• DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
CELLADINA ÂŞIK MAHKÛM!

CELLADINA ÂŞIK MAHKÛM!

Gazeteler ve dergi yayıncıları son günlerde dertli mi dertli.

Ülkemiz, kâğıt üreten konumundan üretmeyen tarafına geçince bunu görmezden gelerek ‘aman ha yazmayalım’ diyerek yıllardır sus pus gazetelerin yönetimlerini son raddede bir telaş sardı.

Kendi gazete kâğıdı üretimini yapan Türkiye, mevcut iktidarın ilk zamanlarındaki yanlış özelleştirme politikalarının acısını hissetmeye başladı… Aradan tam 16 yıl geçtikten sonra! Türkiye kâğıt üretemez duruma geldi. Tıpkı, birkaç ay önce gerçekleştirilen Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi gibi…

Neymiş efendim, devlet fabrika mı işletirmiş! Nerede kalmış serbest piyasa ekonomisi!

Hay yüzünüze gözünüze dursun!

Devletin işletmediği fabrika yüzünden ülke dışına milyonlarca doları yollayıp ülkedeki gazete ve dergilerin gazete kâğıdı ihtiyacını karşılamayı yeğliyoruz. Ve sonrasında da döviz kurları yükseldi diye veryansın etmesini biliyorsunuz ama!

Adama o zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler.

Ama yanlışlar konusunda hazır cevap maharetini geliştirenlerin, ‘Biz perhizde yaparız turşuda yeriz’ dediğini hissediyorum.

*           *           *

El hak… İlerde çocuklarınıza veya torunlarınıza anlatabileceğiniz bir bilgi olsun diye Türkiye’nin kâğıtçılık tarihine kısaca bir bakalım.

Hani yıl 2023 olduğunda belki torununuz, ‘Dede (veya babaanne- anneanne) neden o kadar güçlü kudretli ülkeyiz de kâğıt üretemiyoruz?’ diye sorarlarsa tarihi bilgilerinizi nakledersiniz. Hatta ‘üretiyorduk ama sonradan üretmekten vazgeçtik’ diye kaçamak cevap verirsiniz.

Uzatmayalım… 1933 yılında hazırlanan 1. Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında Mehmet Ali Kağıtçı’nın öncülüğünde 14 Ağustos 1934 tarihinde temeli atılan İzmit Kâğıt Fabrikası, 6 Kasım 1936 tarihinde faaliyete geçerek ilk yerli kâğıdı üretmesi, Türk kâğıt sanayi tarihinde önemli bir dönemi başlatmıştır. Türkiye Selüloz ve Kâğıt işletmeleri (SEKA) 1998 yılında özelleştirme kapsamına alınıp anonim şirkete dönüştürüldü. 2001 ve 2005 yılları arasında şu anki mevcut iktidarlar kanalıyla satılarak, kalan tesisleri Sümer Holding ile birleştirilerek kapatıldı. SEKA’ların arazileri ya park, ya konut, yada devletin diğer alanlarda arsa ihtiyacı olarak kullanıldı.

1970 yılında üretime başlayan SEKA Giresun Aksu Gazete Kâğıdı Fabrikası 2003 yılında Milda’ya 3,2 milyon dolara satıldı. O zaman dolar bin 600 lira civarında idi. Türk parası karşılığı toplam bedel bugünkü hesapla 5 milyon 120 bin lira idi.

Sözleşme gereği 5 yıl kah çalıştı kah mazeretler ile üretim yapılmadı. 5 yılın sonunda ise sadece hurdası 15-20 milyon lira arası değerle peşkeş çekildi. Fabrikanın özelleştirme satış bedelinin 3-4 katı!

Özelleştirmeden 10 yıl sonra anlı şanlı grup başkanvekili ve dahi sonrasının bakanı ortaya çıkarak eski gazete kâğıdı fabrikasının arazisinin özel şirketten satın alınarak yeniden devlete kazandırılacağını marifet gibi ilan etmişti. Birkaç duyarlı vatandaş ve mahkemelerde süründürülen yazan çizenler hariç ‘5 milyon 120 bin liraya sattığınız fabrikayı (15-20 milyonu bulan hurda satışından sonra) nasıl 55-60 milyon liraya geri alıyorsunuz?’ diye sorma gereği duymamıştı.

SEKA’nın İzmit ve Giresun dışında; Kastamonu Taşköprü, Zonguldak Çaycuma, Afyon, Balıkesir, Mersin Silifke ve Muğla Dalaman’da da kâğıt fabrikaları bulunuyordu.

Özelleştirme adı altında peşkeş, talan ve kapanma süreçleri hepsinde de aynıdır.
*           *           *

Sosyal kar-zarar analizi ve toplumsal fayda kaygıları bir yana yapılan sektörel analizler de SEKA’nın kapatılmasının rasyonaliteden yoksun olduğunu ortaya koymakta ve bu kararın salt ideolojik olduğu yönündeki savlara destek sağlamaktadır. Gerçek amacın özel sektöre rant aktarımı olduğu bizzat karar mercilerince deşifre edilmiştir.

Bugüne geldiğimizde; gazete kâğıdı fiyatlarındaki artışı sadece kurdaki yükselmeye bağlamak abesle iştigaldir. Aslında Perşembe’nin gelişi Çarşamba değil de Pazartesi’nden belli idi. Son döviz kurlarındaki artışlar sadece bu sorunun açığa çıkmasını sağladı.

Ne diyor Ömer Hayyam; “Celladına aşık olmuşsa bir millet / İster ezan, ister çan dinlet / İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet / Müstahaktır ona her türlü zillet.”

Bilmem anlatabildik mi?

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar