• DOLAR
    7,6282
  • EURO
    8,9084
  • ALTIN
    458,75
  • BIST
    1,1672
EMPERYALİZMİ ÜLKEDEN KOVDULAR SONRADA FABRİKALARINI KURDULAR

EMPERYALİZMİ ÜLKEDEN KOVDULAR SONRADA FABRİKALARINI KURDULAR

Emperyalizm; inadından bir türlü vazgeçmiyor,
Yüzyıllardır Anadolu topraklarına göz dikiyor!
Bundan yüz küsur yıl önce toplarıyla-tüfekleriyle Çanakkale’ye geldiler.
Karşılarında Mustafa Kemal’i görünce; geldikleri gibi gerisingeri döndüler!
Fakat aradan çok zaman geçmeden…
Daha Çanakkale’deki acıları dinmeden!
Bu kez ellerini-kollarını sallayarak; İstanbul’dan giriş yaptılar!
Kışkırttıkları kukla ve palikaryalarıyla İzmir’e çıkış yaptılar!
Ancak karşılarında yine gözleri; çakmak-çakmak çakan Mustafa Kemal’i ve “Topraktan öğrenip, kitapsız bilen” Anadolu’nun Kuvvayi Milliye hareketini buldular!
Ve 30 Ağustos tarihinde mağlup olup;
9 Eylül tarihinde denize dolduruldular!
Emperyalizm ülkeden kovulunca da; Cumhuriyet adında yeni bir ülke kurdular…
Nazim Hikmet’in deyimiyle ‘gözleri çakmak-çakmak’ olan o büyük lider aslında halkların birbiriyle savaşmasına karşı olan bir liderdi.
Ve bu konuda da şöyle derdi;
“Biz kimsenin düşmanı değiliz, yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız” diyordu…
Hatta bu kadarıyla da yetinmiyor; “Yurtta barış, dünyada barış” sloganını dünyaya ilk o haykırıyordu…
Ve emperyalist işbirlikçileri cephe savaşlarında dize getirip, onları ülke topraklarının dışına çıkardıktan sonra da, şöyle diyordu;
“En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır”
“Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olar. cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir. Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir.”
(yahu o günleri mi anlatıyor, yoksa bugünleri taa o günlerden görüp, bu sözleri öyle mi söylüyor, inanın anlayamadım gitti. Hani profesör düzeyinde olan bazı akademisyenlerimiz o büyük insanın aksine cahilli ve cehaleti savunuyor da, onun için böyle düşünüyorum.)
Neyse…
Cehaletten ikbal sağlamayı düşünen siyasiler içinde şöyle diyor o dünya liderlerinin imrendiği ve ‘büyük insanlığın’ büyük insanı;
“Halkını cehalet ve sefalete teslim eden yöneticiler yok olmaya… Cehalet ve sefalete sürükleyen yöneticileri seçen halk ise köle olmaya mahkumdur.”
(ben demiyorum, bu ülkenin kurucu lideri söylüyor bu sözleri)
Hatta bu kadarıyla da yetinmiyor şöyle de diyor o büyük lider;
“Uyuyan milletler ya ölür, ya da köle olarak uyanırlar”
Ve yüzlerce yıldır sürdürülen ilkel, ümmetçi, dogmatik yaşam biçimine son vermek için ardı-ardına yapılan reformlar birbirini izlemeye başlatılmış olup, 30 Ağustos 1925 yılında düşüncesini şöyle dile getirmiştir o büyük lider;
“Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki; Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, medeniyettir.”
(şu an ülkemizde tarikat sayısının ne kadar olduğunu bilen yok)
Sıkıldınız mı?
Bazıları “Atatürk” konusu üzerinde konuşunca sıkılıyor da onun için bu soruyu sormak zorunda kaldım!
Yok, eğer yine de sıkılanlar varsa ‘okumayı’ burada bırakabilirler!
Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü anımsattıktan sonra azcık daha devam etmek istiyorum…
Ne diyordu -emperyalizme karşı verdiği bağımsızlık savaşından- sonra o büyük insan;
“Ekonomik bağımsızlık olmadan tam bağımsızlık olmaz” diyordu öyle değil mi?
İşte bu sözleri söyleyen insan; sözlerinin havada asılı kalmaması ve boş nutuk olmaması için Cumhuriyeti kurduğu günden, ölüm yılı olan 1938 yılında kadar -15 yıl içerisinde- tam 46 fabrika kurmuştur…
Yeni kurduğu ülkenin ‘ekonomik bağımsızlığını’ sağlamak için ülkenin dört-bir yanında modern tarım çiftlikleri kurup, kimselere muhtaç etmek istememiş!..
Ve bu düşündüklerinin bir kısmını gerçekleştirmiş ve bir kısmını ise ömrü vefa etmediği için gerçekleştirememiştir…
Şimdi o Mustafa Kemal’in kurduğu fabrikalar nerede mi?
Vallahi ben nerede olduğunu bilemiyorum…
Bildiğim bir şey varsa; çorbasını yapmak istediğimiz mercimeği bile dışarıdan satın aldığımız…
Birde yine -eğer yanlış bilmiyorsam- kendi para birimimiz olan ‘liradan’ vazgeçip ‘dolar’ sistemi içerisinde dolanıp durmamız!
Her neyse…
İnsan -bilmediği konularda olsa- konuştukça konuşası geliyor.
En iyisi sözü yine Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle bitirmek.
Umudunu demokratik sistemlere değilde, liderlere bağlayanlar için ne demişti, ne söylemişti o büyük lider;
“Eğer ülkeni kurtaracak bir lider beklemekteysen, ben size hiç bir şey öğretememişim demektir” dese de…
Her ne kadar böyle söylese de;
Biz hala kendimize ‘lider’ arayan bir toplumuz!
Öyle değil mi?
Siz ne dersiniz?

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar