$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

ATATÜRK KONULU YASAKLAR YILLAR ÖNCESİNDEN BAŞLAR

Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
  • 08.09.2019
  • 514 kez okundu

Sevgili dostlar,
Değerli canlar,
Baştan söylemedi demeyin…
Bu sıralar Atatürk konulu sohbetler yapmak istiyorum.
Kim nasıl düşünürse düşünsün…
Ben bundan 100 yıl önce Sivas Kongresinde haykırdığımız;
“Ya İstiklal, Ya Ölüm” sloganını çok önemsiyorum…
Çünkü bu sloganın eş-anlamlısı olan;
“Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” sloganını bizlerde haykırdık…
Onun için ‘Atatürk konulu sohbetleri önemsiyorum” diyorum…
Sizlerin de çok iyi bildiği gibi 5 Eylül’de başlayan Sivas Kongreleri 11 Eylül gününe kadar sürüyor…
Yani bu süre içinde kongre üyeleri ‘mandacılık’ konusunu enine-boyuna tartıştıktan sonra kararını “Ya İstiklal, Ya Ölüm” olarak veriyor…
Burada asıl anlatmak istediğim konuya geçmeden önce eğer izniniz olursa küçük bir yersiz kuşkumdan söz etmek istiyorum.
O da şu; “Acaba” diyorum..
Amerikalıların; “Bizim çocuklar” dediği 12 Eylül Cuntacıları, 1919 yılının 11 Eylül’ünde alınan ‘bağımsızlık’ kararına karşı nispet olsun diye; 11 Eylülün ardılı olan ’12 Eylül Faşist ve Amerika’ya tam bağımlılık darbesini’ yapmış olabilirler mi? Diye de düşünmüyor değilim!
Ne yalan söyleyeyim, böyle abuk-sabuk kuşkularımda yok değil; var…
Her neyse biz şimdi asıl ‘Atatürk Konulu Yasaklar’ konusuna geri dönelim.
Siz değerli sayfa arkadaşlarım ve dostların nasıl düşünürsünüz onu bilemem ama…
Bana soracak olursanız; Atatürk’ün ölüm tarihi olan 1938 yılından bu yana Atatürk’le ilgili olumlu ne kadar şey varsa yasaklanmak isteniyor ve yasaklanıyor da…
Tıpkı 1970 yılında dünyaca ünlü sinema aktörlerinin ülkemize gelerek ve bizim öne çıkmış sinema sanatçılarımızla çektikleri ‘Atatürk ve Kuvvayi Milliye’ filminin bir gerekçe uydurularak yasaklanması gibi…
Bu ilgin yasaklama öyküsünü zaman geçirmeden hemen anlatalım;
1970 yılında…
Sinema dünyasının en ünlü aktörlerinden; Tony Curtıs, Charles Bronson, Mişhele Mercıer ve bizim Türk Sinemacılarımızdan da Fikret Hakan, Salih Güney ve Kayhan Yıldızoğlu gibi sanatçılarla birlikte ‘Atatürk ve Kuvvayi Milliye’ konulu bir sinema filmi çevrilir…
Çekilen filmin ana teması Kuvvayi Milliye Hareketi sürecinde silah kaçıran yabancı kaçakçılarını anlatıyor.
Bundan dolayı da filmin adı: Silah Kaçakçılarıdır..
Ancak bu kaçakçılık konusunun içinde Hz. Osman’ın el yazması olan Kuranı Kerim de vardır.
Ve –rol gereği- Kuran-ı Kerimi kaçıran Tony Curtıs, Atatürk’ün huzuruna getirilir ve şöyle bir diyalog olur;
Atatürk: “Sizde bize lazım olan bir emanet var” der.
Kaçakçı rolündeki Tony Curtıs: “Biz bunu mu taşıdık” diye yanıt verir.
Atatürk: “Bizim inancımıza göre bu Kuran kimdeyse savaşı o kazanacaktır. Yavuz Sultan Selim’den beri bu kutsal emanetler Türklerin elindedir. Benim için taşıdığınız altınların hiçbir değeri yok. Sizleri serbest bırakıyorum. İlk gemiyle göndereceğim sizi. Aklınız varsa da bir daha bu topraklara ayak basmayın” der.
Nasıl iyi mi?
Üstelik Hz. Osman’ın el yazması olan Kuran-ı Kerim kitabını önemsemiyor mu?
O halde neden yasaklamış olabilirler bu filmi sizce?
‘Yasaklamak’ için ne gibi bir gerekçe ve kılıf uydurmuş olabilirler?
Vallahi bu konuda geçerli bir gerekçeleri var mıdır, yok mudur? Onu pek bilemem ama…
Şöyle bir olay yaşanıyor…
Özetleyerek sizinle paylaşmak isterim.
Filmin çekimleri sırasında film setine o dönemin Hafta Sonu gazetesinden bir bayan muhabir gelir ve ünlü aktör Charles Bronson ile röportaj yapmak ister.
Ancak yetkililer film çekimi sırasında röportaj yapmanın yanlış olacağını söylerler ve izin vermezler…
Eh, röportaj yapmasına izin verilmeyen gazete de o günden sonra başlar “Paralı Askerler” filmini Atatürk’ün aleyhinde çekilen bir filmdir diye olumsuz propaganda yapmaya…
Ve sonuç; film gösterime girmeden yasaklanır…
Aradan bir yıl geçer…
12 Mart Muhtırası veya fırtınası gelir.
1973 yılında ise (her nasıl olduysa) Atatürk’ün tek kopyalı (ikinci kopyası yoktur) film arşivinde yangın çıkar ve bütün filmleri yanar…
Ne dersiniz; üzerinde düşünmeye değmez mi?
Bence değer…
Hem de Erzurum ve Sivas Kongresinin yapıldığı 100. Yılda daha çok değer.
Öyleyse…
Geriye ne kadar ‘bağımsızlık sevdalıları’ kaldıysa, hep birlikte düşünelim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ