• DOLAR
    7,5545
  • EURO
    8,9455
  • ALTIN
    473,86
  • BIST
    1,1848
Şaban KARAKAYA
Şaban  KARAKAYA
saban@giresungundem.com
YAŞAM ALANINI SAVUNANLAR NİYE HİÇ HAKLI SAYILMAZLAR
  • 0
  • 174
  • 12 Ağustos 2020 Çarşamba
  • +
  • -

Yani;
Çevresini korumaya çalışan bu insanların hepside mi yanlış düşünüyor?
Örneğin;
Ülkenin dört-bir yanında satılmayan dere ve akarsu kalmadı.
“Hidroelektrik Santralı (HES) yapıp, elektrik üreteceğiz” diye ülkenin bütün akarsuları satıldı…
Yani;
Tapusu herkese ait olan tüm dereler halkın elinden alındı..
Ve halk suyun ortak kullanımından uzaklaştırıldı…
Ancak yörede yaşayan (herkes olmasa da) duyarlı bir kesim;
“N’olur suyumu-selimi elimden alma”
“Beni muhannete muhtaç bırakma”
“Yalvarırım, yaşadığım dünyayı başıma yıkma” diye yalvarıp yakarsa da…
Ve sesini kimselere duyuramayınca; direnişe kalksa da…
Yinede haksız sayılıyor…
Ve muktedirler direnen halkın karşısına silahlı gücünü dikiyor.
Tıpkı;
Ordu’nun Korgan ilçesi-Çiftlik mahallesinde direnen bir avuç yöre halkının karşısına (kendi çocuğu) jandarmayı diktiği gibi…
Peki niye direniyordu bir avuç çevreci ve yöre halkı?
“HES’lere karşıyız” diyordu…
“Suyumuzu elimizden alamazsınız”
“Yaşam alanlarımızı ‘yaşanmaz’ hale getirmeniz” diye direnişe geçiyordu…
Direnişe geçmek istiyorlardı geçmesine ama;
Patronun arkasında siyasi bir erk ve sermaye gibi bir gücü vardı.
Ve bir an önce İş-Makinelerini para kazanacağı alan sokmalıydı!
Ki; öylede yaptı…
Sabahın kör-karanlığında daha kimseler uyanmadan…
Yani (yöre halkı deyimiyle) daha karga bokunu yemeden;
HES Çalışanları iş-makinelerini çalıştırıp, çalışmaya çoktan başlamışlardı…
Ancak;
İş-makinelerinin motor homurtularıyla uyanan yöre halkı,çoluk çocuk, yalı-yapıldak yola koyuldular…
Fakat, karşılarında yol-kesen jandarmayı buldular…
Jandarmalar;
“Durun,nereye gidiyorsunuz? dedi…
Ve;
Halk jandarma barikatını aşmak için direndi.
Ama barikatı geçemedi…
Ve;
Jandarma barikatını aşamayınca, fındık bahçelerinin içinden yol alınarak, İş-Makinelerinin yanına inildi…
Yürek sesleri dışarıdan duyulan!
Göz-bebekleri delicesine yerinden öne çıkan çevre savunucuları İş Makinelerinin önüne yatarak;
“Beni çiğnemeden istediğini yapamazsın” dediler..
Ve ‘yaşam alanlarını’ savunmak için ölümüne direndiler…
Ve şimdilik ‘galip’ geldiler…
Yani;
Şirket yetkilileri, İş-Makinelerini dere yatağından geri çekerek;
geldikleri gibi geri gitmek zorunda kaldılar…
Ve bir avuçta olsalar…
Desteksiz ve sahipsiz de kalsalar…
Hep birlikte söyledikleri anonim türküyü haklı çıkardılar!
Neydi o türkünün sözleri;
“Ordu’nun dereleri
Aksa yukarı aksa,
Vermem seni ellere
HES’çiler üstüme kalksa”
Şimdi bu türküden sonra sizleri hep birlikte düşünmeye davet ediyorum…
Şöyle ki;
“Yahu, bu çevre direnişi yapanların hepse de haksız mı?”
Örneğin;
Yıllar önce siyanürle altın arayanlara karşı ‘çıplak eylem’ yapan Bergamalılar, yaptıkları eylemlerde haksız mıydı?
Aynı benzeri eylem daha sonra Fatsalılar tarafından yapıldı…
Yemyeşil doğayı tanınmaz hale getiren şirkete karşı yapılan eylemde Fatsalılar haksız yere mi eylem yaptı?
Kaz dağlarında milyonlarca ağacın kesilmesine karışı çıkan eylemciler; yaptıkları eylemlerde haksız mıydılar?
Manisa’nın Yırcalı köylülerinin 6 bin zeytin ağacını kesen şirket yetkililerine karşı direnen köylüler ‘direnişlerinde’ haksız mıydı?
Hasankeyf’te 7 binlik tarihi zenginliklerimiz ve tarlalarımız sular altında kalıyor diye direnişe geçip eylem yapanlar haksız mıydı?
Mersin Akkuyu da ve Sinop’ta “zehirlenmek istemiyoruz” diye nükleer santrallere karşı çıkıp, eylem yapanlar yaptıkları direniş ve eylemlerde haksız mıydı?
Cerraptepe’de siyanürlü altın arama eylemine karşı çıkıp eylem yapanlar haksız mıydı?
Doğu Karadeniz yaylalarında ve hinterlandında altın, gümüş ve maden arayacak şirketlere bağlantı yolu olan anca halktan saklanarak yaylaları-yaylalara bağlayan ve adı ‘Yeşil Yol’ koyulan bu yollara karşı çıkanlar direnişlerinde haksız mıydılar?
Eeeee?
Halkın yaptığı bütün ‘eylemler ve direnişler’de bir yanlışlık ve bir haksızlık varsa;
Bu toplum baştan-aşağı yanlış o zaman…
Son söz olarak…
Eğri oturup, doğru konuşacaksak…
Son noktayı şu tespiti yaparak sohbetimizi bitirmek istiyorum…
Bundan 8-9 yıl önce Taksim’de ağaçların kesimine karşı çıkıp, eylem yapan milyonlar ne yazık ki, Anadolu’da milyonlarca ağaç katledilip ve güzelim doğamız ve yaylalarımız güpe-gündüz ve herkesin gözleri önünde yok edilirken, o yüzbinlerce çevreci Anadolu’da direnen bir avuç ‘çevreciyi’ ve ‘direnişçiyi’ neden yalnız bırakıyorlar bunu da anlamış değilim…
Bilmem yanılıyor muyum?
Yoksa yanlış mı düşünüyorum?

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM