• DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
AT İZİ İT İZİNE KARIŞIRKEN

AT İZİ İT İZİNE KARIŞIRKEN

Aradan iki buçuk ay geçmesine karşın, 15 Temmuz’da rejime karşı yapılan darbe girişiminin yankıları ve FETÖ örgütüne karşı mücadele devam etmekte.

O günden bu yana görsel ve yazılı medyada konu tartışılmakta, yapılanlar anlatılmakta.

Sonuçları itibariyle yapılan uygulamalar gündemdeki yerini korumakta.

Ülke yöneticilerinin söylemlerinden epey daha süreceği anlaşılmakta.

Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırarak, anayasal düzeni yıkıp yerine dini değerlere yönelik yönetim kurma planı olan bu girişime katılan, destek verenler hak ettikleri cezaları mutlaka alacaklardır.

Ancak, FETÖ ile ilgili yapılan uygulamaların mağduriyetlere yol açtığı ifade edilmekte.

Hak, hukuk, adalet, masumiyet nerede kaldı feryatları başlamış durumda.

Gazeteciler, öğretim üyeleri, memurlar, akademisyen ve öğretmenlerden açığa alınan, tutuklanan, görevle ilişiği kesilenlerin sayılarının yüz bine yaklaştığı söylenmekte.

Tutuklama, açığa alma ile ilgili olarak iktidar ve muhalefet endişelerini dile getirmekte.

Sayın Cumhurbaşkanı “…Ama şu var ki at izi, it izine karışmış vaziyette…Ben bir şey atayım da nasıl olsa tutar diyenler var…”  Sayın Başbakan, “…dikkatli olun, haksızlık yapmayın, gerekirse kararları yeniden gözden geçiririz…özellikle açığa alınan ve ihraç edilen kamu görevlilerinde hatalar yapılmış olabilir, telafi edilecektir” diye söylemekteler.

AKP kurmayları da benzer konuşmalar yapmakta.

Vakti zamanında FETÖ liderine övgüler düzenler, ABD’ye gittiklerinde ziyarette bulunanlar, gidemeyenlerin selam, saygı ve hasretlerini dile getirenler, Feto diyenlere karşı  ‘bu adı söylemek O’na hakarettir, o zat muhterem hoca efendidir, ülkemizi tanıtmakta, bayrağımızı dalgalandırmakta, dilimizi dünyaya öğretmekte, Türkiye’nin yetiştirdiği değerdir..’ vb. sözlerle can siperhane savunanlar, ‘Feto denilen bu adama inanmayın, sahtekardır, yarın başınıza bela olacaktır’ diye Meclis kürsüsünde konuşma yapan rahmetle andığımız Kamer Genç’e saldıranlar kimlerdi?

Onlarca yıl önce bu tehlikeyi görüp yetkilileri uyararak yurttaşlık görevini yerine getiren Uğur Mumcu, Türkan Saylan ve diğer aydınlara karşı çıkanlar neredeler?

Gözaltına alınan ve tutuklananlar için “hata yapıldıysa” dönülür denilmekte.

Öncelikle yapılması gereken hata yapan ile yapmayanı en kısa zamanda ayırmak, haksızlığa uğrayan kişilerin saygınlığının geri verilmesi olmalıdır.

İradesi ile bu hareketle gönül bağı kurup her türlü desteği verenlerin bir çoğu, darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasının ardından korkup kendilerini ustaca sakladılar.

Daha önceleri inanmadıklarını ifade ettikleri “demokrasi” adına meydanlara inip, ‘işte buradayım’ diye kirli ellerine yakışmayan Türk Bayrağını göstererek boy gösterdiler.

Kurtardıklarını anlayınca karşı atağa geçerek, fırsat yakalayıp muhbirliğe soyundular.

Kılık ve karakter değiştirme ustaları “Çamur at izi kalsın” anlayışının temsilcisi oldular.

Bu durumlarda kişisel hesaplaşmalar, kine dayanan şikâyetler devreye konulur.

Hiçbir zaman ve koşulda FETÖ ile bağlantısının bulunması mümkün olmayan Atatürkçü, sosyal demokrat, ulusalcı, solcu ve Alevilerin bu sınıflandırma içerisinde yer almış gibi gösterilmelerine ne denilir ki?

Ne ile suçlandığını bilmeden hakkında öne sürülen iddialar karşısında savuma alınmadan hüküm verilmesi, telafisi güç zararlara neden olacaktır.

En zoru ve ağır olanı yapmadığın bir eylem ile ilgili suçlanmaktır.

İşin sulandırılarak ciddiyetten uzaklaşılması darbecilerin işine gelecektir.

Hak, hukuk, adalet, eşitlik kavramlarının uygulamaya konulmadığı yerde;

“at izi it izine karışır, “cadı avı” başlar, “kurunun yanında yaş da yanar”, “çamur at izi kalsın” düşüncesi ön plana çıkar.

Tehlikenin farkına varılamadığı, hak etmeyene değer verildiği ve korunduğu, ileriye yönelik sinsi planların sezilemediği durumlarda ise;

“körle yatan şaşı kalkar”, “besle kargayı oysun gözünü”, “koynunda yılan beslemek” atasözleri gerçeğe dönüşür.

“Son pişmanlık fayda etmez” mi, eder mi? Buna da sizler karar veriniz.

“Keskin sirke küpüne zarar verir” atasözünü de unutmamak gerek.

Ünlü Alman şair, yazar B. BRECHT, “ Bilmeden yapılan hata yanlışlıktır, bilerek yapılanı ise ihanettir.” der.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar