• DOLAR
    6,8651
  • EURO
    7,7817
  • ALTIN
    399,52
  • BIST
    1,1330
Mürsel BOSTANCI
Mürsel  BOSTANCI
mbostanci@giresungundem.com
FETVA, FAİZ VE DİYANET
  • 0
  • 625
  • 23 Ocak 2020 Perşembe
  • +
  • -

15.01.2020 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) sosyal konut projesi ile ilgili görüşünün ardından bazı medya organlarında çıkan haberlere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Kurulun öteden beri verdiği fetvalarda, İslam’da faizin kesin olarak haram kılındığını açıkça ifade ettiği belirtildi. TOKİ tarafından uygulanan “sosyal konut projesi” özelinde vatandaşlardan gelen yoğun sorular sebebiyle Din İşleri Yüksek Kurulunun söz konusu projenin dini hükmünü bütün boyutlarıyla değerlendirip açıklamada bulunduğunu ifade etti. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesi incelendiği zaman mal varlığı ve faaliyet alanları, pek çok dev holdingi geride bırakıyor. Türkiye’de parası olup nakit para ile ev alan Ülkemizdeki nüfusun % 30 civarındadır. Çalışan bir memuru düşünelim bizim ilimizde en ucuz ev 250 bin tl den başlıyor lütfen bana bu kesimin bankadan borçlanmadan nasıl ev alınır formülünü Diyanetin temsilcileri yapsınlar. Fetva verirken birilerini memnun etmek için değil ALLAHIN doğru yolunu göstermek için verilmelidir.
Diyanet Yüksek istişare Kurulu, halkımızla paylaştığı görüşünde, öncelikle faizin kesin olarak haram kılındığını, konut veya araç satın almak için faizli kredi kullanmanın caiz olmadığını çok açık ve kesin bir dille belirtmiştir. Bahse konu projenin, kira ödediği takdirde asgari geçimini zorlukla sağlayan ve ev sahibi olabilmek için faizsiz ödünç borç bulamayan alt veya orta gelirli vatandaşlara yönelik üretilen bir sosyal proje olduğu kanaatine ulaşmış ve bu projeden yararlanarak ev sahibi olmanın, dinen haram kılınan faizli işlem kapsamında değerlendirilmeyeceği sonucuna varmıştır. Kurulumuz, halkımızla paylaştığı görüşünde, öncelikle faizin kesin olarak haram kılındığını, konut veya araç satın almak için faizli kredi kullanmanın caiz olmadığını çok açık ve kesin bir dille belirtmiştir. Bahse konu projenin, kira ödediği takdirde asgari geçimini zorlukla sağlayan ve ev sahibi olabilmek için faizsiz ödünç borç bulamayan alt veya orta gelirli vatandaşlara yönelik üretilen bir sosyal proje olduğu kanaatine ulaşmış ve bu projeden yararlanarak ev sahibi olmanın, dinen haram kılınan faizli işlem kapsamında değerlendirilmeyeceği sonucuna varmıştır. Diyanet işleri başkanlığı Türkiye Ekonomisinde araştırma yapmadan bana göre fetva vermiştir. Peygamber Efendimiz hiçbir zaman servet biriktirmemiş, yiyecek ve giyeceğini paylaşmıştır. Türkiye’de Diyanetin binlerce taşınmaz, 100 bini aşan istihdamı ve yönettiği vakıflar ile adeta devasa bir holdingi andırıyor. Vakıf bünyesindeki KOMAŞ A.Ş.’ faaliyetleri dikkat çekiyor. 1983 yılında Ankara Kocatepe Camii inşaatı ile inşaat sektörüne giriş yapan KOMAŞ A.Ş. bugün itibarıyla hem yurt içinde hem de yurtdışında yüzlerce anahtar teslim cami, müftülük hizmet binası, Kur’an kursu, öğrenci yurdunun yanı sıra Okul, İş merkezi, misafirhane, Hastane ve Otel inşaatları yapıyor. Şirket, yıllar içinde inşaat dışında ticaret ve eğitim alanlarında da faaliyet göstermeye başladı. KOMAŞ A.Ş. bünyesinde turizm ve seyahat acenteleri ile İzmir’de Bornova Koleji ve Bayraklı Anaokulu gibi eğitim kurumları bulunuyor. Vakfın iştirakleri arasında RTÜK’ten yayın lisansı almış bir TV kanalı ve matbaa da bulunuyor.
İçlerinde zamanında Diyanet’te de çalışmış olan bazı ilahiyatçılar eğip bükmeden kamu da olsa bankanın verdiği TOKİ kredisine “faizdir” deme cesaretini gösterebilmişler. “Sistem bu haliyle faizli sistemdir ve haramdır. Diyanetin 2020 yılı bütçesi 11,5 milyar TL’ye çıkarıldı. “Diyanet Holding” ayrıca tam bir gayrimenkul zengini Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 2018 yılında yaptığı tahsisler ile Diyanet’in toplam taşınmaz sayısı 2 bin 17’ye yükseldi. Diyanet İşleri Başkanlığı’na dair araştırmaları ve yazıları ile tanınan “Fetvalar Savaşı” kitabını hazırlayan araştırmacı-yazar Ömer Sağlam’a göre, Diyanet’in kurumsal büyüklüğü açıklanan bu verilerin çok üzerinde. Hac ve Umreden, yurt içi ve yurtdışındaki kurban kesimlerinden ve sahip olduğu vakıflar üzerinden yaptığı yatırımlardan elde ettiği gelirler de hesaba katıldığında, Diyanet’in açıklanandan katbekat büyük bir ekonomik büyüklüğü yönettiğini kaydeden Sağlam, “Üzülerek belirtelim ki bu gelir ve giderlerin yeterince ve gereğince denetlendiği ve kontrol altında tutulduğu da söylenemez. Özellikle cami dernekleri büyük ölçüde kontrol dışıdır ve bazı çıkar gurubu yöneticiler için; gelir kaynağıdır, diye konuşuyor. Kurum vasıtasıyla yalnızca geçen Kurban Bayramı’nda 145 ülkede 450 binden fazla kurban kesildiğini hatırlatan Sağlam, “Diyanet İşleri Başkanlığı, yurt içi kurban bedelini 890 TL, yurtdışı kurban bedelini ise 725 TL. olarak tespit ettiğine göre; yalnızca bu hizmetler için kurban sahiplerinden toplam 330 milyon TL’den fazla bir kaynak sağlanmış demektir” diyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki en büyük yapılardan biri, Türkiye Diyanet Vakfı olduğu görülmektedir. 1975 yılında dönemin Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan ve yardımcıları tarafından “din hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması ve dini hizmetlerde görev alacak neslin yetiştirilmesi” amacıyla kurulan Türkiye Diyanet Vakfı’nın bugün itibarıyla Türkiye’de 1000 şubesi bulunuyor. Diyanet İşleri Başkanı tarafından yönetilen Vakıf, dünyanın 145 ülkesinde de eğitim, kültür ve yardım faaliyetleri yürütüyor. 1977’de Bakanlar Kurulu tarafından alınan bir kararla Vakfa ‘vergi muafiyeti’ getirilirken, 2005 yılında yapılan bir düzenleme ile de Vakıf “izin almadan yardım toplayan kuruluşlar” arasına alındı. 1996’dan beri din üzerine kültürel ve sosyal çalışmalar düzenleyen Kadın, Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) de vakıf bünyesinde faaliyet gösteriyor. Vakıf tarafından işletilen ülke genelinde 13 adet sosyal tesis bulunuyor. Vakıf artık Dini işleri aşmış, Ekonomi işlerine bulaşmış buda bana göre artık amacının dışına çıktığını ve güvenirliği kalmadığını gösterir. Diyanet başkanlığı İmam Hatip mezunlarını ve ilahiyat mezunlarını bünyesine alıyor ve başka bakanlıklara transfer yapıyor. Böylece Ülkemizde işe girme garantisi olan bir birim doğmuş oluyor, bu dinimize göre doğrumu? Diğer Üniversite ve lise mezunları bekliyor, takdir okuyucularımın saygılarımla.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM