• DOLAR
    7,9701
  • EURO
    9,4633
  • ALTIN
    487,38
  • BIST
    1,1861
EĞİTİMİ GELİŞTİRMEK

EĞİTİMİ GELİŞTİRMEK

İçerisinde bulunduğumuz dönem bilgi ve bireysellik çağı olarak ifade edilmekte.

Kim daha bilgili ise, bir adım daha öne çıkacak ve açılan arayı kapatmak zor olacaktır.

İyi bir eğitim süzgecinden geçmeyenlerin neredeyse şansı yok.

Aileler, çocukları için eğitim ve öğretimin altyapısını hazırlamak durumunda.

Çocuklar, aldıkları eğitim ile kıyasıya bir yarışmanın egemen olduğu kulvarda, yaşamı boyunca ezilmemek için var gücüyle çalışmak zorunda.

Bilinen gerçek ‘her şeyin başlangıcının eğitim’ olduğu.

Eğitim insanı şekillendirmeyi, öğretim ise vazgeçilmez olanı amaçlar.

İstenilen eğitimi alamamış kişinin başarılı olması rastlantıya bağlı olacaktır.

Tersi durumda ise, aldığı eğitimi aracı kılarak sorunların üstesinden gelecek, öncelikle kendi, ailesi ve devletine olan sorumluluğunu yerine getirmenin mutluluğunu yaşayacaktır.

Eğitimin tüm ağırlığı devletin sırtına yüklenmiş durumda.

En zengini dahi, ‘beni ilgilendirmez, bu devletin görevi, okutsun’ düşüncesinde.

Doğru olan, eğitimin tamamen devlete bırakılmayacak kadar ciddi bir iş olduğu.

Öğretimin en etkili öğesi öğretmenden sonra veli olmalı.

‘Çocuğumun tüm gereksinimlerini karşılıyorum, benden bu kadar. Gerisi öğretmeninin sorumluluğunda..’ olan veli anlayışı ile istenilen başarı yakalanamaz.

Bir okulda duyarlı veli sayısı ne kadar fazla olursa, başarı düzeyi o kadar artacaktır.

Bu nedenle veli ve öğretmen aralıklı olarak bir araya gelmeli.

Eğitimin asıl hedeflerinden birisi, ‘ insanı hem kendisi, hem de toplumu için artı değer yaratacak düzeye getirmektir.’

‘Çocuklarımız geleceğimizdir’ diyoruz.

Halen okullarda uygulanmakta olan ders programlarının geleceği sağlamada ne ölçüde hizmet ettiğini sorgulamamız gerekir.

Kimliksiz, kişiliksiz, bilinçsiz, ortak değer ve kavramlara sahip çıkmayan, biat eden, sorgulamayan, eleştirmeyen, ‘vur de vuralım, öl de ölelim’ anlayışı ile yetiştirilmiş kuru kalabalığa dönüşen bir toplumla, ülkenin istenilen hedefleri yakalaması olası değildir.

Eğitim ideolojik bir biçimlendirme aracı olarak kullanıldığında sonuç hüsran olacaktır.

Sonunda;

Yetişmiş ve eğitilmiş olduğunu sandığımız gençler konusunda hayal kırıklığı,

Tek taraflı düşünen ve hareket edenlerden oluşan bir toplum,

Kendi kültürü ve cumhuriyet değerlerine yabancı, inanç ve etnik yapısı siyasi amaçlar doğrultusunda kullanılan, aydınlık ve çağdaşlaşmadan korkanları yetiştirmiş oluruz.

Bilgi çağına uyumlu, düşünen, eleştiren, sorgulayan, sadece ülkesinde değil uluslar arası alanda da rekabet edebilen, tek tip insan olma anlayışından uzak, yaratıcı, üretken, evrensel değerleri içselleştirmiş insan tipini yetiştirdiğimizde geleceğimiz aydınlık olacaktır.

Çocukları ‘robot’ olarak gören, onları ‘esir’ almak isteyenlere karşı duramadığımız sürece, beceri yerine ‘sorgusuz, sorusuz itaat eden insan tipi’ ile karşı karşıya kalırız.

Görünen, çocukları kısmen de olsa eğitiyoruz ancak, çağdaş normlarda yetişebilmeleri için gerekeni öğretemiyor, uygulamada başarılı olamadığımızdır.

Edindiği bilgileri davranış haline getirmede alabildiğine sıkıntı yaşamaktayız.

Bu durumda üretime katkısı olmayan, olay ve olguları analiz etmeden taraf olan, toplumsal barış ve birlikte yaşamı benimsemeyen, bedeli çok düşük kitleler öne çıkmakta.

Eğitimde bilgi yükleme, ezber dönemi sona erdi.

Uluslar arası yapılan yarışmalarda hep son sıralarda yer almaktayız.

Cumhuriyetin kurulduğu yıllardaki ‘muasır medeniyet seviyesini yakalama’ hedefi gerçekleşebilseydi bugünler böyle mi olurdu?

Çocukların ‘biçimlendirilmesi’ eğitimi aracı kılarak gerçekleşecektir.

Bu süreç okul, aile işbirliği ile aşıldığında başarı kaçınılmazdır.

Okul öncesinden üniversiteye değin uygulanan programların içeriği ‘ya hep, ya hiçe’ dönüştüren bir anlayışı getirecektir.

Önemli olan iyi bir program uygulaması ile ‘hep’e dönüşmektir.

Gelecek öğretim yılında uygulanması düşünülen ders programlarının izlenmesi, öğrencilerin belirli ideolojilere teslim edilmemesi için duyarlı olunması gerekir.

Eğitimi devlet politikası olmaktan çıkarıp siyasi ideolojilere yönelik yapılandırılmaya çalışanlar ülkeye en büyük zararı vereceklerdir.

Bu gibiler geçici de olsa hedeflerine ulaşabilirler ancak, çağdaş normlarda geliştiremediğimiz eğitimde kim kazanırsa kazansın, kaybeden hep ülkemiz olacaktır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar