• DOLAR
    7,7807
  • EURO
    9,1126
  • ALTIN
    471,05
  • BIST
    1,1707
FE VEYL’ÜN LİL MUSALLÎN

FE VEYL’ÜN LİL MUSALLÎN

Kendilerini ifade ederken Müslüman olarak beyan eden insanların, günde beş vakit namazı ihlas ve huşu ile, amacına uygun olarak, manasını ve gayesini idrak ederek ve kesintisiz olarak eda etmeleri gerekir.

Çünkü namaz, Müslüman olmanın olmazsa olmaz şartlarından biridir. Bu itibarla, her gün beş vakit namazın mutlaka eda edilmesi gerekir, zira namaz “ Mizan’da ilk hesaba çekileceğimiz ibadettir. Namaz, ibadetlerin özü, amellerin en hayırlısı, Cennet’in anahtarı, mü’minlerin mi’racı ve dinin direğidir.”

Beş vakit namazın, huşu ile ve kesinlikle eda edilmesi gerekir; çünkü namaz: “… hayâsızlıktan ve kötülüklerden alıkor..”(Ankebut s, a:45) Namaz insanları olgunlaştırır, ahlâkını güzelleştirir; adamın, ‘adam gibi adam’ olmasına zemin hazırlar. Namaz, fertler ve toplumlar arasındaki ilişkileri düzeltir, sevgi ve saygıyı arttırır, yardımlaşmayı temin eder ve insanları günahlara bulaşmaktan esirger.

“Dinin direği” olan namaz, gayesine uygun olarak eda edilmelidir; zira “namaz, küfür ve şirk ile insanlar arasındaki alamet-i farikadır. Allah’ın zimmetinin garantisidir. Namazı olmayanın dini de yoktur. Dinde namaz vücutta baş gibidir. Namazı olmayan dinde, namaz kılmayan mü’min’de hayır yoktur.”

Namazın yaygın olduğu toplumlarda haramlara, günahlara, çirkinliklere ve kötülüklere giden bütün yollar kapanır. Ve dolayısıyla, dünyada iken Cennet misali bir hayat yaşamak mümkün olur. Şu soru sorulabilir: o halde, Müslümanların yaşadığı ve insanların da genellikle ibadetlerini eda ettiği ülkemizde durum niçin böyle değildir? İnsanlar neden birbirlerini boğazlamakla, haram yemekle, günah işlemekle meşguldür? Peki, bizler niye böyleyiz, bu ne biçim manzara? Söyleyelim; ama zülf-ü yâre dokunmadan izah etmek zor olur. Kervancının katırlarını ürkütmeyi göze almadan da bu olmaz.

Durumumuzu çok iyi bilen arif bir insan, perdenin arkasından adeta bizlere şöyle nida ediyor: Hem namaz kılıyorsunuz, hem de Allah’ın Kitabını, gerçek Hayat Rehberinizi göz ardı ediyorsunuz. Hem namaz kılıyorsunuz, hem de Hatem’ül Enbiya’nın talimat ve tavsiyelerini önemsemiyorsunuz. Hem namaz kılıyorsunuz, hem de İlâhi hükümleri geçersiz sayıyor, hayatınıza yön veren kriter ve ölçüleri nefsinize ve hevanıza göre tespit ediyorsunuz öyle mi?

Hem namaz kılıyorsunuz, hem de temeli zulme, şirke, sömürüye dayanan; Tevhid inancını ve Ümmet Şuuru’nu reddeden tâgûti sistemleri baş tacı ediyorsunuz; kendi arzu, irade ve desteğinizle ayakta kalmasını sağlıyor ve bu uğurda her türlü fedakârlığa katlanıyorsunuz, serum oluyorsunuz öyle mi?

Hem namaz kılıyorsunuz, hem de bazılarınız inkâr üzerine inşa edilen sosyalist hayat felsefesinden medet umuyorsunuz; bazılarınız insanlara sünnetçi korkusu verircesine sol-sosyalizm düşmanlığı yapıyorsunuz, diğer yandan da küfrün bir başka şubesi olan kapitalizme hayat veriyorsunuz, böylece imanlı-imansız tüm insanların dünya ve ahiretini berbat ediyorsunuz öyle mi?

Hem namaz kılıyorsunuz, hem de İslâm Kardeşliği ve birliği müessesesini terk ediyor ve gayr-i Müslimlerin oluşturduğu birliklere, organizasyonlara, kurum ve kuruluşlara dahil olmak için varınızı-yoğunuzu ortaya koyuyorsunuz, can siperane gayret ve kendinizi bu iş için fedaediyorsunuz, yırtınıyorsunuz  öyle mi?

Hem namaz kılıyorsunuz, hem de Allah’ın büyük günah saydığı faiz, kumar, fuhuş-zina, domuz eti, gayri meşru cinsel ilişkiler gibi haramları meşru sayan siyasi oluşuma itibar ediyor ve destek oluyorsunuz  öyle mi?

Hem namaz kılıyorsunuz, hem de “İsa Allah’ın oğludur, Tanrı 3’tür” diyen teslisci Hristiyanları ve “Uzeyir Allah’ın oğludur” diyen Yahudileri Kur’an-ın, “Bunlar kâfir olmuşlardır ve ebediyen cehennemde kalacaklardır” hükmüne rağmen ehl-i necat sayıyor, cennete koymaya cür’et ediyorsunuz öyle mi?

Hem namaz kılıyorsunuz, hem de Müslümanları avutmak, uyutmak, oyalamak amacıyla başkaları tarafından sevk ve idare edilen bir takım sözde, uydurma, sahte tarikatlara gönül veriyor ve böylece ilahi nizamın tesisine, Allah’a giden yolda barikat oluyorsunuz öyle mi?

Hem namaz kılıyorsunuz, hem de cihadı terk ediyorsunuz, cihad eden mücahitleri küçümsüyorsunuz. Dini göreviniz olduğu halde, taşın altına elinizi koymadığınız varken, ayağınızı taşın üstüne koyarak mücahit insanlara, şuurlu ve gayretli Müslümanlara zulmediyorsunuz, onlarla alay ediyorsunuz öyle mi?

Öyleyse alın size “sıkıntılı bir hayat (tâhâ 124), bunalım ve buhranlara gark olmuş insan toplulukları, saadete ve huzura hasret kalmış cemiyetler, ateş almış bir dünya…Zulüm, işkence, yalan, dolan, talan, ölüm ve Cehennemî bir dünya….Tepe tepe kullanınız insanlar…

Hulasa, dememiz odur ki, eda edilen namazlar, amacına uygun değildir ve netice de hasıl olmuyor. Demek ki, Allah ile olan irtibatımızda bir kopukluk ve arıza mevcuttur, sistemde bir arıza var ves’selam. Bu arızayı bulmak ve gidermekten başka konulan her teşhis yanlış ve uygulanan her tedavi nafile. Aksi halde, ilâhi ihtar karşımıza çıkıyor ve Mâûn Suresi’nde Mevlâ şöyle ferman ediyor: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, kıldıkları namazdan gafildirler” Yani niçin namaz kıldıklarını, namazın hangi amaca matuf olduğunu bilmeyen-bilemeyen insanlar; namaz kıldıkları halde fena durumu değişmeyenler, Allah’a kulluğu terk edip, kul’a kulluk yapanlar bu ayetlerin meal ve tefsirini iyice öğrenmeli; bilemediklerini bir ehline sorup, meseleyi iyice anlamalıdırlar.Yoksa, Efendimiz (sav)’in şu Hadis-i Şerif’lerine muhatap olmaktan kurtulamazlar. Rahmet ve merhamet Peygamberi Buyuruyorlar ki : “Nice namaz kılanlar vardır ki, kıldıkları namazdan kendilerine sadece yorgunluk kalır.”

Netice itibarı ile, Müslüman niçin namaz kıldığını, Fatiha Suresi’ni her gün kırk defa neden okumak zorunda olduğunu, niçin ruku ve secdeye eğilmekle mükellef kılındığını, neden tekbir aldığını, dua ettiğini ve Kur’an okuduğunu bilmeye ve öğrenmeye mecburdur. Bununla , Müslüman eda ettiği her ibadetin inceliğini, özünü, gayesini bilmelidir ki, Amel Defteri’ne hasenat olarak yazılabilsin. Aksi halde, durum ve ahval bu günkü gibi olur.

“Feveylün Lilmusallîn” Ayet-i Celilesi’ni böyle anlamak gerekir. Selâm ve dua ile….

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar