• DOLAR
    8,0966
  • EURO
    9,5734
  • ALTIN
    495,80
  • BIST
    1,1817
İKTİDAR, YİNE HALKI KANDIRIYOR!

İKTİDAR, YİNE HALKI KANDIRIYOR!

Sanırım referandumda “evet” amaçlı çalışan bir ‘Politika Üretim Merkezi’ var! Bu merkez, ekranlara çıkan yandaşlara ve siyasilere propaganda amaçlı destek veriyor.

Bunu nereden mi çıkardım.

Ekranlarda arz-ı endam eden “evet” yanlısı gazeteciler, akademisyenler, hukukçular ve siyasiler genelde tezlerine dayanak olarak iki konuya özel olarak vurgu yapıyorlar.

Bu iki konudan teki; 19 Şubat 2001 yılında Milli Güvenlik Kurulunda yaşanan Sezer- Ecevit arasındaki anayasa kitabı konusudur.

Diğeri ise “iki başlılık önlenecek” söylemidir.

Yandaş gazeteciler, akademisyenler, hukukçular ve siyasiler bu iki konuya vurgu yapıyorlar ama kamuoyuna yanlış ve eksik bilgi veriyorlar.

Ya arka planı bilmiyorlar ki olamaz…

Ya da propaganda amaçlı olarak işlerine geldiği gibi aktararak kamuoyunda anayasa değişikliğine “evet” demeleri için algı oluşturuyorlar.

Oysaki her iki konunun da söylenenlerle ilgisi yoktur. Özellikle MGK’da yaşanan olay yıllardır çarpıtılmaktadır.

O olayın arka planı bilinçli olarak kamuoyundan saklanmaktadır.

***

Tarihsel olaylar neden-sonuç ilişkisi içinde ele alınır. Her yaşanan olayın bir nedeni vardır. Hatta her neden bir sonuca, her sonuç ise yeni bir nedene yol açar.

Bu süreç aslında yıllar öncesinden başlar. Ancak dönüm noktası 28 Şubat 1997 yılıdır.

ABD-CİA ve FETÖ işbirliği ile gerçekleştirilen ‘laik’ görüntülü post-modern darbedir. “Milli Görüş” ve Erbakan bu ‘darbe’ ile iktidardan ve siyasetten uzaklaştırılmıştır.

Refah Partisi’nden İBB Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına AKP’yi kurmaları için süreç başlatılmıştır. (Milli Görüş gömleğini çıkarmalarını istenmiştir!)

Önce bu gerçek bilinmelidir.

Burada bilinmesi gereken bir gerçekte şudur. ABD, bu adımları 1991 yılında başlattığı Irak müdahalesi sonrası BOP için atmaktadır.

Erbakan’ın başbakanlığında Irak konusunda ülkemizin desteğini alması olanaksızdı…

28 Şubat ile başlayan süreçte Erbakan hükümeti yıkıldı!

Önce 63 vekille DSP azınlık hükümeti kuruldu.

Bu dönemde terör örgütü lideri Öcalan teslim edilir ve 1999 seçimlerine DSP, ‘Öcalan’ı yakalayan parti’, MHP ise ‘Öcalan’ı asacak parti’ olarak ilk iki sırayı alırlar.

Oysa teslim eden de, asılmayacağı garantisini alan da ABD’dir. 1999 Eylül ayında imzalanan Washington protokolü bu açıdan önemlidir.

Olsun, seçim öncesi halkta böyle algı yaratılır. Seçim sonrası 57. Hükümet kurulur. (DSP+MHP+ANAP)

Başbakan Ecevit’in gazetecilik yanında uzmanlık alanı Ortadoğu politikalarıdır. Ayrıca sosyal politikalar konusunda da uzmanlığı vardır.

ABD, Öcalan’ı teslim ederek verdiği ‘seçim desteğine’ karşılık olarak 57. Hükümetten Irak operasyonu (BOP amaçlı) için destek ister.

Bu destek talebi 57. Hükümet içinde tartışmalara yol açsa da, ABD aradığı desteği bulamaz.

28 Şubat sonrası partileşme adımları atan Erdoğan ve ABD arasında ortaya çıkan ‘uzlaşma’ ile ABD yeni bir siyasal arayışa yelken açmaya başlamıştır.

Kırılgan bir ekonomik süreç yaşandığı için ilk hamle bu alanda görülür.

19 Şubat 2001 günü toplanan MGK’da yaşanan anayasa kitabı konusunda başrol oyunculardan tekinin DSP’ye cemaate yakınlığı ile bilinen Hüsamettin Özkan olması rastlantı değildir.

Nitekim Cumhurbaşkanı Sezer’e “seni biz seçtik nankör kedi” sözü Özkan’a aittir.

Devlet Deneteme Kurulu konusunda tartışmayı başlatanda Özkan’dır!

Olay bilerek büyütülmüş ve ‘devlet krizi’ yaratılarak, 2001 krizine yol açılmıştır. Borsa yabancı yatırımcıların paralarını çekmesi ile düşmüş. Bunun sonucu dolar yükselmiş ve işten çıkarmalar yaşanmıştır.

Yaratılan krizin etkisi ile 2 Mart 2001 tarihinde ABD, Dünya Bankasından Kemal Derviş’i 57. Hükümete Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olarak yerleştirmiştir!

Dünya Bankası ve İMF üzerinden ekonominin ipleri tamamen elimizden çıkmış ABD ile küresel elitlerin (Yahudi lobisinin) eline geçmiştir…

  1. Hükümet ekonomik kriz ile ‘terbiye’ edilmeye çalışılmış ve ardından 19 Mart 2002 tarihinde Ankara’ya önemli bir ABD’li gelir.

Gelen ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’dir.

Konu yine Irak’tır.

Cheney, Sezer, Ecevit ve dönemin Genel Kurmay Başkanı olan Kıvrıkoğlu’ndan Irak konusunda yine beklenen desteği alamaz.

Ecevit, “işgale karşıyız” der. Genel Kurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ise “ Kürt devleti kurulmasına kesinlikle karşıyız” açıklamasında bulunur.

Cheney öfkeli şekilde ertesi gün yapacağı basın toplantısını da iptal ederek ülkesine gider.

Bu olaya sonrası ABD, 57. Hükümetten kurtulmak için düğmeye basacaktır.

Nasıl olsa 28 Şubat ile siyaset yolu açtığı Erdoğan ve arkadaşları 14 Ağustos 2001 tarihinde partileşmişlerdi!

Cengiz Çandar köşesinde, “ABD, Irak’a girmeden önce Ecevit gidecek” diyordu!

4 Mayıs 2002 tarihinde Ecevit, rahatsızlanarak(!) hastaneye yattı. 11 gün hastanede kaldı. Bağırsak rahatsızlığı teşhisi konulmuştu.

Bu süreçte çeşitli çevreler, “Ecevit yaşını ve sağlığını gerekçe göstererek çekilsin ve yerine Hüsamettin Özkan gelsin” demeye başladılar!

Hükümete yönelik baskılar ABD’den ve ABD etkisi ile ülke içindeki çeşitli çevrelerden artar.

7 Temmuz 2002 tarihinde 57. Hükümetin koalisyon ortağı olan MHP lideri Bahçeli, “3 Kasım tarihinde erken seçime var mısınız?” çağrısı yaparak hükümetin ipini çekti.

Bir gün sonra 8 Temmuz günü Hüsamettin Özkan istifa etti.

Özkan’ın istifası ile art arda istifalar başladı. 11 Temmuz günü İsmail Cem ve 10 Ağustos tarihinde Kemal Derviş istifa ederek ABD’ye gitti.

ABD planını adım adım uygulayarak ülkemizi 3 Kasım seçimlerine taşıdı.

2001 MGK krizi de, ekonomik kriz de bilinçli çıkarılmıştır.

Temel amaç 57. Hükümete kabul ettiremediği BOP planına destek verecek bir iktidar arayışıdır. ABD aradığı iktidarı, MHP Lideri Bahçeli’nin de katkısı ile 3 Kasım 2002’de bulmuştur.

Şimdi TV ekranlarında 2001 krizinden bahsetmeleri ve o kriz üzerinden “evet” devşirme çabaları her zaman ki gibi çarpıtma ve algı yaratma amaçlıdır.

Varlık nedenleri o çok eleştirdikler 28 Şubat ve 2001 krizidir.

Ayrıca “iki başlılık önlenecek” söylemi de doru değildir.

Fiili durum” yaratmak yerine herkes anayasal görevlerini yapmaya özen gösterse asla ‘iki başlılık” olmaz.

Devlet yönetiminde “iki başlılık” yaratan kendileridir.

Bu bilerek yapılmakta ve ‘tek başlılığa’ kapı aralanmak istenmektedir…

Küresel elitler bir an önce BOP tamamlansın istiyorlar! Onların adına ABD’de istiyor. İsrail’de istiyor.

Referandum ile bir bakıma ‘BOP amaçlı anayasayı’ oylayacağız.

Maddelerin satır araları buna işaret ediyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar