• DOLAR
    6,1615
    %0,29
  • EURO
    6,6951
    %0,13
  • ALTIN
    323,52
    %0,48
  • BIST
    7,9666
    %-0,26
Şaban KARAKAYA
Şaban  KARAKAYA
saban@giresungundem.com
SİNSİCE TUZAKLARINI KURDULAR İKİSİNİ DE 24 OCAK DA VURDULAR
  • 0
  • 144
  • 26 Ocak 2020 Pazar
  • +
  • -

Sevgili dostlar,
Değerli canlar,

Bugün; günlerden 24 Ocak…
Bugün; birisi Ankara ve birisi Diyarbakır da olmak üzere iki hain tuzak kurulacak…
Ve iki yurtsever ortadan kaldırılacak…

Ancak ister ilahi bir tesadüf deyin…
İster ‘aynı tarihi’ mesaj olarak düşünün!

Kurulan hain tuzaklardan birisi 1993 yılının 24 Ocak günü Uğur Mumcu için kuruluyor Ankara-Karlı Sokakta..

Bir diğeri ise; 2001 yılına ait 24 Ocak tarihinde Ali Gaffar Okkan için Diyarbakır-Sezai Karakoç Bulvarında kuruluyor hain tuzak..

Şimdi bu kısa ön bilgi girişinden sonra gel-gelelim bu tuzaklar acaba niye kurulmuştur?

Bu sözünü ettiğimiz yurtseverler niye ve niçin ortadan kaldırılıp, faili bulunmazlar kervanına karışıp; failleri bilinmez sayılmıştır?
Vesaire, vesaire…
Buna benzer aklınıza gelen kuşkulu sorular uzadıkça uzuyor…
Soru listesini uzatın uzatabildiğiniz kadar; uzayıp gidiyor…

Onun için bizler her ne kadar bu konuyu uzmanları kadar “niye?” öldürüldüklerini bilmesek de…

Her ne kadar;
“Niçin öldürüldüler?” gibi soruların yanıtını pek bilemesek de!

Kendi tahminlerimizle ‘yanıt’ arayıp, tatmin olmaya çalışalım.
Ve önce Uğur Mumcu’dan başlayalım;

1942 Kırşehirli olan Uğur Mumcu hukukçuydu…
Neden öyle yanlış bir yola girmiştir bilinmez; solcuydu!..

Bu bağışlanmaz suçundan dolayıdır ki; zaten emsalleri askerlik görevini ‘Yedek Subay’ olarak yaparken, o ‘Sakıncalı Piyade’ olarak askerlik görevini ifa etti…

12 Martlar’da ve 12 Eylüllerde ceza evlerinde yatıp çıktı…
Ceza evlerinde yattığı yetmemiş gibi kışın ceza evlerinin avlusundaki buzlar -aklı başına gelsin- diye hep ona kırdırıldı.

Ama yine de aklı başına gelmedi!
Demirel’in yeğeni ‘hayali ihracat ve mobilya yolsuzluğu’ yaptı diye kimseler konuyu haber yapmaya korkarken, o bunun bilgelerle kitabını yazdı…

Hiçbir gazeteci değil haberini yapmak, sohbetini bile yapmaktan kaçınırken o Uğur Mumcu denilen gazeteci, ülkeyi soyup soğana çeviren ‘Tarikat-Mafya-Ticaret’ üçgeninin, birlikteliğinin nasıl bir araya gelip de, ülkenin değerlerini nasıl sömürüldüğünü yazdı…

Hatta bu konuda rahatsız olanlar;
“Bak fazla ileri giriyorsun”
“Seni içeri tıkıp, en büyük eziyetleri yapıyoruz, yinede bir türlü uslanmıyor’sun” deseler de o yine de bildiğini okuyordu!

Yani bir başkaları asparagas haber peşinde koşarken o her nedense hep kimselerin itiraz edemeyeceği haber ve araştırma peşinde koşuyor ve belgeleriyle konunun muhataplarını ve yöneticileri zor duruma sokuyordu!

Yok; Rabıta olayı idi..
Yok; Ağca-Papa ilişkileriydi..
Yok; Kürt İslam Ayaklanmasıydı..
Yok; Kürt Dosyasıydı..
Yok; Katiller Demokrasisiydi..
Yok; Liberallerin çiftliği, bilmem ‘Terörsüz Özgürlüktü” v.s…vs..
Durmadan egemenleri ve yönetenleri rahatsız ediyordu…

O halde bir yolunu bulup, defteri dürülmeli ve susturulmalıydı!
Ki; rahat bir nefes alınmalıydı!
Ve de “nasıl oldu, kim yaptı, kim hain tuzaklar kurarak ortadan kaldırdı?” bu sorular hala yanıtını bulamadı…
Ve faili meçhul kaldı…
*** **** ***
Şimdi gel-gelelim ikinci (üniformalı) yurtseverin Ali Gaffar Okkan’ın ortadan kaldırılış öyküsüne…

1990 yılının başlarında hızlanan terör olayları gün geçtikçe hız kazanmakta ve yönetsel güçler ise terör olaylarını bitirmek için ‘Bölge Valilikleri, olağan-üstü hal’ yönetimleri başta olmak üzere akla-hayale gelmez çareler aramaktaydı…

Ama ne var ki;başta Diyarbakır olmak üzere bölgede huzur diye bir şey kalmamıştı…
Ve öte taraftan da -az önce belirttiğim gibi- en yüksek donanıma sahip yöneticiler bu kargaşayı bir türlü önleyemiyordu..

Yıl 18 Kasım 1997
Diyarbakır’a Emniyet Müdürü olarak Ali Gaffar Ottan tayin edildi.

Ali Gaffar Okkan, 1952 Adapazarı-Henden doğumlu..
Yörenin dar gelirli bir ailenin çocuğu…
Eğitim süzgecinden geçmesi gereken yerleri geçmiş ve Emniyet Müdürü olmuştur…

Ali Gaffar Okkan, 18 Kasım 1997 yılında Diyarbakır’da göreve başlar…
Göreve başlar-başlamaz önce Emniyetin kapılarını halkın sorunlarını dinlemeye açar…

Yetmez; cep telefon numarasını sokakta hangi vatandaş isterse istesin, hiçbir sakınca görmeden telefon numarasını verir almak isteyenlere…

Ali Gaffar Okkan Diyarbakır’a gelene kadar hiçbir kadın Trafik polisi sokak ve nokta görevi yapmamıştır…
Ve bu görev Ali Gaffar Okkan’la başlamıştır…
Diyarbakır halkı ise bu uygulamadan çok memnun kalmıştır…

Yetmedi;
Sokaklarda dolaşan evsiz-barksız kadınlara ve çocukları sokakta yatıp-kalkmaktan kurtarmış ve onlara yuva kurmuştur…

Aç, muhtaç durumda olan alilere kumanya ve giysi yardımında bulunmuştur..

Doğuyu-Batıyla buluşturmak için sporu ‘barış köprüsü’ yapmayı düşünmüş ve Diyarbakır Sporu 1. lige çıkarmak için her türlü desteği ve yardımı yapmıştır….
Üstelik maçlarda protokol koltuklarında değil, bizzat taraftarın oturduğu tribünlerde maçları izlemiştir…

Yani ve kısacası göreve başladığı günden, yaşamını kurulan hain bir tuzakla yitirdiği 4 yıllık süre içerisinde Sadece görev yaptığı Diyarbakır ilinde barışı sağladığı gibi bölgedeki diğer illere de örnek olmuş ve halkın takdirini toplamıştır…

Halkın sevgisini ve takdirini toplamasından ileri gelecek ki;
Öldürülüp ortadan kaldırıldıktan sonra bugüne kadar yörede dünyaya gelen 142 çocuğun adı ‘Ali Gaffar’ olarak nüfuslara geçmiştir…

Sonuç olarak;
Uğur Mumcu’da, Ali Gaffar Okkan’da aynı yöntemle ortadan kaldırıldı…

Kimileri katillerini ‘Hizbullah’ dedi..
Kimileri ‘Kontrgerilla’ dedi..
Bu işte; ‘CIA’nan da, MOSAD’ın da eli var” dendi…
Vesaire, vesaire…
Kısacası birçok yurtsever ve aydın gibi Uğur Mumcu’da ve Ali Gaffar Okkan’da faili meçhullere kurban gitti…

Işıklar içinde uyusunlar,,
Unutulmadılar…
Dünya var oldukça da;
Unutulmayacaklar…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM