Yıldırım KİREZ
Yıldırım KİREZ
yildirim_kirez@giresungundem.com
EĞİTİM MODELİ HİÇ MİLLİ OLMADI
  • 0
  • 1235
  • 01 Kasım 2020 Pazar
  • +
  • -

Doğudan yükselen Ahmed Yesevi Kazakistan-Sayram kasabasında 1093 de dünyaya gelmiş, dini tasavvufi eğitimini tamamladıktan sonra yine o bölgedeki Türkistan şehrine kurduğu tekkede talebe yetiştirmiş,1166 vefat etmiş bir mutasavvıftır.
Yetiştirdiği talebelerinin her birini bir memlekete göndermek suretiyle İslamiyetin, fenni ilmin doğru olarak öğretilip yayılmasını sağlarken , talebelerinden bir kısmı da Anadolu’ya geldiler.
İslam’da vatana büyük önem verilmiş, özellikle tasavvufta “vatan sevgisi” imanla eşdeğer sayılmıştır. Anadolu’nun Müslüman Türklere yurt olması, onun manevi irşadı ile hazırlanmıştır.
Talebelerinin gayretiyle medreseler , tekkeler Bilim edebiyat fen ilimleri buralarda öğretilmiştir. 1250 ‘li yıllarda Anadolu’da bir çok rasathane kurulması ilim seviyesinin ne denli yükseldiğini gösterir.
Osmanlı’nın kuruluşu ile de eğitim tekkelerden sürdürülmüş,Türk nüfus dahil Devlet eğitim alanında tüm tebanın kendi kültür, din, örfüne göre eğitimine karışmamış dahil olmamıştır. 1363 yılında Enderun mektebi kurulmuş , acemi oğlan devşirme talebe yetiştirip, kendi kurumlarından yetişmeyen kimselere görev vermemiştir.
Bu durum, bazı çevreler tarafından Türkleri dışlamak şeklinde yorumlanmıştır. Halifeliğin alınışı ile Arap illerinden getirilen alimler eliyle kuran dili Arap dilidir. Eğitim buradan devam eder ; mantığındaki ezbere dayalı eğitime geçilmiş, Dini eğitim kuranı anlama üzerine değil,okuma üzerine kurulmuştur.
Din görevlilerinin açıklamaları yorumsuz doğru kabul edilmiştir. bu eğitim sistemi fenni ilimleri yok sayarak yetişen ezberci sınıfı oluşturmuştur.
Gayri müslimlerin misyoner okulları alabildiğine çoğalmış ;19. yüzyılda Doğu Karadeniz’de 25 okulun 23 gayrımüslim ,2 si Türk mektebi , sadece ABD ‘nin 400 ‘ün üzerinde okulu vardır . 1824’te Sultan II.Mahmut, ilköğretimi “mecburi” yapmış her şeyden evvel dini değerlerin öğretilmesi mecburi hale getirilmiştir.
İlköğretimin zorunlu hale getirilmesi, Müslüman-Hıristiyan karışık yerlerde her toplum için bir mektep açılması ve Hıristiyan çocuk mekteplerinde kendi dinleri ve Osmanlı tarihinin kendi dilleri ile okutulması, azınlıkların Osmanlı toplumundan ayrışmasına bağımsızlık isteklerinin körüklenmesine olanak sağlamıştır.
1894’te imparatorluk bünyesinde 6 bin 437 gayrimüslim okulu arasında Rumlara, Gregoryen Ermenilere, Ermeni Katoliklere, Musevilere, Bulgarlara, Sırplara, Ulahlara, Katoliklere, Ermeni Protestanlara, Rum Katoliklere, Süryanilere, Keldanilere, Süryani Katoliklere, Keldani Katoliklere, Marunilere, Samirilere ve Yakubilere ait okullar bulunduğu,Din eğitimi mecburiyetinin kendi dinlerini öğrenmeleri gayri müslimleri daha özerk hale getirmiştir.
Kız ve erkek çocuklarının okullarının ayrılması ve kız sıbyan mekteplerinin hoca ve dikiş eğitmenlerinin kadın olması, yeterince eğitmen olmaması,Taşraya bu zorunluluğu götürecek ve denetleyecek bir makam olmadığından ilköğretim kademesinin tam denetim altına alınması ancak Cumhuriyet Dönemi’nde mümkün olabilmiştir.
Az da olsa Okumuş neslin birinçi dünya şavaşında yok olması mübadele ile okumuş azınlıkların gönderilmesi , 1921 ‘de, azınlık okullarının kapatılması ile öğretmen yok denecek seviyeye inmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarihinde ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaleti’ne bağlanmasını öngören yasa ile Türk eğitimi devlet eliyle ,devlet kontrolünde verilmeye başlanmıştır.1936 ‘da başlayan eğitmen okulları vasıtasıyla binlerce öğretmen 6000 ‘e yakın ebe, yetiştirilmiştir.Bu eğitmenler marifetiyle köy enstitüleri faaliyet göstermeye başlamış ,bu eğitimde atılım yılları olarak yabancı devletler tarafından gıbta ile izlenmiştir.
27 aralık 1949 tarihinde imzalanan, Türkiye ve ABD ‘ arasında eğitim komisyonu kurulması hakkında anlaşma ile “”””fulbright commission “”””Türk milli eğitimini biçimlendiren kurulun başında amerikan büyük elçisi ; komisyon üyesinin dördü TC vatandaşı ,dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden kurulu olacaktır.
Komisyonda oyların eşit olması durumunda kesin oyu ABD büyükelçisi verecektir.”kararları ile sürekli yakındığımız “ezbere dayalı eğitim sistemi”bir türlü “düşünen eğitim sistemi”ne geçirilememiş ,dini eğitimin yüzeysel , seçmeli hale getirilmesi sağlanmıştır..
Din eğitimi ise cuma hutbelerine bırakılmıştır.
Buna rağmen azınlık okulları tecrübesi nedeniyle, ezbere dayalı, din eğitimi olmayan nesiller yetiştirilmeye devam edilmekte, din eğitimi ömrün son safhasına bırakılmaktadır..
Fulbright commission anlaşmasından sonra kaç tane hükûmet, kaç tane millî eğitim bakanı geçti.?
Hiçbirisinin aklına gelmedi mi eğitimde düzgün işler yapabilmek?Belki eğitim sistemi; sürekli kişilere bağlı kaldı, üzerinde çok oynandı ancak düzenin en başından beri bozuk olduğu da hiç dillendirilmedi.
Proje büyük …
Amacı Türkiye cumhuriyetindeki Müslümanları ya uysal hale getirmek ya da dinsiz ve kültürsüzleştirmek mi?
Bu proje “küreselizme” geçişte Türkleri tehlike olmaktan çıkarmak için ABD tarafından Uzun zamandır uygulanarak ;2020 yılını bitirdiğimiz bu çağda yozlaşmış ezberçi nesiller yetiştirmeye devam ediyoruz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM