• DOLAR
    7,7383
  • EURO
    9,0924
  • ALTIN
    474,80
  • BIST
    1,1741
ÜNLÜ FOTOĞRAFÇIMIZ ARA GÜLER BU DÜNYAYA EBEDİYEN VEDA EDER

ÜNLÜ FOTOĞRAFÇIMIZ ARA GÜLER BU DÜNYAYA EBEDİYEN VEDA EDER

Bir zamanlar bu toprakların üzerinde birbirinden farklı etnik kimliklere ve farklı inançlara sahip insanlar yaşıyordu…
Ve birbirlerinin acılarını birlikte yaşadıkları gibi, bir o kadar sevinçlerini de birlikte paylaşıyorlardı…
Türk’ü ve Çerkez’iyle…
Kürt’ü ve Ermeni’siyle..
Rum’u ve Gürcü’süyle…
Hep birlikte barış içinde ve kardeşçe yaşarlardı…
Asla ve asla ufak-tefek sorunları büyütüp kavga etmezlerdi…
Ta ki, emperyalistler halkları birbirine düşürüp kavga ettirene kadar!
Ki, yüzlerce ve binlerce yıl birlikte yaşayan bu insanları emperyalist güçler ve ittifaklar, her birinin ocağını söndürüp; sağa-sola savurmuştur…
Bunlardan biriside Ermeni Türk vatandaşı olan Ara Güler ailesidir…
1900’lü yılların ilk çeyreğine kadar Şebinkarahisar- Yaycı Köyünün sevilen sakinlerinden olan Ermeni kökenli Türk vatandaşı: Dajad Derderian ile karısı Verjin -o dönemin taşeronları- tarafından çıkarılan huzursuzluklar nedeniyle çok sevdikleri komşularından ve Şebinkarahisar Yaycı Köyünden ayrılmak zorunda kalırlar…
İşte bu nedenle dünyanın en büyük fotoğraf sanatçısı olan Ara Güler 1928 yılında İstanbul’da dünyaya gelir…
Ama çocukluk yıllarında hiç mi hiç, doğru-dürüst baba ocağı olan Giresun Şebinkarahisar-Yaycı Köyüne gelmek nasip olmaz…
Hatta babası yaşlanana kadar Şebinkarahisar’a hiç gelememiştir…
(durun en iyisi bundan sonrasını kendi anlatımından dinleyelim)
“Ben Şebinkarahisarlı olduğumu ilk önce arkadaşım Aziz Nesin’den öğrendim. Onunla komşu köylerdeniz. Onun köyü Ocaktaşı, benim baba köyüm ise Yaycı köyü.”
1950’lili yıllardır…
“Bir gün babam, dünyanın her yerine gidiyorsun. Babanın köyünü hiç merak etmiyor musun?” dedi…
“Hadi gidelim” dedim.
Vapura binip Giresun’a gittik…
Giresun’dan-Şebinkarahisar’a taksi tuttuk.
Oradan Yaycı köyüne gittik.
Babam doğru evi aradı, bulamadı…
Kiliseyi aradı bulamadı…
Mezarlığı tarla yapmışlar…
Çocukken yüzünü yıkadığı üç gözlü çeşme vardı, o kalmış. Oraya götürdüler yüzünü yıkadı…
Evinin olduğu yerde harmanlık vardı.
“Çocukken anam beni dövenin üzerine koyar, dolaştırırdı” dedi…
Hemen köylüler döven getirip kurdu.
Babamı da içine koydular, döndü…
Bende fotoğrafını çektim. Baktım babam ağlıyor.
Altı yaşında bıraktığı köyüne benimle beraber dönünce çocukluğu aklına gelmiş.
*** *** ***
Sonra Sivas’a dönmek için araba tuttuk. Yolda giderken “unuttum” dedi.
“Buranın karayemişleri meşhurdur. Anam beni İstanbul’a mektebe gönderirken yanıma torba içinde yemişler vermişti. Onları yiyerek gelmiştim. Benim memleket sevgim yemişle başlar. Geri dönüp alalım” dedi…

Bende; “Baba gözünü seveyim…100 Kilometre yol geldik. Şimdi yemiş için 100 kilometre tekrar geri döneceğiz, sabah olacak, başka sefer alırsın” dedim…
İstanbul’a döndük…
*** *** ***
Babam dört ay sonra öldü.
Meğer derdi, oğlunun onu köyüne götürmesiymiş.
Cenazeye gideceğimiz gün evin kapısı çalındı.
“Kimsiniz?” dedim…
“Dacat Güler’i arıyoruz” dediler.
“Dacat Güler’i kaybettik, şimdi cenazeye gidiyoruz, isterseniz sizde gelin” dedim…
Meğer gelenler, köyde bizi gezdiren köylülermiş…
“Sizde gelin cenazeye” dedim.
Baktım yanlarında birde sandık vardı. Baktım karayemiş getirmişler…
Babamın almak istediği, hasretini çektiği karayemişler…
Çocukluğunda yediği, kokusunu aldığı, kendi memleketinin yemişleri…
“Hepsini ceplerime doldurdum, ceplerim şişti. Öyle gittim cenazeye…
Tam babamı toprağa koyacaklar “açsanıza tabutu” dedim.
“Olmaz dine aykırıdır” dediler…
“Siz açın bir şey koyacağım” dedim…
Açtılar, döktüm yemişleri…
Babamın çocukluğunun yemişleriyle birlikte gönderim öteki dünyaya…
Şişli mezarlığında yatıyor şimdi…
*** *** ***
Şimdide Ara Güler gidiyor babasının yanına…
Belki şimdi karayemiş götüremiyor babasına ama “dünyanın en büyük fotoğraf sanatçısı” unvanını götürecektir muhtemelen!
Dünyanın en büyük fotoğraf sanatçısı…
(ama o kendini hiçbir zaman sanatçı olarak tanımlamak istemedi)
Hep “ben fotoğraf muhabiriyim” dedi…
İşte o büyük insan 17 Ekim tarihinde ve 90 yaşında aramızdan ayrıldı.
Güle güle Ara güler…
Toprağın bol, yattığın yer çektiğin fotoğraflar gibi ışık olsun…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar