• DOLAR
    7,9701
  • EURO
    9,4633
  • ALTIN
    487,38
  • BIST
    1,1861
GÜRÜLTÜ ETMEYİN, MİLLET UYANIR !!!

GÜRÜLTÜ ETMEYİN, MİLLET UYANIR !!!

Tarihimizin mümtaz şahsiyetlerinden olan Sultan Alpaslan komutasındaki Türk 1071 yılında kazandığı ve Anadolu kapılarını Türklere açan Malazgirt meydan savaşından bu güne, bu toprakları vatan yapmak uğruna, kaç milyon şehidimizi kara toprağın derinliklerine bıraktığımızı tam olarak bilemiyoruz. İnsanlık tarihi boyunca hiçbir zaman ve hiçbir yerde bizim kadar, yaşadığı topraklar için canını feda eden ve ağır bedel ödeyen bir millet olmamıştır.

Sınırları kanla çizilen, çiçekleri gözyaşları ile sulanan ve her avuç toprağı şehit kanı ile bir kaç defa yoğrulan Anadolu topraklarını yurt edinmenin bedeli gerçekten ağır olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Çünkü müstevliler bin yıldır bu topraklar üzerine daima çirkin emeller beslemişler, ele geçirmek için her çareye tevessül etmişlerdir. Peki, ne diye? Sebebi basit:

Dünya üzerinde yaşamaya müsait takriben 75-80 milyon km.kare toprak bulunmaktadır ve bunun 5-6 milyon km.karelik bölümü insan hayatı için çok elverişlidir ki, bu miktarın 8 de biri Anadolu coğrafyasıdır. Afrika, Asya ve Avrupa’nın kesişme noktasında bulunan ve doğu ile batı arasında köprü vazifesi gören Ülkemiz stratejik ve jeopolitik açıdan büyük önem arz eder. İnsanlığın anayurdu kuşağında bulunan yurdumuz, medeniyetlerin beşiği olma özelliğine de sahiptir.

Ülkemizin 3 tarafının denizlerle çevrili olması, akarsularının ve göllerinin yeter seviyede bulunması, ikliminin hayat için elverişli oluşu artı değer olarak sayılabilir. Tarım ve hayvancılığa müsait olan özelliklerinden dolayı bu topraklarda tahıldan bakliyata, narenciyeden diğer meyve ve sebzelerin her çeşidine; fındık, fıstık, pamuk, tütün, zeytin, incir, şeker pancarı ve ayçiçeğinden patates, soğan, sarımsağına kadar her çeşit gıda maddesini yeterinden fazla yetiştirmek mümkündür. Zengin uranyum, bor, boraks, altın, demir, bakır, çinko, cıva ve diğer birçok madenlerimizin yanında; bu toprakların altında

Petrolümüz ve doğalgazımız da bulunmaktadır. Hesaplamalara göre bu topraklar üzerinde 300 milyon insan rahat şekilde yaşayabilmektedir.

Tarihin akışı içinde İslam Dünyasının öncüsü ve lideri olması, asırlarca dünyaya adaletle hükmetmesi ve yön vermesi, zulme ve haksızlığa mani olması nedeniyle de Ülkemiz uluslar arası arenada önemli bir statüye sahiptir, bazılarımız farkında olmasa da. Asırlardır dünyada hüküm süren zulmü, sömürüyü, haksızlığı durduracak ve insanlığa huzuru, barışı, adaleti, saadeti getirecek insanlar kuvvetle muhtemeldir ki yine bu topraklardan yetişecektir.

Bu ve diğer bazı sebeplerden dolayıdır ki, milletimiz ve ülkemiz sık sık emperyalistlerin, sömürüye alışmış olan zalim kavimlerin saldırısına uğramış, ama Elhamdülillah bu güne değin ayakta kalmasını başarabilmiştir. Bu asil millet sahip olduğu iman ve manevi değerler sayesinde hiç bir zaman esir olmamış, başkalarının hâkimiyeti altına girmemiştir, çok şükür. 1071 den bugüne kadar irili ufaklı 19 haçlı seferini ecdadımız önlemiş, düşmanların kirli emellerine mani olmuştur. Sadece Çanakkale harbinde 253 bin evladını şehit veren bu millet, Kurtuluş harbinde 7 düvele karşı yaşlısıyla-genciyle, kadınıyla-erkeğiyle, lise ve medrese talebeleriyle kıyasıya savaşmış, elde ettiği destansı başarılarıyla dünya tarihine iz bırakmıştır. Balkanlar’da, Kafkasya’da, Trablus’ta, Yemen’de, Ege’de ve Akdeniz’de aynı anda dünyanın en azılı ve acımasız ordularıyla savaşmak, buna rağmen ayakta kalmak herkese nasip olacak nimet değildir.

Dünyaya hükmetmek isteyen egemen güçler, savaş riskli ve masraflı olduğundan, ele geçirmek istedikleri ülkeleri genelde önce kültürel ve ekonomik olarak istila etmeyi tercih ediyorlar; başaramazlarsa son çare silahlara sarılıyorlar. Son asır içinde, Haçlı zihniyetinden sıyrılamayanların ülkemizi kültür istilası ve ekonomik işgal yöntemiyle ablukaya almalarının sebebi budur.   12 Eylülden sonra kurulan ANAP hükümetleri döneminde idarecilerimize tebelleş olan ve 2003 ten sonra kurulan AKP hükümetleri döneminde zirve yapan ve tehlikeli boyutlara ulaşan ÖZELLEŞTİRME kılıflı yağma ve talan harekâtı neticesinde tüm stratejik kuruluşlarımızı, sanayi tesislerimizi ve topraklarımızın bir bölümünü elden çıkardık, bir kısmını yabancılara devrettik. Gelişmiş ülkelerde atıl durumdaki işletmeler özelleştirilip, devlete yük olması önlenirken, bizde gelir getiren ne varsa “batan geminin malları” kabilinden peşkeş çekildi. “Devlet işletmecilik yapmaz” kılıfı, çalınan minareye uymadı, ama gel de anlat anlatabilirsen.

Dünya üzerinde yapılan özelleştirmelerin nitelik ve niceliğini bilmediği halde, iktidar sahiplerine yalakalık babında ahkâm kesenler hâlâ olanların farkında değil; makamı, mevkisi, statüsü, kariyeri her ne olursa olsun, Telekom ve Tüpraş başta olmak üzere belli başlı KİT’lerin, bankaların, borsanın, medya kuruluşlarının, sanayi tesislerinin büyük bölümü elden çıkmıştır; 15 yılda elde edilen gelir 75-80 milyardır, 2 yılda ödenen borç faizine bile yetmiyor.

Seçim meydanlarında “borcumuz yoktur veya az’dır” diyenlere: “öyleyse yıllık 55-60 milyarı faize niçin ödüyorsunuz” şeklinde hesap sormak namus borcumuz olsun. Vatan topraklarının peynir-ekmek misali satılmasını eleştirenler cevaben:”Babalar gibi satarım. Yabancılar aldıkları toprakları dışarı mı götürüyorlar” diyerek hedef saptıranlara, insanlarımız küçük ve geçici menfaatler uğruna destek olmaya devam ederse, korkarım ki ikinci kurtuluş harbini yapmak zorunda kalırız. Böyle basit ayak oyunlarıyla bizi aldatanlara: “Yahudiler Filistin’de aldıkları toprakları dışarı mı götürdüler? Diye sormaz ve mâkûl cevabı istemez isek, kendimize ve neslimize yazık ederiz.

Kış mevsimi öncesi kendisine verilen 15-20 torba kömürü, yoksullara verilen 100-150 liralık yardımı, öğrencilere bedava verilen ders kitaplarını, seçim öncesi dağıtılan bir-iki poşet gıda maddesini ganimet bilerek, bu yıkıma: “yeter artık, dur.” Demeyen insanlarımız, gelecek nesillerin kendilerini nasıl yad edeceklerini düşünmeleri gerekir. Kaldı ki, kimse kimseye cebinden yardım yapmıyor. Böyle giderse 3-5 yıl sonra neyi satarak işleri çevirecekler merak ediyorum. Züğürt Ağa’nın durumuna düşmemize az kaldı. Yapılanlar tam da Hayim NAHUM mantığı: İşsiz bırak, aç bırak, borçlandır, maneviyatı tahrip et, kolay lokma haline getir.

HİŞŞŞT, GÜRÜLTÜ  ETMEYİN  LÜTFEN.  YOKSA  MİLLET UYANIR!!!   Selam ve dua ile.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar