$ DOLAR → Alış: 3,66 / Satış: 3,67
€ EURO → Alış: 4,32 / Satış: 4,34

DÜŞEN YAPRAKLAR…

Vehbi ALTUNÇUL
Vehbi ALTUNÇUL
  • 19.10.2016
  • 46 kez okundu

Saygıdeğer Giresun Gündem Gazetesi okurlarım, Ekim ayının sonuna geldiğimiz şu günlerde hava sıcakları hissedilir derecede düşmüş ve ülkemizin yüksek bazı kesimleri tekrar kibarca(!)kara merhaba demektedir. Bundan sonraki günlerde, pastırma yazını saymazsak muhtemelen sıcaklar daha da düşecek hatta bizleri üşütmeye başlayacaktır. Bu sıcaklardaki düşüş ile birlikte sararan yapraklar da birer birer düşmeye başlayacak ve esen rüzgarların peşi sıra sürüklenip, tabiatla bütünleşecektir. Tıpkı bir insan yaşamında olduğu gibi hüzün verici bir tablo gerçekleşecektir. Zaten Sonbahar mevsimi hüzün mevsimi olarak bilinmez mi? Bunlara ilaveten  okulların açılmış olması ile birlikte oluşan kalabalıkların neticesi olarak  daha fazla hastalanır olacağız. Bu sözlerimi müneccim olduğumdan değil ama her sene aynı sıkıntıları yaşadığımız için dile getirmekteyim.

Daha kısa bir süre öncesine kadar aşırı sıcaklardan şikayet eden bizler şimdi de kısa bir süre sonra düşen sıcaklardan yakınır olacağız. İnsanoğlunu memnun etmek gerçekten de hayli zor (!) gibi görünüyor. Biz ne yaparsak yapalım, tabii ki mevsimler gereği havalar bildiğini okuyacak, bizlere de ancak tedbir almak düşecek. Hele küresel ısınmayı da göz önünde bulundurursak, halimiz harap demektir. Her neyse zamanla her şey ortaya çıkacak, yani şapka çıkacak kel (!) görülecektir. Şaka bir yana, ancak bilinen bir gerçek var ki; önümüzdeki günlerde, havaların soğuduğunu, sararan yaprakların önümüzde daha fazla uçuştuğunu fark edeceğiz. O nedenledir ki su testisi kırılmadan, bazı sağlık problemlerini yaşamadan, alacağımız bazı önlemler Allah’ın izni ile işimizi kolaylaştırmak sanırım mümkün olabilecektir.

Mevsim gereği; soğuk algınlığı, grip, bronşit gibi üst solunum hastalıkları ve niceleri bizlerle daha çok haşır neşir olmaya başlayacak. Daha önceki yıllardan edindiğimiz tecrübeye dayanarak, bizlerde pusuda bekleyen bu amansız hastalıklara karşı vücut direncimizi, bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirmek için beslenmemize dikkat etmek telaşına düşeceğiz. Ayrıca, kendimizi daha sıkı giyinmek zorunda hissedeceğiz. Bu nedenle bu sayıdaki yazımda geçen zaman içinde hatırlatılması gereken bazı önemli püf noktalarını sizlerle paylaşmak istedim.     Bu mevsime yönelik olarak, Dünya Sağlık Örgütünün bizlere sunduğu tavsiyelere kulak asmamız menfaatimiz icabı olacaktır. Şöyle ki; vücut direncinin düştüğü bu mevsimde antioksidan özelliğe sahip A, C, E vitaminleri, selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerin, omega yağ asitlerinin alımını artırmayı önermektedirler. Ancak önerilen besin maddelerinin doğal olması şartını da bizlere getirmektedir. Balık, süt, yumurta, kayısı, ıspanak, havuç gibi besin kaynakları önemli oranda A vitamini içermekte olup, güçlü antioksidandır. Bu besinler vücudun savunma sisteminde görev almakta, vücudu olumsuz etkilerden korumaktadır. Ayrıca, C vitamini de antioksidan özelliğe sahiptir. Maydanoz, dereotu, yeşilbiber, tere, ıspanak, narenciyeler (nar, portakal, greyfut, limon, mandalina vs) kuşburnu C vitamini yönünden çok zengindir. Ceviz, fındık, kuru baklagiller, tahin gibi besinler ise E vitamini yönünden çok zengin olup, antioksidan özelliğe sahiptir. Ayrıca; balık, balıkyağı, omega yağ asitleri de vücudun bağışıklık sisteminde büyük öneme sahiptir.    Dünya Sağlık Örgütü ayrıca, bu aylarda fiziksel aktivitenin azalabileceğini göz önünde bulundurarak, bu mevsimde yapılacak egzersizlerin sağlık açısından önemine de değinmektedir. Başta tempolu yürüyüşler olmak üzere, yüzme, bisiklete binme, tenis, aerobik, jimnastik vs gibi aktivitelerin günde en az yarım saat yapılması önerilmektedir.

Tabii ki sonbahar ayı, yazımın başında da vurguladığım gibi hüzün ayı. Psikolojik olarak insan vücudu yaprakların sararıp dökülmesinden etkilenebilmektedir. Bu hüznü, maneviyatımızı güçlü tutarak, ayrıca magnezyum ve potasyumdan zengin muz, C vitamini deposu taze sıkılmış portakal, greyfut, mandalina suyu ve omega-3 yönünden zengin cevizi ara öğünlerimize katarak en aza indirebiliriz. Yaz aylarında edindiğimiz su içme alışkanlığımızı, bu mevsimde de günde en az 8 bardak su içerek sürdürmek sağlığımız açısından çok önemlidir. Bilim adamları günde 3 ana, 3 ara öğün şeklimde düzenlenen bir beslenme tarzını önermektedirler.

Sofralarımızın sebze, meyve, salata ve tahıl ürünleri yönünden zengin olması, posa açısından da zengin olmayı sağlamakta ve mevsimsel değişime bağlı oluşabilecek peklik (kabızlık) faktörünü de ortadan kaldırmaktadır. Bunun yanında besinin cinsi ve pişiriliş tarzı da çok önemlidir.     Şöyle ki; Besin alımında kızartma, cips, krema, kaymak, sakatat, pasta, hamur işleri vs. gibi sindirimi zor öğelere yer verilmemesi, daha ziyade buğulama, haşlama, ızgara yöntemlerinin uygulanması önerilmektedir.

Zararlı alışkanlıklara karşı 30 yılı aşkın bir süredir mücadele veren bir kişi olarak da; zararlı alışkanlıklarla iç içe yaşayan okurlarıma, zaten hassas olan başta solunum ve diğer organlarını daha fazla üzmemelerini ve bu mevsimde çok daha dikkatli olmalarının yararlı olacağını düşünüyorum.

Sağlıklı, mutlu nice güzel günler diliyor, saygılar sunuyorum.

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ