• DOLAR
    8,0883
  • EURO
    9,5805
  • ALTIN
    496,01
  • BIST
    1,1831
ŞU ZEHİRLENME OLAYINA BİR EL ATALIM BAŞKA NASIL ZEHİRLENİYORUZ BAKALIM

ŞU ZEHİRLENME OLAYINA BİR EL ATALIM BAŞKA NASIL ZEHİRLENİYORUZ BAKALIM

 

Sizlerinde bildiği gibi iki-üç gün önce Manisa ve Afyon ilimizde askerlerin ‘yemekten zehirlenmesi’ olayını yaşadık…

Ve askerlerin ‘zehirlenmesine’ sebep olan şirketin adı biliniyor.

Dört yıl önce küçük bir sermaye ile işe başlayan bu firmanın dört yıl içinde sermayesini 70 kat arttığı da söyleniyor…

Ancak askerleri ‘beslenme’ yoluyla ‘zehirleyen’ bu firmaya ne gibi yaptırımlar yapılacak, nasıl bir cezai işlem yapılacak şimdilik bu bize karanlık; bilinmiyor!

Ancak daha önemli ve asıl bilinmesi gereken bir zehirlenme olayı var ki; o biliniyor ama söylenmiyor!

Yani bilinmesi istenmiyor!

Bilinmesi istenmediği içinde bile-bile toplumdan saklanıyor!

Ki, bu ‘zehirlenme’ biçimi üstelik daha tehlikeli…

Ve bilinç-ötesi yaşayan insanlarımızı sinsi-sinsi, herkesin gözleri önünde öldürülüyor…

Neyle mi?

Durun acele etmeyin, az sonra aklımın erdiği kadarıyla ve aklıma gelenleri anlatmaya çalışacağım…

Ve unuttuklarım olursa da; artık eksiklerimi sizler tamamlarsınız!

(dedikten sonra) şöyle bir örneklemeyle hızlandırmak istiyorum anlatmak istediklerimi;

Sizlerinde bildiği üzere zehirlenmenin bin-bir türlü çeşidi var…

Mantar zehirlenmesi var…

Bakırdan zehirlenme var…

Kömür zehirlenmesi var…

Zehirli gaz zehirlenmesi var…

Var oğlu var!

Ve bu zehirlenmelerin farkına erken varılırsa; insanın kurtulma şansı da var…

Peki, şimdi sıralayacağım zehirlenmelerin farkına varıyor muyuz acaba?

Örneğin; birilerinin kültürel değerlerimizin içine zehir kattığını ve sabah-akşam bizlere ilaç gibi içirip; zehirlediğinin farkında mıyız?

Hem de sevdire-sevdire!

Beynimizin içine şırınga ede-ede!

Hemde sevkten bizi deli edercesine ‘zehirliyorlar’ da bizler onun farkına varmadığımız gibi, bizi zehirleyenleri farkında olmadan onlara alkış bile tuttuğumuzu?

Hatta bize ‘zehirleniyorsun’ diye iyi niyetle uyarı yapanları yerden yere vurduğumuzun farkında mıyız?

Siz o güzelim türkülerimizden ve şarkılarımızdan nasıl uzaklaştık sanıyorsunuz!

Siz birbirimize gösterdiğimiz sevgi ve saygıyı nasıl ve nerelerde düşürüp, yitirdiğimizi sanıyorsunuz?

Bir zamanlar birbirimize ‘merhaba’ ve ‘iyi günler’ temennilerinde bulunurken ve şimdi de ya Arabistan diliyle konuşma özentisinin içindeysek, ya da batılıların diline özenip “Çav!” veya “Çüss!” gibi sözcükleri medeniyet veya bizim kültürümüz sayıyor ve bu tür konuşmaları da ‘övünç’ vesilesi yapıyorsak;

Bu bir ‘kültürel zehirlenme’ değildir de, nedir Allah aşkına?

Hemde tedavisi uzun süre mümkün olmayan bir zehirlenmedir!

Gün geçtikçe kitap okumadan uzaklaşan bir toplum!

Hatta kitap ‘okumayanı’ değil de, kitap okuyanı yadırgayan bir toplum ‘zehirlenmemiş’ de ne olmuştur Allah aşkına lütfen söyler misiniz?

Gazete-kitap okumayan…

Sadece efendisinin ağzına bakıp, onun konuşmalarına inanan!

Aptal kutusu gibi kullanılan televizyonun başından kalkmayan!

Ve bu ‘aptal kutusunun’ pompaladığı yoz, cıvık ve abuk-sabuk, saçma-sapan bilgilerle ukalalık yapanlar ‘zehirlenmemiş’ de kim ve kimler zehirlenmiştir?

Hey anam hey!

Manisa da ve Afyon da salt askerlerimiz yediği yemeklerden zehirlenmiyor arkadaş…

Organik ve doğal beslenmelerden gün geçtikçe bizlerde yavaş yavaş zehirleniyoruz!

Hatta zehirlendik bile…

Siz gün geçtikçe ‘kanser hastalığının’ çoğalmasını neye yoruyor ve nerelerden geldiğini sanıyorsunuz!

Anadolu mutfağımızın o zengin kültürünü unuttuk be kültürünü!…

Evde annemizin tereyağı ile kızarttığı ekmeği değil, marketlerde aylar öncesinden poşet içinde saklanan ve adına ‘Hamburger, Çizburger’ gibi (kimyasal ilaçlarla saklanan) gıdalar sağlığımızı çizmiyor da, ne çiziyor sanki?

Listeyi uzatın uzatabildiğiniz kadar…

Uzun sözün kısası;

Gün geçtikçe kendi-kendimizden uzaklaşıyoruz!

Ne ekiyor,nede biçiyoruz…

Dışarıdan ne getirip satıyorlarsa; onu alıp yiyoruz!

Yediklerimizin içinde ne var, ne yok bilmiyoruz…

Daha doğrusu farkında olmadan zehirleniyoruz!

Bilmem ki üzerinde düşünmeye değir mi?

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar