• DOLAR
    7,6993
  • EURO
    8,9941
  • ALTIN
    460,85
  • BIST
    1,1663
İLİMİZ DE GÜZEL BİR SANAT SALONU OLSA GENÇLER ETKİNLİKLERİNİ BURADA YAPSA

İLİMİZ DE GÜZEL BİR SANAT SALONU OLSA GENÇLER ETKİNLİKLERİNİ BURADA YAPSA

Fena mı olur?
Bence harika olur…
Hem de öylesine harika olur ki;
Gençlerimiz, sanat etkinlikleriyle yoğrulup-kavrulur!
Üstelik neden olmasın?
Yaşadığımız kentte yoksa; iş alanları yok…
Yoksa; fabrika yok…
Gerçi elimizde bir Kağıt fabrikamız vardı ama, onuda sattık…
Fiskobirlik bünyesinde -azda olsa- üretim yapan bir entegre tesislerimiz vardı; onunda kapısına kilit taktık!
Parmakla sayılacak kadar bir-iki özel sektör vardı; onlarında ömrü fazla sürmedi…
Kimileri iflas bayrağını çekti, kimisini de batırıp kapattık!
Yani demem o ki; (amiyane tabirle) dımdızlak ortada kaldık!
Cümle aleminde bildiği gibi fındık dersen artık para etmiyor…
Şehir merkezinin neresine gidersen-git; ithal mal satışından geçilmiyor!
Herkesin ‘bankamatik kartla’ alışveriş yaptığından, ödeme zamanı geldi mi; bankaların önünden geçilmiyor!
Kısacası (başka yerleri bilmem) benim kentimin insanı üretimden uzak bir şekilde olup; ‘tüketim kültürünün’ içinde yaşıyor…
Ve sözü tekrar sohbetimizin ‘üst başlığına’ getirecek olursak;
İlimiz Giresun -iş aramak- için bir yandan dışarıya gurbetçi göçü verirken, bir yandan da o sayısal boşluğu Giresun Üniversitesine gelen öğrenciler doldurmaktadır…
Bu nedenle öğrencilerden oluşan yoğunluk nedeniyle Giresun’un bugünkü il merkezi nüfusu 115 ve 120 bin dolaylarında…
Yani son yıllarda öğrenci ağırlıklı bir nüfusa sahip olduk…
Ama ne var ki,bu kentimize gelen üniversiteli öğrenciler, nerede yatıp, nerede kalkar?
Kaldığı yerlere nasıl gider, nasıl ulaşım yapar?
Sosyal ve kültürel eksiklerini nasıl ve nerelerde karşılar?
Kimse kusura bakmasın ama, bütün yönetsel erkler ve ilimizin sivil kanaat öncüleri bu öğrenci sorunlarından bir-haber!…
Yani üniversiteli öğrenciler başta olmak üzere, ilimizde yaşayan tüm gençlerin sorunlarına biraz omuzdan bakılıyor gibi geliyor bana…
Örneğin, ilimizde sanat etkinliklerinin çok yapılmak istenmesine rağmen, doğru-dürüst bir salonumuz yok…
Biraz öncede belirttiğim gibi il merkezinde (sadece üniversiteli ve liseli öğrenciler) 20 ile 25 bin dolaylarında…
Ama (Belediyenin 200 kişilik salonundan) başka sanat etkinliği yapacak bir salon yok…
Zaten belediyenin salonu da, belediyecilere anca yetiyor…
Yani demem o ki; bunun dışında herhangi bir ‘Sahnesi’ olan bir ‘Sanat Salonu’ yok…
Yaklaşık altı-yedi yıldır ‘sanat etkinlikleri’ ve organizasyonları iyice dibe vurdu…
Yani gün geçtikçe gençler -amatör sanat yapmaktan-uzaklaştıkça uzaklaştı…
Sanat yapmak isteyenlerde bin-bir zorluklar içinde ve bütün var olan olumsuzlukları ‘olumluya’ çevirerek, küçücük odalarda sanat etkinlikleri provası yapmaya çalışıyor…
Tıpkı bizim yaptığımız gibi…
(Görselde sizlerle paylaştığım resimde de gördüğünüz gibi)
Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği-Giresun TÜFAD Şubesi de kendi bünyesinde yaptığı etkinliklere bu dönem ‘tiyatro etkinliğini’ de ilave ederek -Kurtuluş Savaşını- konu alan (benim yazıp ve yönettiğim) “Bu Nöbet Zor Nöbet” oyununu sahnelemek istiyor.
Ve (prova yapacağımız salon olmadığı için) Derneğin Yönetim Kurulu Odasında çalışıyoruz…
Yani Giresun TÜFAD Şubesinin iki yıldır yaptığı ve bundan sonra geleneksel hale getirmek istediği ’19 Mayıs Gençlik Bayramı’ günlerinde yaptığı etkinliklere yetiştirmeye çalışıyoruz provasını yaptığımız tiyatro oyununu…
Kısacası -prova yapacak bir salonumuz olmadığından- bütün olumsuzlukları-olumluya çevirerek sanat yapmaya çalışıyoruz.
(bundan bir yıl önce prova yapacağımız bir salon bulamadığımız için çalıştığımız bir tiyatro oyunu yarım kalmış, devam etmeyip vazgeçmiştik)
İnşallah bunu moralimiz bozulup yarıda bırakmayız…
Bırakmayız da; sağ-selim hedeflediğimiz günü çıkarır sahneleriz.
Şimdi sizde diyeceksiniz ki; “Hem salon yok diyorsun ve hemde sahneleriz” diyorsun…
Salon yoksa, nerede sahneleyeceksiniz?
Vallahi görünen o ki; küçücük de olsa, sahnesi olan okullara gidip rica edeceğiz veya yalvaracağız…
Daha da olmadı -havların iyi olduğu günleri bekleyip- açık havada oynayacağız…
Yani elde-avuçta ne varsa, kendi olanaklarımızı kullanacağız…
Umarım başarırız…
Sanat-manat tantanasıyla sizlerinde başını ağrıttım;
Lütfen kusura bakmayınız…

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar