Keşap’ta yaklaşık 16 kilometrelik yolda emülsiyonlu sathi kaplama yapıldı.
İşin bedeli 11 milyon 700 bin lira.
Ancak bazı bölümlerde yol, üzerinden daha bir ay bile geçmeden bozulmaya başladı.
Çakıllar dağıldı, kaplama yer yer söküldü, bazı kesimlerde eski yol görüntüsü yeniden ortaya çıktı.
Armelit Yolu girişinde yolun bir bölümünün, iki-üç kez çalışma yapılmasına rağmen yeniden bozulduğu görüldü.
Şu anda çalışma yapılan bazı yol kesimlerinde çakılların dağılması nedeniyle araçlar geçerken çakıllar etrafa sıçrıyor. Özellikle rampalarda araçların ilerlemekte zorlandığı, bu durumun trafik güvenliği açısından tehlike oluşturduğu ve bazı araçların zarar gördüğü ifade ediliyor.
Öte yandan, yol çalışmaları sırasında kullanılan zift nedeniyle bazı araçların da zarar gördüğü belirtiliyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu yolu kim kontrol etti?
Teknik personel sahada mıydı?
Sahadaysa neyi kontrol etti?
Değilse neden sahada değildi?
Çünkü yol yapılırken yüklenici işini yapar, idare de işi kontrol eder.
Kontrol, masa başında değil, yolun üzerinde yapılmalıdır.
Bana göre asıl dikkat çekici olan ise şu:
İyi ki bir ay içinde bozuldu!
Çünkü yol teslim alınmış ve 11 milyon 700 bin lira ödenmiş olsaydı, bugün bu bozuk yolların hesabını kimden soracaktık?
Allah bizi daha büyük bir sıkıntıdan korumuş!
Şimdi yapılması gereken belli:
Varsa kusur veya ihmal tespit edilmeli ve sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır.
Kamu zararına yol açan bir iş varsa, bu yaptırımsız kalmamalı. Kusuru tespit edilen yükleniciler hakkında mevzuat uygulanmalı, şartları oluşmuşsa ihalelere katılmaktan men edilmesi de gündeme gelmelidir.
Çünkü 11 milyon 700 bin liralık kamu kaynağı söz konusuysa, yolun da hesabın da sağlam olması gerekir.