$ DOLAR → Alış: 5,77 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

O GENÇLERİ ANLAYABİLSEYDİNİZ..

Abdullah KESKİN
Abdullah KESKİN
  • 23.07.2019
  • 1.105 kez okundu

ABD’nin, ‘teslim alındığında çok olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalırsınız..her alanda yaptırım uygularız…’ diyerek küstahça tehdit ettiği, aylardır konuşulup tartışılan Rusya yapımı S-400 savunma sistemi ülkemize yerleştirilmeye başlanıldı.
1950’lerde bu yana, ‘dünya benden sorulur, ben yönetirim…’ yaklaşımı ile hareket eden ABD nasıl bir misilleme yapacak, yaptırımların sınırları nerelere uzanacak, diğer ülkelerden ne tür destek alacak, artı ve eksileri, getiri ve götürüleri, sonuçları itibariyle yaşanabilecekler ne olabilir, denge kurulabilir mi?… gibi yığınla sorular bulunmakta.
70 yıldan bu yana NATO üyesi olan ülkemiz, ABD ile Rusya arasındaki sıkışmayı hangi yöntem ve stratejiyi uygulayarak aşabilecek?
ABD’nin tüm itirazlarına karşın, S-400 sistemi yerleştirilmesi bir meydan okuma mı?
F-35, S-400 hava savunma sistemlerinin teknik analizi ve kıyaslamalarını yapmak bizim işimiz olmadığı gibi haddimiz de değil.
Ülkenin gereksinimi dikkate alındığında değerlendirecek olan devleti yönetenler.
Zaman zaman inişli çıkışlı seyir sürdüren Türkiye, ABD ve NATO bir zincirin halkaları gibiydiler.
Şimdilerde ise, en zayıf noktasında bulunan halkalar tamamen kopacak mı?
Ne tür önlem alınacağını kısa zamanda göreceğiz.
Dünyanın en belalı coğrafyasına yer alan ülkemiz, bulunduğu stratejik konum itibariyle bölgesel güç olmak zorunda.
Bir zamanlar çekirdeğinde yer almaya çalıştığımız, eş başkanlığına soyunduğumuz, ABD projesi BOP istenilen hedefe ulaşamadı.
Kanlı da olsa orta doğudaki hedeflerini çoğunlukla yakalayan ve sınır komşumuz olan 11 bin km. uzaklıktaki ABD, çıkarlarımızın rotasını kendine uygun belirlemek istemekte.
Ülkemiz, güneyi ve Akdeniz üzerinden kuşatılmak istenilmekte.
Öyleyse, kendisini savunma hakkını kullanmak durumunda.
ABD ile her konuda anlaşmak zorunluluğumuz bulunmamakta.
Sonuçlarına katlanırsınız diyerek ‘aba altından sopa gösteren’, aynı telden çalan ABD, NATO ve AB ile mücadelek durumundayız..
Tüm uğraşımız kendi güvenlik sistemimizi devreye koyabilmek.
Akdeniz’de bulunan doğalgaz, Ortadoğu petrollerini ele geçirmek amacında olan ABD ve Rusya’nın, bölgeye egemen olma mücadelesinde büyük bedeller ödedik.
Kendilerini, diğer ülkeleri terbiye etmekle yükümlü olduğunu görenlerin oyunu asla bitmeyecek.
‘Amerika’nın sınırları Kars’tan başlar’ diyerek, yaşadığımız coğrafyaya binlerce kilometre öteden gelen emperyalistlere karşı mücadele veren, bu uğurda canlarını feda eden Harun Karadeniz, Deniz Gezmiş ve daha yüzlerce yurtsever devrimci gençleri şimdilerde daha iyi anlayabiliyor musunuz?
Onlar, 1968 yılı Temmuz ayında İstanbul’a demir atan 6. Filo’yu, ‘Ne Amerika ne Rusya tam bağımsız Türkiye, Kahrolsun ABD, defol..’ sloganları ile protesto ederlerken, ABD gemilerini kıbleleri kabul ederek namaza duran, coşkuyla alkışlayan, karşı olanları komünist olmakla suçlayan içteki işbirlikçileri de tepki verebilseydi bugünlere gelmezdik.
Bölgenin enerji ağırlıklı yer altı zenginliklerini sadece kendilerine ait olduğunu zannedenler, bu coğrafyanın Türkiyesiz şekillenmeyeceğini de bilmekteler.
Yaptırımlara karşı ‘kısasa kısas’ uygulaması ile İncirlik, Kürecik üslerinin kapatılmasına ne dersiniz?
Haklı ve hakkı olanın değil, güçlü olanın kazandığı anlayışa dur denilmeli.
‘Filler tepişir çimenler ezilir’ sözü Türkiye için geçerli olamaz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ