• DOLAR
    7,6405
  • EURO
    8,9793
  • ALTIN
    468,12
  • BIST
    1,1747
Hukuk devleti olma niteliğimiz korunmalıdır.

Hukuk devleti olma niteliğimiz korunmalıdır.

Anayasamızın ikinci maddesi, ülkemizin bir ‘hukuk devleti’ olduğunu yazar. Hukuk devletlerinde, halkoyu ile kabul edilen ve uygulanan bir anayasa olur.

Yasama, yürütme ve yargı organları hukuka bağlı olur. Ayrıca, idare yargısal denetime açık olur. Hâkim teminatı ve mahkemelerin bağımsızlığı olur.

Anayasamızın 11. Maddesi, “Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığını” ile ilgilidir. “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.”

Yine anayasamızda Olağan üstü yönetimle ilgili düzenlemelerde yapılmıştır. 119. Madde ile başlar ve 122. Madde ile biter.

İki nedenle OHAL ilan edilebilir.

Birinci neden, tabi afet ve ağır ekonomik bunalımdır. İkincisi ise şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması durumudur.

“Anayasanın tanıdığı hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve olağanüstü hal ilânını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle” de sıkıyönetim ilan edilebilir.

Şimdi düşünelim.

15 Temmuz tarihinde yaşanan darbe girişimi OHAL ilanını mı gerektirir yoksa sıkıyönetim ilanını mı? Anayasadaki ifadelere bakacak olursak sıkıyönetim ilanını gerektirir.

Yaşanan süreç anayasamızın 120. Maddesinden daha çok 122. Maddesine uygundur. Yaşanan bir darbe girişimidir. Ayrıca TSK’nın Suriye’de sürdürdüğü mücadele de var.

Yani ‘olağanüstü halin ilanından daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaş hali, savaşı gerektirecek durum…’ var.

Ama hükümet, cumhurbaşkanının başkanlığında toplanarak, MGK görüşü de alıp 3 ay süre ile OHAL ilan etti.

Bu tercihteki ana neden, OHAL ilanında yetkilendirilmiş sivil yönetimin etkin olmasıdır.

Yaşadığımız süreç de bu tercihin neden yapıldığını göstermektedir.

Çıkarılan KHK’lar bu konuda önemli veriler içeriyor…

OHAL ile Hükümete KHK yetkisi tanınıyor. Ancak çıkarılan KHK’lar Resmi Gazetede yayınlandığı gün onay için TBMM’ye sunulur.

TBMM tatilde ise KHK’lar iç tüzük hükmünce bekletilir. Ama uygulanması anayasaya ve hukuka aykırılıklar olsa da devam eder.

Nitekim böyle bir süreç yaşamaktayız.

OHAL döneminde çıkarılan KHK’lar, süreklilik arz etmeyen ve sadece OHAL döneminde uygulanacak düzenlemeler olmalıdır.

Oysa çıkarılan KHK’ların bazılarının içeriği OHAL kalksa da devam edecek düzenlemelerdir.  Bu açıdan anayasaya aykırılıklar taşımaktadır.

Mağduriyetlere neden olmaktadır.

Her ne kadar Başbakanlıkta ve valiliklerde mağdur olanlar için başvuru birimleri oluşturulmuş olsa da, yaşanan mağduriyetlerin çözümü zaman alacaktır.

CHP’nin kurduğu başvuru birimine yoğun bir talep var.

Yine CHP, hukuka aykırı gördüğü KHK’ların iptali için Anayasa Mahkemesine müracaat etme hazırlıkları içindedir.

İktidara ve MHP ye göre KHK lar konusunda yargısal işlem yapılamaz. Anayasada öyle söylüyor. Ancak itiraz konusu KHK’lar, uygulaması OHAL süresi sonrasına sarkacak olan uzun vadeli düzenlemelerdir.

OHAL yasası, iktidara böylesi uzun süreli KHK çıkarma yetkisi vermediğine göre, TBMM’de tatilde olması nedeniyle yapılabilecek en doğru hamle Anayasa Mahkemesine başvurudur.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununda 125. Madde disiplin cezalarını düzenlemiştir. Bu maddenin E bendi devlet memurluğundan çıkarma konusunu düzenler.

Haklarında 15 Temmuz öncesi bu madde kapsamında herhangi bir işlem yapılmamış olan çok sayıda devlet memuru, KHK ile meslekten ihraç edildiler.

OHAL ile elde edilen KHK çıkarma yetkisi keyfilik ve hukuk dışılık oluşturmamalıdır. Önemli olan bu zor dönemde dahi hukuka ve hukuk devleti ilkelerine sadık kalabilmektir.

At izini it izine karıştırmamaktır!

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar