdışı ideoloji ve yaşam biçimlerini topluma şırınga etmekle uğraşmaktayız.

Cumhurbaşkanı ‘İktidarımız döneminde eğitim…alanında başarısız olduk’ demişti          .

‘Bakanlığım döneminde eğitimde büyük işler başardık, devrim yaptık…’ diyebilecek kadar boyundan büyük sözler söyleyen yetkiliye, ‘öykü anlatmayı bırak yaptığını anlat, yeni sistem nasıl olacak, devrim sözcüğünden ne anlıyorsun?’ sorusu sorulabilse.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?