• DOLAR
    7,6833
  • EURO
    8,9506
  • ALTIN
    459,39
  • BIST
    1,1636
YARATILANI HOŞ GÖR YARATANDAN ÖTÜRÜ

YARATILANI HOŞ GÖR YARATANDAN ÖTÜRÜ

Ramazan ayı, hem insana kendisi, Yaratıcısı ve toplumla ilgili olarak barış içinde yaşama bilinci kazandırır, hem de insanı değer üretme konusunda teşvik eder. Unutmamak gerekir ki, insan olmak, başlı başına bir değerdir. İnsan olmak, insanı sevmeyi bilmek ve Yaratan’dan ötürü yaratılanı hoş görmektir. Biliyorsunuz, sevinç ve mutluluk paylaşıldıkça artar.

Bir garip olduk. Yüzlerimizden samimiyet ve gülümseme kayboldu. İbadetlerimizde, namazımızda artık ayakucumuza değil, sağımıza solumuza bakar olduk. Çünkü darbenin, zararın dışarıdan değil en yakınımızdan geleceğini bekler hale geldik.

‘Namazda ayakucuna bakmak’ sözünü Sahabe-İ Kiram; Hz. Peygamber’in (S.A.V.) vefatından sonra gelişen fitne dönemini yorumlarken kullanmıştı. Böyle bir savrulma yaşıyoruz.

Acıma, merhamet, sevgi, şefkat insanlığın ortak duygularındandır. Göğsünde bir kalp taşıyan her insan, bir insan zulme uğradığında, öldüğünde üzülür. Ölene dua eder, yakınlarını teselli eder. Bu insan olmanın gereğidir. Bu yaratılanı Yaratandan ötürü sevmenin gereğidir.

Bu yaşam şartları içerisinde insan ilişkilerinin nasıl bir hale geldiği gerçeği önümüzde.

Öfkeli, hoşgörüsüz bir toplum olduk.  Cinnet ve cinayet haberleri, özellikle aile içi ve toplumsal şiddet had  safhada.  Peki, bize ne oldu da böyle bir toplum olduk?

İnsan psikolojik ve sosyolojik yönü olan bir varlıktır. Bu olgulara sahip insanımızın dengesi nasıl bozuldu? Ekonomik sıkıntılar ve lükse özenti başını almış gidiyor. Sohbetlerin tükenmesi, güvensizliklerin artması, aile ve toplumsal bağların zayıflaması insanımızın ruhsal dengesini de olumsuz yönde etkiledi.

En ufak olumsuzluk karşısında öfkelenen bir toplum oluverdik. Hayatımızın aslını oluşturan şeyler düşüncelerimizdir.  Pozitif düşünceler bize yaşama sevinci verir ve hayata sarılırız. Her şeyden önemlisi bizi hayata bağlayan umutlarımızdı, bu umutlarımızı propaganda ile bitirmeye çalışanlara müsaade etmemeliyiz.

Yunus Emre : “Yaratılanı hoş gör Yaradan’dan ötürü” diyerek, tüm evrendeki yaratılmış olan varlıkları yaratanın Allah olduğunu ve bu yüzden her canlıyı hoş görmek gerektiğini bizlere özetlemiştir.

Yaradan her şeyin özüdür, tektir ve büyüktür. Ondan olan her canlıyı bu yüzden hoş görmek gerekmektedir.

Eğer dış dünyamızdaki canlılar ve diğer insanlar olmasaydı, yaşadığımız dünya çekinmez ve sıkıcı bir yer olmazımıydı?

Her insan farklı bir düşünce yapısı içerisindedir ve farklı bir ruha sahiptir. Hiçbir insan tıpatıp aynı düşünce ve karakterde yaratılmamıştır. İnsan, yaratılış itibariyle, hata yapmaya ve nefsine uyarak günah işlemeye müsait bir yapı içersindedir.

O halde en yakınımızdan en uzağımıza kadar tüm insanların kusur içinde olacaklarını bilip, bu kusurlarına karşı tahammül göstermenin adı hoşgörüdür. Hoşgörü insanlar arasındaki sevgi bağlarını kurar, dostlukları geliştirir, bir huzur ve mutluluk toplumu meydana getirir.

Hoşgörüden uzak yaşayan insanlar ise, kendi gibi düşünmeyenlere kin ve nefretle bakıp, dünyayı cehenneme çevirirler. Oysa, inanmış ve gerçekten iman etmiş bir insanın (kamil insan) ruhunda ve özünde düşmanlık, kin ve vahşet asla yoktur.

İslam dini hoşgörü ve sevgi dinidir. Gerçek bir Müslüman olmak istiyorsak her canlıyı ve her insanı hataları ile kabul ederek hoş görmeli ve sevmeye çalışmamız gerekmektedir. Dünya hayatının bir gün gelip geçeceğini, her canlının bir gün Yaratana geri döndürüleceğini bilerek, buna göre davranmalı ve her daim Allah’a şükretmeyiyiz. Zira, bizler başıboş yaratılmış varlıklar değiliz. Her bir insanın ve hatta

her bir canlının bir yaratılma sebebi vardır. Tüm varlıklar ve insanlar özde aynıdır ve Allah tarafından dünya denilen yaşadığımız mekanda yaratılmıştır. Eğer biz diğer canlıları ve insanları hoş görmez, onlara kötü davranır ve hor görürsek, Allah’a karşı gelmiş oluruz. Zira Yaradan İnsanı ve diğer canlıları en güzel surette yaratmıştır.

Sevginin kaynağı Rabbimiz.. Kaynağına sevgi göstermedikçe; birbirimize ve diğer tüm yaratılmışlara sevgi göstermemiz imkansız.. Sadece seviyor zannederiz o kadar.. O da üç gün sonra biter..

Sevgi neydi?

Sevgi incitmemekti, sevdiğine kıyamamaktı, yüreğinde hissetmekti…

Yunus’un duyduğu sevgi de böyle; bakılan her şeyde Rabbi görmek.

O’nun tüm yarattıklarına sevgiyle yaklaşmak, O’nu incitmemek adına; her an hoşnutluğunu gözetmek..

İnsan yaşadıkça öğreniyor; iman etmenin güzelliğini..

Yüreğinde Allah aşkı oldu mu, her şey ama her şey sevgi olup çıkıyor..

Bizler hepimiz sevdiklerimizi kırmaktan, incitmekten çekiniyoruz öyle

değil mi? Ama sevmediklerimiz için öyle mi? Onlar için aman o beni

sevse de olur sevmese de olur diyoruz..

 

Ancak Yunus Emre gibi; yüreğinde Allah aşkı olan insan, işte böyle düşünmüyor..

 

Karşısındaki kişi kötü davransa da, kötü söz söylese de hoşgörüyle yaklaşıyor..

Yunus Emre’nin şu mısralarında dediği gibi;

“Biz dünyadan gider olduk / Kalanlara selam olsun.”

Her canlının ölümü tattığı şu üç günlük dünyada bu öfke, bu hırs niye?

Sevginin, hoşgörünün yaşandığı bir dünya dileğiyle….

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar