
| EMEKLİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI |
Türkiye’nin hafızasında emekli demek, sabır demek, kanaat demek ve en önemlisi ‘Devletine Sadakat’ demektir.
Siyasetin kendine has bir matematiği vardır; ama mutfağın matematiği hepsinden daha keskindir. Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in o meşhur ‘boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur’ sözü sadece bir seçim uyarısı değil, aslında bir sosyolojik yasadır. Bugün Türkiye’ de milyonlarca emekli tam da bu yasanın ağırlığı altında, gönül bağı ile hayatın gerçekleri arasında sıkışmış durumdadır.
Emeklimizin büyük bir çoğunluğu için Cumhurbaşkanı Erdoğan sadece bir siyasi figür değil; bir kader ortağı ‘bizden biri’ ve zor günlerin kurtarıcısı. Sokaktaki amcamıza, teyzemize, dedemize, ninemize sorduğumuzda aldığımız cevap genelde fazla değişmiyor: ‘yaparsa yine o yapar.’ Bu, rasyonel bir beklentiden ziyade yılların biriktirdiği derin bir duygusal kredidir. Ancak son yıllarda bu kredi dur durak bilmeyen fiyat artışları ve eriyen maaşlar karşısında ciddi bir sınav veriyor.
Emekli yıllarca hizmet verdiği devletinden ‘insanca yaşayacak’ bir karşılık bekliyor.
Market raflarındaki hızlı etiket değişimlerini mutfağındaki yangın olarak hissediyor.
En acısı da, sevdiği lideri ile sofrasında eksilen ekmek arasında vicdan muhasebesi yapıyor.
Emeklilerimiz çoğu için Cumhurbaşkanı Erdoğan sadece bir lider değil zor zamanlarda emeklisinin elinden tutan bir sırdaş gibidir. Bu yüzden emekli zor günlerin geçeceğine inanmak istiyor.
Emeklinin dünyasında sadakat kutsaldır ama ihmal edilmeyi de taşıyamaz. Onlar için tencerenin boş kalması sadece bir açlık meselesi değil bir haysiyet meselesidir. Torununa harçlık veremeyen, pazarın son saatlerini beklemek zorunda kalan bir emeklinin iç dünyasındaki kırgınlığı hiçbir siyasi söylem tek başına tamir edemez.
Emeklinin ‘yine o düzeltir’ demesi aslında iktidara açılmış devasa bir kredi alanıdır. Ancak bu alan sonsuz değildir. Tencereden yükselen o metalik ses yani tencere takırtısı bugün her emeklinin her küçük esnafın, her dar gelirlinin evinin mutfağında yankılanıyor.
Şimdiki beklenti o güvenin boşa çıkmaması. Emekli sadece bir maaş zammı değil o eski huzurlu günlerin, bereketli sofraların ve ‘görülüyorum, biliniyorum’ hissinin geri gelmesini bekliyor. Çünkü biliyorlar ki gönüldeki sevgi, sofradaki ekmekle taçlandığında o bağ kopmaz.