
| BİR ÜLKEDE KİTAPLAR YAKILIYORSA KİTAP OKUMAK ‘CEZA’ SAYILIYORSA |
Yani, suçluya;
Kitap okuma cezası veriliyorsa..
Yapılan her türlü askeri müdahalelerde;
Önce yazarı ve ardından kitapları ve okuyanları tutuklanıyorsa…
Toplanan kitaplar; meydanlarda acımasızca cayır cayır yakılıyorsa…
Daha da olmadı, yakılmayanlar SEKA Kağıt fabrikalarına ‘kağıt hamuru’ yapmak için gönderiliyorsa;
Biz hangi yüz akıyla..
Hangi vicdan rahatlığıyla…
Alnımız açık, göğsümüzü gere gere;
‘Kütüphaneler Haftasını’ kutlayacağız?
Şey…
Pardon…
Sohbetimizin üst başlığında belirtmedim…
Ülkemizde her yıl mart ayının son pazartesi günü;
‘Kütüphaneler Haftası’ olarak kutlanıyor…
Ve bu kutlama muhabbeti de;
1964 yılından bu yana devam ediyor…
Neden ‘kutlama muhabbeti’ diyorum?
Çünkü yaptığımız kutlamaları inanarak ve hak ettiğimiz için yapmıyoruz…
Sadece formaliteleri tamamlamak;
Ve yapmış olmak için yapıyoruz…
Örnek mi istiyorsunuz?
Alın size istatiksel birkaç örnek…
TÜİK istatistikleri diyor ki;
Türkiye genelinde 1 Milli Kütüphane…
1213 Halk Kütüphanesi
606 Üniversite kütüphanesi
ve 32 bin 158 de örgün ve yaygın ‘Kütüphane’ var diyor…
Ve bütün bunların yanında da;
‘Kitap Okuma Alışkanlığı’ yüzde-3 olduğunu ve dünya ülkeleri sıralamasında da 86. sırada olduğumuzu söylüyor…
Ve bu yüzde-3’lük dağılımı da şöyle gösteriyor;
Yüzde-45’i aşk kitabı okuyor…
Yüzde-43’ü din, namaz hocası ve dua kitapları olduğunu..
Diğer yüzde-12’sinin de masal, fıkra, siyaset ve kişisel gelişim kitaplar okuduğunu söylüyor…
Mukayeseli bir istatistikte şöyle diyor;
Dört kişilik bir Türk Ailesi, ayda cep telefonu ve iletişim masrafları için 173 lira ayırıyor…
Kitap içinse; yılda sadece 5,5 lira olduğunu belirtiyor…
Şimdi sizde haklı olarak;
“Yahu, biraz önce kendin söyledin ya, her askeri darbe yapıldığında önce kitapları tutukluyorlar ve meydanlarda yakıyorlar demedin mi?” diye soruyorsanız; dedim…
Hatta eksik bile söyledim;
Örneğin, rakamsal olarak 39 ton gazete ve derginin imha edildiğini söylemedim…
Zamanınızı fazla almamak için;
Sadece ‘Bilim ve Sosyalizm’ içerikli 134 bin kitabın yakıldığını ve SEKA Kağıt fabrikalarına ‘kağıt hamuru’ yapılmak için gönderildiğini rakamsal olarak belirtmedim…
Ve 12 Eylül sürecini yaşayanlar…
Hatta o sürecin muktedirlerinin savunucusu olanlar diyecektir ki;
“Milyonlarca kitap yakıldı ama hepsi de sisteme karşı olan, solcu, sosyalist ve muzır yayınlardı.”
Okunan bütün romanlar;
Yoksulluğu ve ezilmişliği anlatan köy romanlarıydı…
Sistemin rahatını kaçıran sol içerikli siyasi kitaplardı yakılan kitap ve dergiler” diyenlerde olacaktır…
Ve belki şu soruları aklına gelip soranlarda olacaktır;
“Peki bizleri yönetenler hangi kitapları okuyarak, bilgi sahibi oldular da bizleri yönetiyorlar?”
Vallahi bu sorunun bende ‘yanıtı’ varda…
Şimdi burada açık-açık söylemek istemem…
Ancak sizlerle tahminimi paylaşabilirim…
Şöyle ki;
Onlar, ya kurulu sistemin kitabını okuyorlar…
Ya, anadan doğma bilgili doğuyorlar!
Ya da hayatlarında hiçbir kitap okumasalar da;
Bir-şekilde hidayete eriyorlar!
Bu son sözlerle;
Hoş kalın,
Hoşça kalın…
Üstelik şimdi söz sırası sizin…