• DOLAR
    7,6352
  • EURO
    8,9309
  • ALTIN
    459,84
  • BIST
    1,1675
Allah’ın dostu kimdir?

Allah’ın dostu kimdir?

Herkesin bir derdi vardır. Bazıları geçer, bazıları geçmez. Bazıları anlatılır bazıları da anlatılmaz. Bazen de anlatmak istersin ama dinleyecek kimseyi bulamazsın. Bilirsin, muhabbettir ihtiyacın ama edecek kimse yoktur. İşte bu KURAN-I KERİM bunun için, anlaşılmak için yazıldı. Yalnız olmadığını bil diye yazıldı. Allah’ın izni ile yazıldı. Bütün dertleriniz O’nunla çözülür..

İnsanın kafasından geçen düşünceleri Allah’tan başka hiçbir kimse bilemez. Ama Allah dilerse, rabbani yoldaki imamlara da bildirir. Şeytan da zulmani yolda olanlara telepati yoluyla verebilir. Rabbani yolda, kerametler, marifetler varsa, kesinlikle zulmani yolda da şeytanın ilhamları ve şeytanın zulmani ilimleri  vardır.

“Biz onları ateşe çağıran imamlar kıldık.” İşte bu ateşe çağıran imamlar, aynı zamanda siccîn’e şahitlik eden ve orayı gören kişilerdir. Onların eliyle oradan bilgiler alınıyor ve insanlara açıklanıyor. Bunlar da gayy yolundan alınan bilgilerdir. Halbuki Allah bunu yasaklamıştır. Yalnız bu değil, şeytanın bütün zulmani ilimleri yasaktır. Sihir, büyü, telepati transandantal meditasyon, reenkarnasyon vs. Bu ilmin dallarını Allahû Tealâ yasaklamıştır. Gerçekten de her kim bu ilimleri tatbik ederse sadece zararlarını görür. Dünya hayatında huzursuzluk, sıkıntı çeker, ahiret hayatında gideceği yer cehennem ve kurtuluşu da mümkün değil. Allah bize fazlı keremiyle ve rahmetiyle bütün bu yolları açıklamış ve “Ey insanlar! Aklınızı başınıza alın. Allah’ın sizin için tayin ettiği mürşide tâbî olun. Yoksa iblisin zulmani yolunun tesiri altında kalırsınız, onun oyuncağı olursunuz ve kurtuluş sizin için mümkün olamayabilir.”

Bizler sevginin fakirleriyiz. Zengin olan Allah’tır. Sevginin zengini olan Allah’tan sevgiyi alabilmek için Allah’a ulaşmayı dileyip, mürşidimize tabi olarak nefis tezkiyesi ile amelüssalihat yaparak insanları sevmeli ve onları mutlu etmeye çalışmalıyız. Kalplerin arasını Allah birleş-tirir. Çünkü sevgi Allah’tan gelir. Allah’a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlanızdır. Ne güzel mevladır, ne güzel yardımcıdır!

Allahû Tealâ, Âli İmrân Suresinin 103. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor;

3 / ÂLİ İMRÂN – 103: “Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz. “

Allahû Tealâ bu âyet-i kerimede; “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve fırkalara ayrılmayın.” diyor.

BU İP NEDİR, KİMDİR BU İP?

Bu ip, mürşiddir; resûldür; Kur’ân’ın temelidir, hakikatleridir. Allah’ın tek gerçe-ğidir. Bu ip, Sıratı Mustakîm’dir. Konuyu her açıdan değerlendirmek mümkün sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ: “Fırkalara ayrılmayın.” dediği cihetle tek bir fırkanın oluşması lâzım. Öyleyse Allah’a ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu bir fırka söz konusu.  Allahû Tealâ Rûm Suresinde buyuruyor ki: 30 / RÛM – 31: “O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. “

“Allah dilediğini Kendisine seçer. Ve onlardan (seçtiklerinden) kim Allah’a yönelirse onu Kendisine ulaştırır.”

HİDAYET NEDİR?

Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah’a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz’in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm’dir (en iyi bilendir).”

2 / BAKARA  “Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” . Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur. “ “Muhakkak ki hidayet Allah’a ulaşmaktır.” (Âli İmrân-73)

“Muhakkak ki Allah’a ulaşmak, (işte o) hidayettir.” (Bakara-120)

İnsan ruhunun seyr-i sülûk isimli bir yolculukla Allah’ın Zat’ına ulaşması işlevi hidayete ermektir. Bu, ruhun hidayetidir. Fizik vücudunuz Allah’a teslim olduğu zaman, fizik vücudun hidayeti gerçekleşir. Fizik vücudunuz hidayete erince nefsiniz hidayete ermek için sıraya girmiştir. Daimî zikre ulaştığınız zaman, nefsiniz hidayete erer.  Ondan sonra Tövbe-i Nasuh’a davet edilirsiniz; muhlis olursunuz. Allah’ın huzurunda Tövbe-i Nasuh’la, değişmez bir tövbeyle, bir daha dönülmeyecek olan bir tövbeyle tövbe edersiniz. Allahû Tealâ iblise ne diyordu? “Sen Benim muhlis kullarımı yoldan çıkartamazsın.” diyordu.

38 / SÂD – 82: “ (İblis): “Bundan sonra Senin izzetine (andolsun ki) onların hep-sini mutlaka azdıracağım.” Dedi.

38 / SÂD – 83: “İllâ ibâdeke minhu-mul muhlasîn(muhlasîne).Onlardan Senin muhlis kulların hariç. “

Neden? Çünkü muhlis kullar, Allah’ın huzurunda yemin etmişlerdir.

Tevbe Suresi’nin 100 âyet-i kerimesine baktığımız zaman bütün sahâbenin bu hedefe ulaştıklarını görüyoruz.

Allahû Tealâ buyuruyor ki: 9 / TEVBE – 100: “O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine’deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.”

“O sabikûn-el evvelîn var ya; onlardan bir kısmı ensardandı, bir kısmı da muhacirîndendi. Bir de ensara ve muhacirîne ihsanla tâbî olanlardandı.”

Evliya; dostlar demektir. Evliyaullah; Allah’ın dostları demektir.

Allah’ın dostu kimdir? Allah’a ulaşmayı dileyendir. Mürşidini gören ve ona tâbî olanlardır. Evvab olmak; ruhun Allah’a ulaşması, ulaşınca sığınağa sığınmasıdır. Allah’ın Zat’ı, kâinattaki en üst seviye sığınaktır. Allah’ın Zat’ına ulaşan kişi sığınağa sığınmıştır. Meaba sığındığı için o kişi Allah’a ulaşmıştır.

Allahû Tealâ diyor ki: “Kâinattaki en güzel sığınak Allah’ın Zat’ıdır.”

3 / ÂLİ İMRÂN – 14: “İnsanlara, “kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan” şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O’nun katındaki en güzel sığınaktır.”

25 / FURKÂN – 70: “Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).” “Kim mürşidin önünde tövbe eder de nefs tezkiyesine başlarsa; nefsini tezkiye etmek konusundaki faaliyetine başlarsa, Allahû Tealâ onların (nefs tezkiyesine başlayan kişinin) seyyiatini (günahlarını) hasenata çevirir.”

“Allah’ın ayetlerinin tartışıldığı ve onlarla alay edildiği ortamda sürekli kalarak kafa karışıklığı derinleşen, ortamı gözetleyip müminler güçlü ise onlara, kafirler bas-kınsa onlara yanaşan, namaza tembel tembel kalkan, insanlara gösteriş yapan ve bunu bir hile zannedip Allah’ı aldatma hevesine kapılan, mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinen ve onlar nezdinde izzet -şeref arayan, izzet ve şerefin ancak Allah’a, Rasulüne ve mü’minlere has olduğu bilincini kaybetmiş bulunan, küfr ile iman arasında bocalayan ve ne net biçimde mü’minlere ne de kafirlere bağlanan….

İşte bu, kafası karışık tiptir. Ve savruluş zamanlarının, gözün gözü görmediği, yüreklerin darmadağın olduğu zamanların tipidir.

Rasulullah -sallallahü aleyhi ve sellem- bu ortamı “Derin gece karanlıkları”na ben-zetmekte ve bundan korunmak gerektiğini bildirmektedir. Böyle bir ortamda, yine Rasulullah Efendimiz’in uyarısına göre “İnsan sabah evden mü’min olarak çıkar, akşam eve kafir olarak döner, insan akşama mü’min olarak girer, sabaha kafir olarak çıkar.” (Müslim, İman 186)

Bunun anlamı şudur: “Öyle bir savruluş ortamıdır ki yaşanan, bir gün gibi kısa süreler içine iman ile küfür gibi birbirinden fersah fersah uzak kalbi yönelişler sığar. Kalbi bir imana yönelir, bir küfre savrulur.

ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ

Ölmeden önce ölmeyi başarmak, seçkin insanlara mahsus. Bizlere düşen, elden geldiğince onlara benzemeye gayret etmek… Bu emri dinleyen insan, dünyayı misafirhane, vücudunu ise emanet bilir. Ruhunu ve kalbini onlarda boğmaz. Bu hâl ile hallenen insan, ölmeden evvel ölmüş demektir. Nefsin zararını önlemek için iki cihad yolu vardır. Ona uymamak onun arzularını yapmamaktır. Buna riyazet çekmek denir. Riyazet vera ve takva ile olur. Takva haramlardan sakınmak Vera haramlarla birlikte mubahları ihtiyaçtan fazla kullanmaktan da sakınmaktır.

2- Nefsin istemediği şeyleri yapmaktır. Buna mücahede denir. Bütün ibadetler mücahededir. Bu iki cihad nefsi terbiye eder. İnsanı olgunlaştırır. Ruhu kuvvet-lendirir. Salihlerin yoluna kavuşturur. Allahü teâlâ kullarının ibadetlerine muhtaç değildir onların günah işlemesi Ona hiç zarar vermez. Nefsi terbiye için bunları emretmiştir.

İmam-ı Rabbani hazretleri yine buyuruyor ki: Evliyanın çoğu her gece yatacağı zaman o gün yapmış olduğu işlerini sözlerini hareketlerini hareketsizliklerini düşüncelerini her birinin niçin olduğunu anlarlar. Kusurlarını ve günahlarını temizlemek için tevbe ve istiğfar ederler. Allahü teâlâ’ya boyun bükerler yalvarırlar. İbadetlerini ve iyiliklerini de Allahü teâlâ’nın hatırlatması ile ve kuvvet vermesi ile olduğunu bilirler. Bunun için Hak teâlâya hamd ve şükür ederler.

İşte böyle zamanlarda insan tutunacak dal arar. Sığınacak liman, sarılacak dost arar… O Dost Allah’tır ve Allah’ın tayin ettiği mürşitler ve Devrin İmamlarıdır..!”

Sevgi ile kalın…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar