• DOLAR
    7,6306
  • EURO
    8,8946
  • ALTIN
    455,98
  • BIST
    1,1645
ÖNCE MOTİVASYON SONRA BAŞARI (2)

ÖNCE MOTİVASYON SONRA BAŞARI (2)

Motivasyon bir tür isteklendirmedir.

Çoğunlukla eğitim alanında kullanılmakla birlikte, diğer tüm sektörlerde çalışanlar için de söz konusudur.

Çocukluktan itibaren yaşamın her aşamasında başarıyı artırmanın en etkili yolu olarak görülür.

Öncelikle aile ve öğretmenlerin öğrenciyi isteklendirmenin yollarını çok iyi bilmesi gerekir.

Bu iki öğe birbirlerine destek verdiklerinde istenilen sonuca daha kolay ulaşılacaktır.

Aile olarak neler yapılabilir?

Onlara düşen roller nelerdir?

Ailenin, çocuğun sevdiği etkinlikleri öğrenmesi onun isteklendirilmesini artırmak için yapılacak ilk hamledir.

Onun nelerden zevk aldığı ve hoşlandığının bilinmesi önem taşır. Ara sıra sevdiği bir etkinliğe birlikte gitmek, oynadığı oyuna eşlik etmek özgüvenini artıracaktır.

Çocuğun yaşamdan beklentilerini, gelecek için ne istediğinin bilinmesi ve bu durum dikkate alınarak planlama yapılması önemlidir.

Başarılı olması ve hedeflerine ulaşmasının aile için ne kadar değerli olduğunun hissettirilmesi, asıl amacın fark ettirilmesi, sorumluluğunun farkına varması yönünden önem taşır.

İsteksiz ve umursamaz davrandıklarında onların sorumluluklarını üstlenmeye çalışmak isteklendirmenin önüne engel olacaktır.

Bırakınız kendileri başarsınlar. Ancak, gereksinim duyduklarında destek olmak daha da verimli olacaktır.

Belirlenen hedefleri gerçekleştirmek için planlı bir çalışma ön koşuldur. Yaşam boyunca disiplinli olunduğunda ipi göğüslemek kolaylaşacaktır. Ancak disiplinli olmak katı, vazgeçilmez, belirli zamana sıkıştırılma, mutlak surette uyulacak, değiştirilemez anlamı taşımamalı.

Çocukların sosyal, kültürel, sportif etkinliklere katılacağı, ders dışı zamanlarında yapacaklarının birlikte belirlenmesi ve tamamen esnek olması ancak, uygulanmasına dikkat edilmeli, izlenmelidir.

Belirlenen planlamaya uymayan, savsaklayan çocuklara karşı yaptırım uygulamak gerekir.

Amaç onu cezalandırmak olmamalı, yerine getirmediği sorumluluklarının bir sonucu olarak düşünülmelidir.

Çocuğun hangi durumlarda, nelerle karşılaşma olasılıklarının bulunduğu, hangi önlemlerin alınabileceği hakkında önceden bilgilendirilmeli, ortaklaşa belirlenmeli.

Sürekli istekli olmanın en önemli başlangıcı hedeflerin önceden bilinmesidir.

Bunu yaparken çocuğun mevcut alabilirliği, yeterliliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Uzun ve kısa zamanlı hedefler belirlendiğinde işler daha da kolaylaşacak, hangi alanda başarılı olunduğu ya da desteğe gereksinim duyulduğu bilinecektir.

Hedeflere ulaşabilmek, başarıyı yakalayabilmek için öncelikle inanmak gerekir.

Kendine olan inancı sağlayabilecek kişi yine çocuğun kendisidir.

Onda var olan yeteneklerin ortaya çıkarılması, ihtiyaçların neler olduğunun bilinmesi öncelikli olmalıdır.

Çocukta doğuştan var olan isteklendirmeyi özgüven eksikliği, başarı beklentisi, baskı ve her zaman en iyisini yapması isteği gibi etkenler azaltacaktır.

Hem sınıf, hem de evde en iyi öğrenme ortamı hazırlanmalıdır.

Sınıftaki ortamı hazırlamak öğretmene ait olup, evdeki ortamın nasıl hazırlanması gerektiğine yönelik destek alınmalıdır.

Elverişli ortamda hazırlanan çocuklar kendi öğrenme hızları, gelişmeleri, stillerine göre işbirliği içersinde ve çatışmalardan uzak biçimde yaşamayı öğreneceklerdir.

Barışçıl bir ortamda çocuklar sosyal ve duygusal gelişmeleri için son derece önemli olan güven duygusunu geliştirecek ve üst düzeyde motive olacaklardır.

Bilinmesi gereken, başarıya ulaşma yolunun isteklendirmenin yüksek tutulmasından geçtiğidir.

Açıklama: Milli Eğitim Müdürlüğü’ne sunulan 05.11.2015 sayılı dilekçemize yanıt verilmemekte. Yetkililerin, “Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun” un 7. Maddesini okumaları önerilir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar