• DOLAR
    7,6392
  • EURO
    8,9781
  • ALTIN
    467,35
  • BIST
    1,1748
İMAM-HATİP MESLEK OKULU MU? SİYASİ PARTİLERİN BİR KOLU MU?

İMAM-HATİP MESLEK OKULU MU? SİYASİ PARTİLERİN BİR KOLU MU?

Hı?
Sahi sizler nasıl bakıyorsunuz veya ne düşünüyorsunuz; mevcut eğitim sisteminin -gün geçtikçe- İmam-Hatip’leştirme konusuna?
Hani yıllardır her önüne gelen; Ülkemiz nüfusunun yüzde/doksan dokuzunun hep ‘Müslüman’ olduğunu ileri sürüyorlar da, onun için bu soruyu sorma gereğini hissettim!
Yani bir başka ifadeyle demek istiyorum ki;
Ülkemizin yüzde-99’u Müslüman olmayı Müslüman ama;
Daha hala ‘İmam-Hatip’leştiremediklerimiz var galiba!…
Onun için gün geçtikçe (daha önceleri bir meslek okulu olan) son yıllarda mesleki yolculuğu terk ederek, başka bir yolculuğu tercih etmeye başlayan okullarımızdan söz etmek istiyorum bugün…
Bugün ülkemiz nüfusunun 81 milyon olduğu söyleniyor.
Ve bu nüfusun %99’u Müslüman olduğuna göre…
Bu durumda geriye kalan %1 rakamının içerisini de şu inanca ve mezhebe mensup insanlar dolduruyor;
Eğer resmi istatistikler de yalan konuşmuyorsa; laik Türkiye’nin ‘Din Haritası’ şöyleymiş;
% 99’u Müslüman ve Hanefi mezhebine bağlı…
Geriye kalan %1’lik dilimin inanç ve mezhep dağılımı ise şöyle;
20 milyon alevi…
500 bin Caferi..
23 bin Yahudi..
65 bin Hıristiyan…
10 bin Bahai…
5 bin Yezidi…
4 bin Yahova Şahidi.
Ülkemiz nüfusuna kayıtlı olup ve (tıpkı bizlerin haklarına sahip) Türkiye vatandaşı olarak bu toprakların üzerinde yaşıyor…
Şimdiiiiiii!
Burada azcık durup; üzerinde düşünülmesi gereken bir durum var…
Ve o’da şu; bu %99’un; dini ibadetlerini yapmaları için her türlü gereksinimleri devlet bütçesinden karşılanıyor da;
Neden (Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmalarına rağmen) %1 gibi küçük bir gurubun ‘dini inançlarını’ daha rahat ve daha laik bir şekilde yerine getirmeleri için; devlet neden bu farklı inanç gurubuna mensup vatandaşlarımızın inançlarına saygı duyup; Neden onların inançlarına maddi ve manevi katkı sağlamıyor?
Üstelik sayıları yüzde-bir kadar küçük bir oran olmasına rağmen; neden onların okul ve mabetlerinin, din görevlilerinin gereksinimlerini sağlayıp, neden buna benzeri alt-yapılarını organize etmiyor devlet?
Yani demem o ki; “mademki laik bir devletiz”
O zaman bütün dinlere ve mezheplere aynı mesafede durup ve aynı -sayısal ölçeklerine göre- gerekli yardımı (eğer verilecekse) hepsine de vermemiz gerekmiyor mu?
Örneğin bugün %99’luk inanç gurubunun dinsel inançlarını daha rahat yerine getirsin diye bir Diyanet İşleri Başkanlığı var…
Hem de 11 bakanlığın bütçesinden fazla bir bütçesi var…
Ha bu arada unutmadan bir parantez açarak söylemeliyim ki;( eğer ben yanlış bilmiyorsam, bu diyanet başkanlığı da bütün din ve mezheplere hizmet etmesi gereken bir şemsiye olarak görev yapması gerekmiyor mu?)
Her neyse…
Eğer istatistiki veriler yanlış değilse, ülkemizde 90 bin cami var.
81 ilin müftüsü tam-tekmil görevinin başında olduğu gibi aynı zamanda kendilerine -kontenjan açılmış- bir, iki ve en az üç-dört tanede Müftü yardımcıları var…
Ülkemizde kaç ilçe varsa; hepsinin Müftüleri de mevcut…
Hatta müftülük kadrosu dolduğu için (gerideki müftülük diploması olanlar boşta kalmasın diye) devletin diğer hizmet birimlerinde görevlendiriliyorlar!
Yani yavaş-yavaş özetleyerek sonlandıracak olursak;
Ülkemizin kasaba ve köy sayısından fazla ‘cami’ var…
Camilerde; İmam ve Hatip eksikliği de yok çok şükür…
Ama yine de gün geçtikçe İmam-Hatip Okullarının sayısını çoğaltmaya çalışıyoruz…
Hatta eskiden adı lise olan veya ‘meslek okullarının’ da içini boşaltarak ‘İmam-Hatip okullarına çeviriyoruz…
Allah çok şükür 110 dolaylarında İlahiyat Fakültemiz var…
İşin en düşündürücü yanı da, bütün bunlar yetmiyormuş gibi; ülkenin dört-bir yanına dağılmış ve (dini hizmet veren) bir sürü Cemaat-Evleri ve Tarikatlarımız var; (alın size birkaç örnek)
Sizlerinde bildiği gibi (bir zamanlar) en büyük ve en hatırı sayılır Cemaat örgütümüz (cemaatlerin içinde %61 gibi bir rakamla) en büyük Cemaat örgütü olup ve yine çok iyi ‘din hizmeti veren’ hayırlı bir cemaat örgütüydü!
Daha sonra ‘paralel yürüyüşü’ terk edip,bilinmeyen yüzü görüldü!
Öteki dini örgütleri’de anımsamak ister misiniz?
(Sayıları çok olduğu için ben ancak bazılarını vereceğim)
Süleymancılar
Menzil Cemaati
Nakşibendi Cemaati
İsmailağa Cemaati
Aziz Mahmut Hüdai Cemaati
Yahyalı Cemaati
Alvarlı Efe Cemaati
İskender Paşa Cemaati
Kırkıncı Hoca Cemaati
Işıkçılar Cemaati
Vesaire, vesaire…
Daha bunun on katı ‘cemaat örgütümüz’ var…
Şimdi sizlerde belki haklı olarak diyeceksinizdir ki;
Başımızda 11 Bakanlığın bütçesinden fazla bütçeye sahip; Diyanet Başkanlığı gibi bir ‘başkanlık’ var…
Yüzlerce müftü, binlerce imam ve milyonlarca ‘hatip’ var!
Diğer meslek okullarından ve liselerden daha çok İmam-Hatip okulu var…
110 dolaylarında İlahiyat Fakültesi var…
90 bin Cami var…
Daha kestirmeden söylersek; siyasi yöneticilerimizin ve bütün devlet dairelerindeki yöneticilerimizin hepsi de ‘dini-bütün’ ve bilumum hepside dindar!
O halde bu kadar ‘cemaat örgütüne’ ne gerek var?
Gibi bir düşünceniz varsa eğer;
İnanın bunların ‘yanıtı’ bende yok!…
Ama burada bir parantez içinde söyleyecek olursam; (ileride bu küçük cemaatlerde zamanla büyüyüp, belli süre paralel yürüyüp ve daha sonra ortaklık bozulduktan sonra) “Darbe-Marbe” gibi bir girişimleri olur mu? orasını da bilemem işin doğrusu!

Sonuç;
Dünyada 188 ülke arasında eğitimin kalitesi ölçülmüş ve bizim ülkemiz sıralamada 71. sırayı almış…
Diğer taraftan ‘adalet’ sıralamasında ise 99. sıradaymışız…

Eğitim kalitesi ölçümünde; Antigua, Barbuda, Seyşeller, Mauritus ve Kosta Rika’nın bile arkasında kalmışız…
Sakına-sakın bu ülkelerin harita üzerinde bana narada olduğunu sormayın; vallahi de bilmiyorum, billahi de bilmiyorum!…
Eğer sizler biliyorsanız; nerede olduğunu sizler bana söyleyin…
Biliyorum canım, bugünkü sohbetimiz ötekilerden de uzun oldu.
Ama anlatılması gereken olaylarda fıkra gibi anlatılmıyor ki birader!..
En azından ben beceremiyorum bir türlü kısa anlatımları…
Hani biz eski eğitimciler; dersi anlattıktan sonra (öğrencilerin anladıklarından emin olmak için) sorarız ya; “anladınız mı?” diye.
Belkide o alışkanlığı sürdürüyorum hala…
Neyse…
Tekrar görüşmek üzere;
Hoş kalın,
Hoşça kalın,
Toplumsal konulara duyarsız kalmayın…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar