Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (N. H. Onan)
Bundan 111 yıl önce yedi düvelin devasa zırhlıları Çanakkale Boğazının serin sularına kibirle yaklaştığında, hesap etmedikleri bir şey vardı: Türkün vatanı söz konusu olduğunda, ölümü öldüren imanını hesaba katmamışlardı.
Viyana önlerinden çekilen, Balkanlarda hüzne boğulan, Anadolu yaylasına doğru sessizce büzülen o dev çınar; Çanakkale’de yeniden silkinmiş ve gövdesini ‘harem-i ismetine’ uzanan ellere siper etmiştir. O gün orada sadece mermiler silahlar değil, medeniyetler ve yürekler çarpışmıştı.
Tarihimiz fetihlerle doludur; Mehmetler, Orhanlar, Yıldırımlar ve Yavuzlar, Süleymanlar kıtaları aşmış adaletle hükmetmişler. İnsanlık tarihinin bir daha zor göreceği, bir medeniyet-hoşgörü cihan devleti kurmuşlardı.
Bu sefer Çanakkale’de bu büyük fetihler devrinin kahramanları halaskar gazi olarak cihat meydanındadır. Albay Cevat beyin stratejisi, Binbaşı Nazmi beyin Nusret’le döktüğü o sessiz mayınlar Fevzi Paşanın İsmet beyin ve yüzlerce kurmayın ve onların içinde Conk bayırında bir milletin kaderini avucuna alan Yarbay Mustafa Kemalin ‘Ben Size Taarruzu Değil, Ölmeyi Emrediyorum’ haykırışı, yeniden dirilişin müjdesiydi.
Uzak coğrafyalardan okyanuslar ötesinde ne için geldiklerini bilmeyen Anzakları-Yeni Zelandalıları, efendileri İngilizlerle diğer sömürge gençlerini ve Fransızları arkasına alan o ‘tek dişi kalmış canavar’ Türk askerinin göğsündeki imana çarparak geri dönmüşlerdir.
Çanakkale’yi anlatmak için rakamlar yetersiz kalır. Orası her karış toprağında bir fidanın, bir umudun, bir kınalı kuzunun yattığı yerdir. Siperler arası mesafenin 8 metreye düştüğü, öleceğini bilerek bir saniye bile tereddüt etmeden öndekilerin yerini alanların meydanıdır.
Çanakkale yüzbinlerce Mehmet’le yüzbinlerce Mehmet olmayan gençlerin koyun koyuna yattığı bir insanlık müzesidir.
Bugün bizler özgürce nefes alıyorsak; bunu boğazın serin sularına gömülen o kibirli donanmaya ‘geçilmez!’ mührünü vuranlara borçluyuz. Çanakkale; sadece geçmişin bir zaferi değil geleceğimizin de kurulduğu yerdir. Çanakkale Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadroların yetiştiği cenk meydanıdır. Çanakkale Türkün yetişmiş binlerce üniversitelisinin can verdiği geleceğimizi aydınlatacak olan ışıklarımızın söndüğü yerdir.
Selam olsun Çanakkale’nin isimsiz kahramanlarına, selam olsun Türkün bükülmez bileğine…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber. (M. Akif)