• DOLAR
    7,7502
  • EURO
    9,1041
  • ALTIN
    475,41
  • BIST
    1,1741
Bir Bakıcının Gözyaşları

Bir Bakıcının Gözyaşları

Nasıl başlıyordu hikâyeler.

‘Eskiden’ diye söze başlanırdı hep eskiden. ‘Ne değişti hayatımızda eskilerden başka?’ diye soracak olursak; çok şey değişti aslında…

Teknoloji denen canavar global dünyanın içerisinde bir bir yutuyordu eskiye dair ne varsa elimizde. Sanki gelenek ve göreneklerimizi hiçe sayıp, parça parça yok olmasına izin veriyorduk. Farkında dahi olmak istemiyorduk. Anneler ve babalar; çocuklarının sayısının önemi olmadan bütün çocuklarını bakıyor, büyütüyor ve evlendiriyor. Ve yetmiyormuş gibi çoğu aileler torunlarının da bakımını üstleniyor. Ne yazık ki anne ve baba yaşlanınca onlara bakmak, onca emeğe rağmen; çocuklarına yükmüş gibi görünüyor. Sığmıyorlar evlere, sığmıyorlar birlikte yaşadıkları odalara. Hep yük görülüyorlar yük!… Bazen içimden; ‘İyi ki vakti saatinde sınır kapıları açılmış ve Gürcü bakıcılar hayatımıza girmişler’ diyorum. Gerçekten  bu işi öyle güzel yapıyorlar ki!…

Çoğu ailelerin çocuklarından daha çok hatır gönül biliyor Gürcü bakıcılar; para ile yapıyor olsalar dahi… Bir yakınım annesine bakıcı ararken; 2 yıl önce dolmuşta yaşamış olduğum bir olay geldi aklıma.

İbretlik bir yaşanmışlık hikâyesidir bu…

Öğlen saatlerinde binmiş olduğum dolmuşa bir sonraki durakta binen bir genç kadının, yerine oturur oturmaz çalan telefonuna yaşlı gözleri ile cevap verdi. İster istemez yanıma oturduğu için millet olarak genlerimizde var dinlemek… Önce gözyaşlarını, sonrada konuştuklarını birleştirme çabasına girdim. Son sözünden sonra hiddetle telefonunu kapattı. Benim bakışlarımdan ve tavırlarımdan anlamış olacak ki; ben daha sormadan, kendiliğinden çözülüverdi.

‘Baktığım teyzeyi kaybettim’ diyordu iki damla yanağına süzülen yaşla birlikte… Dramatik bir öyküsü vardı.

Analık Allah vergisi kutsal bir duygudur. Her doğuran kadın ana olamadığı gibi; her emek verdiğin evlat da, evlat olmuyordu…

Uzun zamandır bakıyormuş yaşlı teyzeye. Bir de ‘Alzheimer Hastalığı’  eklenmiş üstüne. Çoğu hastalığın ilacı ‘sevgi’ olduğu gibi bu hastalığın ilacı da öyle bir şeydi. Nasılsa kocadan kalma bir geliri olduğu için evlatlar keyfi âleminde.  Bu durum bakıcı genç kadınında çok zoruna gider ama yapacak bir şey yoktur.

Çaresizce.

En sonunda teyze 15 gün önce yoğun bakıma kaldırırlar. Genç kadın sırayla evlatlarını arar… 3 evladı varmış yaşlı kadının.

3 evlat da hatırı sayılır yerlerde görev yapmışlar.

Birinci oğul şöyle bir gelir ve gider…

İkinci oğul; burası çok önemli…

Beni ölünce çağır…

Sıra kızına gelir;

Verdiği cevap. Beni rahatsız etme tatile çıkıyorum…

Bu duruma çok içerlenen genç kadın, kızına aynen şöyle bir mektup yazar.

‘Eğer gelip annene bakmazsan; iş yerine bir mektup yazar, sonra da seni mahkemeye veririm’ der. Bu mektup üzerine kızı tatilini yarım keser ve gelir. Geldikten 3 gün sonra anne ölür.

Buyurun 3 evladın üstelik bakmadığı annelerinin cenaze namazına…

Elbette ki annelerinde kusuru vardır ama unutmamalı dünyaya getirdiği bir yavruya gecesini gündüz, gündüzü gece eder anne. Bu nasıl bir evlatlık duygusudur.  Kaldı ki 3 evlat da çok iyi yerlerde görev yapıyorlarmış.

Ve bir kez daha anladım ki; harbiden doğru sözmüş.

Siz hiç okumamışların analarını bakıcıların baktığını ya da kaderlerine terk edildiğini gördünüz mü?

Asıl suçlu galiba biz anneler.

Neden mi?

Çocuklarımız büyüsün, okusun, adam olsunlar diye yaşamlarımızın her karesinden parça parça çaldığımız için;

Onlar daha iyi büyüsünler diye gösterdiğimiz fedakârlıktan…

Yeri geldiğinde kocalarımıza dahi göstermediğimiz toleransı çocuklarımıza gösterdiğimizden…

Daha doğrusu eğrisiyle büğrüsüyle onlara karşı gelecek olan her türlü zarara kalkan gibi duruşumuzdan mı?

Diyecek olursak;

Hayır, hayır.

Biz anneler, evlatlarımıza karşı sevgi dozunu iyi aşılayamadığımızdan.

‘Sevgi bir ilaçtır, dozunu iyi ayarlayamadığımız takdirde en tehlikeli zehre dönüşür.’

Hamd olsun ki, şimdilerde benim evlatlarımdan bir sıkıntım yok; dilerim ki ilerleyen yaşımda da olmaz.

Sen rahat uyu teyze.

Ben bu gün senin için akan gözyaşlarına şahit oldum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar