• DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
NOSTALJİ – 1 (KİMLER GEÇTİ BÖYLE)

NOSTALJİ – 1 (KİMLER GEÇTİ BÖYLE)

Bu hafta siyaset yazmayı planlıyordum.

Yaklaşan yerel seçimler öncesi merkez dâhil tüm ilçelerde bir ön panorama hedefliyordum.

Son anda Facebook’ta gezinirken fikir değiştirdim.

Sevgili kardeşim Tarihçi Yazar Hüseyin Gazi Menteşeoğlu’nun bir paylaşımı dikkatimi çekti. Yaşamımın önemli köşe taşları diyebileceğim 3 güzide insan yan yana idi. Her biri Giresun için bir ömürdü. Biri bendenizi 38 yıl önce gazeteciliğe başlatan üstat Hasan Öğütçü, diğeri Gazeteciler Cemiyetinin en genç yönetim kurulu üyesi olmama vesile olan başkanım Ali Gülertekin ve bana Giresunlu olmanın erdemini öğreten ve tarih bilincini aşılayanlardan biri Erden Menteşeoğlu…

Daha sonra başka bir paylaşım; Yalçın Gülertekin. Babalarından aldıkları kültür ile Giresun yazım aleminde yazıları ile yer edinmişti en büyükleri. Bir ufağı Taylan Gülertekin.

Burada bir paragraf açmak istiyorum.

Tarihini net olarak ifade edemeyeceğim bir zamanda Aksaray’da kaldığım bir otelde televizyon izlerken haber yorum yapmakta olan bir ses dikkatimi çekmişti.

Tanıdık bir ses idi o… Ama kimdi?

Fazla uzun sürmedi; o ses bizim sevgili Taylan’dan başkası değildi.

Ertesi gün Taylan’ın çalıştığı televizyon kanalının gece haberleri müdürü olduğunu öğrendim. Cep telefonundan arayarak ziyaretine geleceğimi söyledim. Akşama doğru Bakırköy marinadaki televizyon kanalına vardığımda gayet mütevazi tavırla karşılamıştı beni. Yaklaşık 2 saat fasıla da vererek yaptığımız sohbetten sonra mutlulukla ayrılmıştım.

Bu sene 38’ine merdiven dayadığım meslek yaşamım da neler gelmiş ve neler geçmiş.

Yusuf Zeki Akdağ… Mustafa Dağ… Nihat Tığlı… Ahmet Cengiz Demiralp…

Har biri hayatımda iz bırakan insanlar.

Yusuf Zeki Ak dağ deyince imla kuralları gelir aklıma. Mustafa Dağ beni bu günlere gelmemin temelini hazırlayan yegâne insandı. Nihat Tığlı, mizahi yeteneğimi keşfederek her Cumartesi yayınlanan sayfanın yönetmenliğini tarafıma veren ağabeyim. Ahmet Cengiz Demiralp ise Mor Dağdaki Ala Serçe’nin hikayesi ile gönlümüze taht kurmuştu.

Ahmet Kayacık apayrı bir cevherdi.

O dönemden hayatta kalan Ünal Malkoç, Ersen Konal ve Selami Çelebi bana göre yaşayan efsane idi.

Mekânları cennet olsun, yaşayanlara Allah sağlıklı uzun ömürler nasip eylesin.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar