• DOLAR
    7,7820
  • EURO
    9,0742
  • ALTIN
    469,20
  • BIST
    1,1657
“YAYLA KADINLARIMIZ”

“YAYLA KADINLARIMIZ”

“Kümbet’te pazar yerinde kadın olmak”

“Kadın olmak, nerede olursa olsun zor bir zanaattır” azizim zor.

Yok, aslında birbirinden farkı.

Şehirli kadın olmak.

Köylü kadın olmak.

Kariyer sahibi kadın olmak.

Pazar yerinde “pazarcı “ pazarcı kadın olmak.

En zor olanında rakibinin yine kendisi gibi kadın olmasıdır.

İki gün şehrin gürültüsünden uzaklaşmak için gittiğim doğa harikası Kümbet yaylasında kime dokunsam ayrı bir ahenkte ah işittim. En çok ilgimi çeken ise yayla girişinde ki yöresel kadınlar pazarının kadınları oldu.

Her birinin ayrı bir öyküsü ve hayat mücadelesi var. Yüzlerindeki çizgilere baktığında sanki çok yol almışlar gibi. Ama yaşlarını sorduğumda ise daha yolun yarısı. Bir dönem şehrimizin adını yaptığı hizmetler ile gündeme getiren Sayın Valimiz Ali Haydar Öner tarafından kurulmuş Pazar yeri.  Kadınlarımız bu ismi hafızalarına çok güzel kazımışlar. Pazar yeri kurulmadan önce şeleklerine koydukları pancar, pezik, peynir vs. kendi ürünlerini satıyorlarmış. Bir gün Valinin yolu Kümbete düşünce o zaman sayısı az olan kadınlar ile sohbet esnasında isteklerini sormuş. Ve sonrasında üstü kapalı bir Pazar yeri kurulmuş. Fırsat buldukça da ziyaretlerine gidiyormuş. Aradan yıllar geçmiş ta ki Sayın Vali Dursun Ali Şahin zamanına kadar. Sayın Valimizin de yolu yağmurlu bir günde Kümbet’ten geçince  kadınlar pazarına uğramış. Onların soğukta verdiği mücadele karşısında duyarsız kalmayıp Kadınlarımızın hal ve hatırlarını sorma esnasında içlerinden biri;

Halimizden şikâyetimiz yok ama yağmur yağdığı zaman biraz üşüdüklerini söyler.

Bunun üzerine Vali Pazar yerinin yeniden yapılanmasını sağlar.

Aslında kadınlarımız için bulunmaz bir nimettir. Birde kendi aralarında anlaşmayı sağlayabilseler.

Yabancı yok aralarında .Her biri dolaylı yollardan akrabalar. Buna rağmen bazı hanımların Pazar yerine gelen eşlerinden ve çocuklarından şikâyetçiler. Adı üstünde diyorlar. Burası “Kadınlar Pazarı”  kocanın, çocuğun ne işi var diye. Sonra müşteri savaşı veriyorlar. Biranda karışan konular .Eyvah dedim şimdi birde kavga çıkarsa. Baktım olmuyor. Hanımlar böyle olmuyor. Hep bir ağızdan konuşursak ne dediğimiz, nede derdimiz anlaşılır. En iyi içinizden gönüllü biri tüm sorunlarınızı dile getirsin.

En eski pazarcı 30 yıllık olup en yenisi de 13 yıldır orada satıcılık yapıyor. Konuşma bitiminde özetle toparladığım konu aslında çok mantıklıydı.

Ve haklıydılar.

Öncelikle denetim istiyoruz.

Mademki yöresel Pazar yeri burası ise çarşı içinde ki esnaflar denetlenmeli.

Çarşıda, fırıncıda, kasapta bizim sattığımız ürünleri satıyor.

Biz buna karşı çıktığımız zaman aramızda kavga çıkıyor. Sonra kadın olduğumuz için çok fazla sesimizi duyuramıyoruz. Hepimiz senede bir kez Giresun’a toplantıya gidiyor Pazar yeri bedelimizi ödüyoruz.

Kasap etini, fırıncı da ekmeğini satsınlar.

Belki de haklıydılar. Çünkü insanlar alışverişini yayla dönüşü yapıyorlardı. Zaten Kümbet’ten geri dönüş yaparken o mis gibi güzelim pideden almamak ne mümkün. Bu vesile ile de diğer alacaklarını da almış oluyorsun.

Kendilerinin denetlenmemesinden şikâyetçiler. Sabah saat 8.00’den sonra başlayan hayat kavgaları akşamın alaca karanlığında son buluyordu. Çoğu zaman kendi aralarında müşteri kavgaları, tezgâhlarının ana yol işgaline kadarda açıkça söyleyebiliyorlardı.

Benimde şahsım olarak bir önerim var.

Kümbet ‘in güzelliği tartışılmaz. Ama iyileştirmesi acilen masaya yatırılıp tartışılmalı.

İnsan elinin değdiği her yer kirleniyor. Bilinçsiz tüketilen doğal kaynaklar kirlilik ile yok olmaya mahkumdur. Bu yüzden mesire alanlarında gezici bir ekibin olması gerekli, ya da ücret alınmalı. Düşünsenize ormana mantar toplamaya gittiğiniz zaman elinize bir cam kırığı batabiliyor. Etraf çöp atıkları ile dolu. Dışarıdan gelen bir yabancı gözü ile bakmaya kalktığımızda her yer çöp atıkları ile dolu olunca insanın iştahı kaçar. Yok, aslında farkımız. Sadece biraz çeki düzene ihtiyacımız var.

Nasıl ki!

Yılda Ayder Yaylası’nı 10 milyon, Uzun gölü 2 milyon kişi ziyaret ediyorsa bizim yaylaları da en az 2 milyon kişi ziyaret edebilir diyorum. Ulaşım var. İmkân var. Olmayan ise biraz düzen, biraz denetime ve birde çok iyi bir tanıtıma ihtiyacımız var. Hiç değilse dumansız fabrikalarımızı kaybetmeyelim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar