Yahya Mert Yayla
Yahya Mert Yayla
yahyamertyayla28@gmail.com
HEDEFLER
  • 0
  • 11
  • 30 Ocak 2026 Cuma
  • +
  • -
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nin lig aşamasının son maçında futbolun beşiği İngiltere’ye, Manchester City deplasmanına konuk oldu. Hiçbirimizin beklentisi galibiyet değildi elbette fakat maç sonunda herkesin hayal kırıklığına uğradığını düşünüyorum. Zira Galatasaray her zamanki görüntüsünün aksine neredeyse hiçbir varlık gösteremeden sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Son maçında aldığı bu mağlubiyete rağmen önceki maçlardan topladığı 10 puan takımı play off turuna taşımış oldu.
Galatasaray, klasikleşmiş “Okan Buruk Oyunu” ile maça başladı. Önde şiddetli baskı yapan takım, savunmasını neredeyse orta saha çizgisine yakın konumlandırdı. Bu sayede önceki maçlarda olduğu gibi top kapmayı ve pozisyona girmeyi uman Okan Buruk ve ekibinin sert kayaya çarptığını anlamaları kısa sürdü ve neredeyse maçın başında tıpkı Atletico maçında olduğu gibi rakip erken bir gol buldu. Atletico maçında tribünleri dolduranlar takımı ateşleyebilmişti fakat ne bu maç Ali Sami Yen’de oynanıyordu ne de tribünler bizim taraftarımızla hıncahınç doluydu. Haliyle rüzgârı arkasına alan İngilizler, acemice yaptığımız önde baskıyı kırdığı her ataklarında akın akın Galatasaray kalesine gelmeye başladılar. Maçın ilk çeyreğinde oyuna başlangıç şeklinin yanlış olduğunu anlamayan yoktur diye düşünüyorum. Analiz ekibine bile gerek kalmayacak şekilde herkes bilir ki Avrupa’nın en iyi pas oyunu oynayan takımına önde baskı yapmak zaten akıl işi değildir. Bu noktada ana planın Okan Buruk’un bu inatçı oyunundan ziyade “Avrupa’da Puan Kazandıran” geride bekleyen, derinde karşılayan, alanını savunan oyun ile başlanması doğru olabilirdi. Fakat maç içinde de oyun değişikliğine gidilmedi. Başlangıç planı yanlış olduğu gibi bu yanlıştan da dönülmediği için rakip kolay bir galibiyet elde etti.
Takım savunmada yetersizdi evet baskılar çalışmadı, rakip çok kolay hücum etti. Buna mukabil takım hücum aksiyonlarında da yetersiz göründü. Özellikle rakip oyununu rölantiye almadan önce nerdeyse 70 dakika orta saha elemanlarımız oyun kurmakta güçlük çektiler. Okan Hoca’nın planladığı oyunu başarıyla gerçekleştiren rakip neredeyse her pozisyonda şiddetli ve ön alan baskısı yaparak topla çıkmamızı engelledi. Hızlı paslarla yarı sahasından çıkamayan takım, rakibin üçüncü bölgesine uzun toplar atarak pozisyon bulmaya çalıştı. Yakalanan pozisyonlar değerlendirilebilse belki başka bir hikâye anlatıyor olurduk fakat özellikle Osimhen’in kaçırdıkları ona yakışmadı.
Galatasaray, sezon öncesinde bu sezon Avrupa’da hedefini ilk 24’e kalabilmek diye duyurmuştu. Bilhassa Okan Buruk üzerindeki “Avrupa’da Başarısız” görüşünün kırılabilmesi için de önemli olan bu süreçte bazı keşkeler de yaşandı fakat en nihayetinde hedefler tutturuldu. Bu noktadan sonra alınabilecek her galibiyet bir başarıdır diyebiliriz. Süper (!) Lig’de ve Türkiye Kupası’nda da yoluna devam eden Cimbom, Avrupa hedeflerini bu sezon için tutturabildi. Sezonun kalanı için artık hedef takım için ligde şampiyonluk, Okan Buruk için ise Fatih Terim’in üst üste en çok şampiyon olan teknik direktör rekorunu egale edebilmesi olacaktır.
Giresunsporumuzun hedefler doğrultusunda hareket ettiğini düşünüyor muyuz? Transfer tahtası geçtiğimiz hafta nihayet açılabilmişti. Takıma iki önemli isim katıldı fakat akabinde bir takım kirli eller devreye girdi ve transfer tahtası yeniden kapandı. Giresunspor’a transferi bile manasız iken bir şekilde transfer edilen, takıma hiçbir şey katamayan, Giresunspor’dan ayrıldıktan sonra neredeyse hiçbir varlık gösteremeyen Avusturalyalı türkücünün alacakları neticesinde transfer tahtası kapandı. Suçlu elbette Champness değil. Futbolcu hak edişini istiyor. Suçlu elbette bu ve benzeri transferler ile kulübü bile isteye borç batağına sürükleyen akabinde imza attığı sözleşmelerin gereği olan ücreti ödemeyen ve sonunda ekonomik darboğaza sürüklenmemize sebep olan yönetimler ve elbette başkanlar. Yaklaşık 6-7 yıllık süreçte takımın dibine adeta dinamit koyan son birkaç yönetim, hesap vermediği gibi birileri tarafından hala savunulabiliyor olması çok garip. Allah akıl, fikir ve helal ulufe nasip etsin bu kalemşörlere. Bu noktada bir eleştiri de mevcut yönetime yöneltilmeli. Pamuk ipliğine bağlı iş yapılırken transferlerinizin tamamı hazır olmalıydı. Transfer tahtasını açar açmaz tüm transferleri tescil ettirebilmiş olsak bugün en azından ligde kalma adına bir adım atmış olurduk. Artık işler daha zor ve duyumlarımıza göre transfer yasağı kaldırılamayabilir. Başka bir konu da bu zor günlerde yönetim tarafından adeta ceza verilen futbolcuların da affedilmesi. Başkan ve yöneticilerin gereğini yapacağına inanıyorum. Yönetimin formalara zam yaparak başlattığı Giresunspor’a destek kampanyasına da gerek maddi gerek manevi canı gönülden katıldığımı bildirmek isterim. İş insanından asgari ücretli çalışanına, siyasetçisinden akademisyenine tüm şehri ve hatta herkesi ekonomik gücü doğrultusunda (Çotanak Store’dan alışveriş yaparak ve Çotanak Stadyumunu doldurarak) şehrin en kıymetli markası Giresunspor’a desteğe davet ediyorum. Giresunspor’a sahip çıkmak zorundayız. Zira başka Giresunspor yok.
Güzel günler göreceğimize inanıyoruz ve umut ediyoruz. Dualarımız ve çabamız hep daha iyi olmak için.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM