• DOLAR
    7,8149
  • EURO
    9,2767
  • ALTIN
    483,87
  • BIST
    1,1868
Mürsel BOSTANCI
Mürsel BOSTANCI
mbostanci@giresungundem.com
ARTIK DÜNYA DEĞİŞMELİMİ?
  • 0
  • 2267
  • 08 Nisan 2020 Çarşamba
  • +
  • -

İnsani değerler açısından bu günkü Dünya, yarım asır önceki Dünya değil. Başta Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) olmak üzere birçok uluslararası kuruluşlar insani gelişme konusunda yoksul ülkelere destek sağlıyor. Dünya Bankası gibi kurumlar yoksullukla mücadele programları yapıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu 2019 Aralık raporuna göre; 21. Boyunca yapılan gözlemlerde beslenme standartlarında ilerleme görüldü, ancak yine de Dünya’da aşırı gelir yoksulluğu içinde yaşayan 600 milyon insan bulunuyor. Korona virüs salgınının küreselleşme politikalarına ciddi bir darbe vurduğunu belirterek, ‘bundan sonra Ülkeler kendi ihtiyaçları için kendi topraklarında üretim yapma konusunda daha egemen bir politika izleyecekler. Avrupa Birliğinin korona virüs salgını sonrası olağanüstü hal ilan edip bütün sınırlarını kapattı SCHENGEN serbest dolaşımı fiilen bitti, bu ise bir savaş durumu. İspanya ve İtalya’ya, AB’nin büyük devletleri olan Almanya ve Fransa’nın bile yardım edemediği dikkatten kaçmadı. “Ancak Çin ve Rusya ve Türkiye yardım gönderdi. Ne yazık ki, bu Dünya, bu gibi yoksullukla savaş programı ve insani gelişme çalışmalarını köstekleyenlere karşı gerekli mücadele gücü kazanamadı. Dünyaya şöyle bir bakalım, Ortadoğu, Rusya ve müttefikleri, Güney Amerika’da siyasi müttefikleri despotlar, diktatörler, krallar ve emirler insani gelişmenin karşısında yer alıyor. Çünkü aynı diktatörler ve krallar, insanları önce yoksul bırakmak sonra onlara karın tokluğuna halkın bütçesinden para dağıtmak ve böylece siyasi bağımlılık yaratmak üstüne bir düzen kurmaktır amaçları.
Çinin uzun zamandır bütün dünyanın üretim merkezi haline getirilmiş olmasından kaynaklanan asıl sorunu gözler önüne serdi. İlaç ham maddelerinden solunum cihazlarında kullanılan vantilatörlere kadar birçok ürünün Çin’de üretildiğini aktaran “ABD bile solunum cihazı yapabilmek için Çin’den malzeme almak zorunda. Bu doğru bir şey değil. Birçok ülke otomobil, bilgi sayar ve telefon üretemedi çünkü parçalar Çin’den geliyor. Dünya şunu anladı ki bir yere böyle bağımlı olmak doğru değil. Üretim merkezlerini sadece Çin’e değil başka yerlere de dağıtmak lazım. Ulus devletler bundan sonra çok daha fazla içlerine kapanarak kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılayacak şekilde bir ekonomi politikası geliştirecekler, Küreselleşmeden ziyade bu olacak Türkiye’nin buradan çıkaracağı sonuç gıda güvenliği açısından kendi kendine yetebilmesi gerekliliğidir. Hiçbir şekilde dışarıdan gıda maddesi almadan, bütün vatandaşlarını besleyebilecek bir tarım politikası geliştirmek zorunda, çünkü topraklarımız ve insan gücümüz buna uygun. Bu çalışmayı aynı zamanda ilaç ham maddesi için de yapmamız lazım. Dışarıdan ilaç getirmeyi beklememek lazım, Orta Doğu’daki ülkeler ve Afrika ülkelerinin birçoğu, kendine yetecek ürünü yetiştirmesi imkânsız. Bu da Türkiye için büyük bir şans, Türkiye, kendini beslediği gibi ayrıca bu ülkeleri de besleyebilir.. Bu politika korona virüsten sonra tüm dünyaya yayılıyor. Yani yeni bir dünya düzeni oluşuyor diyebiliriz. Bu çok önemli bir sonuç, yani Milli ve Ulus Devlet kavramı önem kazanıyor. ABD Başkanı Donald TRUMP ‘Biz her şeyi Çin’den almamalıyız, üretimlerimizi Amerika’ya taşımalıyız, önce Amerika dediğinde bunu kast etmişti. Bu politika korona virüsten sonra tüm dünyaya yayılıyor. Bu çok önemli bir sonuç olacak Milli ve Ulus Devlet kavramı böylece önem kazanacak. Ulus devletler bundan sonra çok daha fazla içlerine kapanarak kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılayacak şekilde bir ekonomi politikası geliştirecekler. Küreselleşmeden ziyade Ulus Devletler modeli yaygın şekilde devam edecek, Çin’in herkese ‘ben vereyim’ yaklaşımı böylece değişmiş olacak.
Yani yeni bir dünya düzeni oluşuyor diyebiliriz, bu çok önemli bir sonuç, Milli ve Ulus devlet kavramı önem kazanıyor. ‘Dışarıdan gelsin de gıdamı ilacımı öyle temin edeyim. “Terör örgütleri silah bırakacak” sonra terörün devletlerin kullandığı bir silah olmaktan çıkarılmasının geleceğini, “Terör örgütlerinin kullanılması devrinin sona ermesi bu salgının önemli sonuçlarından biri olacaktır. Terör örgütlerinin artık silah bırakmak zorunda kalacaktır. PKK/PYD ve DEAŞ destekleyen, besleyen bir ABD olmayacak. Silah bırakmayan terör örgütü olursa tüm ülkeler tarafından ortaklaşa yok edilecektir. Bundan sonra Türkiye’nin terörle mücadele konusunda eli daha da rahatlayacaktır. Göç hareketleri salgın açısından dünya için büyük bir tehlikedir. Engellenmesi gerekiyor. Bu da ancak o ülkelerin huzura kavuşmasıyla sağlanabilir. Bunun somut örneğini geçtiğimiz günlerde gördük. ABD, Afganistan’da Taliban ile anlaşarak barışın tesisi noktasında bir adım attı. Afganistan’da barış, huzur ve kalkınma sağlanırsa göç vermeyecektir. İran ambargolar yüzünden perişan bir hale geldi. ABD yönetimi İsrail Başbakanı BİNYAMİN NETANYAHU gibi terör devletlerini desteklemekten ve onun politikalarını yürütmekten vazgeçmelidir. Yoksa tüm dünya bu insanlık dışı uygulamadan vazgeçmesi için; ambargonun kaldırılması için baskı yapmalı ancak bu virüsle mücadele birlikte olunursa edebilir. Venezuela IMF’den 5 milyar kredi talep etti ve bu talebi reddedildi, bu yanlış politikalara bütün Dünyanın karşı koyması gerekiyor, ancak karşı koymak için; Ulus Devletler olursa karşı konulabilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM