• DOLAR
    7,7834
  • EURO
    9,0709
  • ALTIN
    467,26
  • BIST
    1,1656
EĞİTİMİN BİLİME & TEKNOLOJİYE ETKİLERİ

EĞİTİMİN BİLİME & TEKNOLOJİYE ETKİLERİ

İnsanlığın refah seviyesinin gelişmesi açısından bilimin ve teknoloji güç kaynağıdır. Günümüzde pek çok ülke, geliştirilmeye başlanan teknoloji odaklı iktisat teorilerine uygun olarak, bilim ve teknolojiyi kalkınma modellerinin ana ekseni haline getirmiş bulunmaktadır. Toplumsal işlevi bakımından bilim, toplumsal bir üretim gücü olarak ve toplumun birlikte yönlendirilmesine imkân sağlayan bir araç olarak, gerek doğal, gerekse toplumsal çevrenin gitgide daha iyi kavranmasını ve denetlenmesini mümkün kılar.

Türkiye üçüncü sanayi devrimini 1960 yılından itibaren başlatmak için, gerekli organları kuran ülkeler arasında yer almaktadır. 1961’de kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 1963’te kurulan Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve nihayet 1993’te kurulan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türkiye’de bilim ve teknolojiyi belirlenmiş bazı sosyal hedeflere ulaşmak için yönlendirmekten, finansal destek sağlamaktan ve gerekli alt yapı ve kurumları tesis etmekten sorumlu bilim koordinasyon organlarıdır. Bilim ve teknoloji söz konusu olduğunda, belki de en başta zikredilmesi gelen kurumlar üniversitelerdir. Bilim üniversitelerde yapıldığına göre Türkiye de bilim yapıldığına inanmak pek güçtür. Asistanlık alımı tamamen torpilli kişiler arasından seçilerek yapılmaktadır. Dünyada ilk 500 e giren üniversitemiz kaç tane var, Akademisyenlerin ilmi makale sayısı yok denecek kadar. Peki, tesis edilen bütün bu bilim ve teknoloji kurumlarına karşılık, Türkiye’nin bilim ve teknoloji üretimi açısından geldiği nokta nedir? Bilim ve Teknoloji’nin ilerlemesine sebep olan birinci faktör sanayinin gelişmesidir. Ülkemizde 1960 yılından itibaren başlamıştır, lakin ilerleme sağlanamamıştır son dönemlerde AR GE verilen önem sayesinde Anka (insansız hava aracı) kuşu projesiyle insansız uçak üreten 5 ülke arasına girmemiz sevindirici gelişmedir. Eğer Türkiye de bilim ve teknoloji varsa ya ithaldir ya da orijinalinden itina ile kopya edilmiştir. Ülkemizde üretilen bize özel bir motor dahi yoktur.

Bir ülkedeki Ar‐Ge harcamalarının düzeyini birçok faktör etkilemektedir. Bunlar arasında ülkelerin gelişmişlik düzeyleri, ekonomik ve endüstriyel yapı, ülkedeki büyük firmaların sayısı, teknik personelin yeterlilik düzeyi, ülkenin bilim ve teknoloji altyapısı, dış pazarlara açılma yeteneği, temel araştırmalara yapılan kamusal harcamalar, kamu ve özel sektör araştırma çalışmaları arasındaki bağlantı gibi faktörler sayılabilir. Örneğin ülkelerin gelir düzeyleri ile Ar‐Ge’ye ayrılan kaynaklar arasında pozitif bir ilişki var olduğu görülmektedir. Dünya ülkeleri Ar-Ge harcamaları konusunda büyük bir yarışa girişmişlerdir. Ar-Ge harcamaları konusunun en önemli örnek olarak Çin gösterilebilir. Çin 1990’lı yılların başında tekstil ve beyaz eşya gibi katma değeri düşük olan mallar ihraç eden bir ülke konumunda iken, 2000’li yıllarda ise elektronik ürünler, bilgisayar, telekomünikasyon, uzay teknolojileri gibi katma değeri yüksek olan mallar ihraç ederek, dünya ekonomisinde söz sahibi olan bir ülke haline gelmiştir. Dolayısıyla Çin’in bu kadar kısa sürede gelişmesini sağlayan hiç kuşkusuz Ar-Ge harcamalarına verdiği önem ve yapmış olduğu harcamalardır. Bu konuyu yeterince kavrayamayan ve desteklemeyen ülkeler ise dünya ülkeleri arasındaki bu yarışta geride kalmışlardır. Ülkelerin Ar-Ge harcamalarına bu kadar büyük önem vermelerinin en büyük nedeni, yapılan bu harcamaların yaratmış olduğu katma değerin ve fiyatının çok yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Gelir düzeyi yüksek olan toplumda suç işleme oranı düşük ve kültür seviyesi yüksek olur. Gelişmiş ülkeler AR GE ye bütçenin 0/003 ünü ayırırken bizim ülkemizde 0/001 i ayrılmaktadır.

Yukardaki örneklere baktım bizim ilimizde AR GE merkezi Valilik önderliğinde, Üniversite, Sanayi ve ticaret odası ile ilimizde bulunan sanayi kuruluşları toplanıp bir bütçe oluşturarak katma değeri yüksek ürün üretip ihraç etmek için çalışma başlata bilirler. Bence mümkün bahse konu her dört kurumunda bütçesi var. Ülkemizde iyi yetişmiş her alanda mühendislerimiz, Üniversitemiz var bunların hepsi artı hanesidir. Arzum ilimizin bahse konu kurum ve kuruluşlar ile çok daha ileri teknolojilerin üretildiği bir il olmasıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar