• DOLAR
    7,7978
  • EURO
    9,1012
  • ALTIN
    471,53
  • BIST
    1,1666
ARTVİN DİRENİŞİNİN  DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ARTVİN DİRENİŞİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Artvin halkı dün; dereleri, akarsuları yok etmeye kalkanlara karşı direndi…

HES projelerine karşı direndi…

Niçin ve kimin için yapıldığı belli olmayan ‘Yeşil Yol’ projelerine direndi…

Bugünde; doğanın altını-üstüne getirip, anasını ağlatacak olan ve Artvin yöresinin yeşilini ve binbir çeşit çiçeğini mezara gömecek olacak olan; maden arayıcılarına karşı hep birlikte diriyorlar…

Peki, maden arayacak şirket kimin şirketi?

Hani bilmem anımsar mısınız, bir zamanlar (ele geçirilen ses kayıtlarında) açık-açık, sesli-sesli, pişkin-pişkin; “…istenilen parayı yatıralım da, bu milletin …nısının ..ına koyalım” diye küfürbaz bir iş adamı vardı ya anımsadınız mı?

Anamızı belleyeni nasıl anımsamazsınız birader!

Hani şu ünlü işadamımız Mehmet Cengiz denilen zat-ı muhteremi!

İşte onun Holdingi ve onun şirketi maden aramak istiyor Artvin yöresinde.

İşini baştan bağlamış olacak ki, bu kez de Artvin halkının inatçı direnişine karşı sanki; “Ne kadar direnirseniz direnin, ne kadar tepki gösterirseniz gösterin (dike-dike!) ben bu madeni çıkaracağım” diyor adeta!

Tek kişilik güç, binlerce Artvinliye diklenip kafa tutuyor adeta!

Bu eşyanın tabiatına aykırı ama gösteriyor…

Gösterebiliyor yani!

E, nasıl oluyor da gösteriyor diyeceksiniz?

Bal gibi gösteriyor işte…

Çünkü bir söz vardır ya hani: “Eşeği bağırtan .aşşağıdır” diye…

Onun için arkası sağlam olmasa bu M. Cengiz denilen zat-ı muhteremin hiç bu kadar sesi çıkar mıydı?

Yönetsel güçler arkasında…

Güvenlik güçleri payandasında!

Hukuk, yasa, yönetmenlik ha keza öyle!

Eh, anamıza-avratımıza dümdüz giden beyefendinin sesi çıkmayacak da, senin, benim sesim mi çıkacak!

Bu gerçeklerden ve saptamalardan sonra sıra geldi şimdi sizinle birlikte düşünmeye…

Düşünelim mi?

Düşünelim…

Ve düşünmeye şöyle başlayalım;

“Yahu seçim sandıklarının başına gitmeyi demokrasi sayıp, sandıktan çıkan oyları kelle hesabına göre ‘milli irade’ diyerek güç gösterisi yapıyorsunuz da, iş milli iradenin toplu direnişine gelince neden bu milli iradenin ‘iradesine’ saygı göstermeyi hiç aklınıza getirmiyorsunuz?”

Halka okul yaparken halk size hiç karşı çıktı mı; çıkmadı…

Hatta “Neden okul yapmıyorsun?” diye isteklerde bulundu…

Bugün hala suyu olmayan köyler var, halk; “Su” diye çırım-çırım çığırıyor, neden köylünün suyunu-selini getirmiyorsunuz da vatandaşın kapısına, onun sularını bilinmedik insanlara, firmalara, şirketlere yok pahasına satıyorsunuz?

Neden “Suyumu-selimi elimden alma” diye direniş yapanlara karşı bütün güvenlik güçlerini o seçim sandıklarında ‘milli irade’ dediğin çoğunluğun sesine soluğuna karşı hiçbir olumlu tepki göstermiyorsun?

24 Ocak kararlarından bu yana 35 yıldır allem ettiniz, gallem ettiniz Kamuya ait ne kadar liman, fabrika varsa iş yeri varsa satıp savdınız…

Tarım politikalarını dibe vurdurup, ocağına incir ağacı diktiniz!

Hayvan yetiştiricilerinin bacaklarını havaya getirdiniz!

Ormanların en yeşil tonunu yabancı yatırımcılara peşkeş çektiniz!

Dereleri, akarsuları kimlere satı-savdığınız belli değil!

Şimdi de sıra geldi doğanın altını-üstüne getirerek maden arama, altın çıkarma gibi talancıları vatandaşın toprağı üzerinde kavga ettirmeye…

Halbuki vatandaş diyor ki; Yahu benim atadan-dededen kalma bağımı bahçemi nasıl işadamlarına altın arayacak diye ruhsat verirsin?” deyip direniyor ve sesini duyurabildiği kadar duyurmaya çalışıyor ama kimseye duyuramıyor…

Daha doğrusu duyanlar her nedense duymak istemiyor.

E, peki milli irade ‘istemiyorsa’ neden milli iradenin isteklerine gereken saygı gösterilmiyor?

Maden çıkaranlar istediklerini alıp gittikten sonra peki geride bırakılan toz toprak ve tarumar edilmiş doğa tekrar eski haline nasıl döndürülecek?

Kısacası yönetsel erglerimiz sandıktan çıkan sayısal çoğunluğu milli irade, demokrasi ve güç olarak gösteriyor da, doğasını korumak isteyen doğacıların bu toplu haykırışları neden ‘güç’ olarak değerlendirilmiyor?

Artvin doğasını korumak için direniyor…

Ardından Rize ve Trabzon direnecek…

Rüzgar doğudan-batıya doğru eserek Giresun, Ordu ve ardından Samsun direnecek…

Bu direnişler belki de Doğu Karadeniz Bölgesinde bu ‘Bölgesel Direnişe’ dönüşecek…

Çünkü görünen o ki, direniş halkaları gitgide büyümeye başladı…

Ve sonuç olarak;

Diren Artvin, senin haklı davanda seninle omuz-omuza olduğumuzu bilmeni isteriz…

Haklılar mutlaka kazanacaktır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar