• DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
Gidişattan kaygılıyım…

Gidişattan kaygılıyım…

  Ülkemin gidişatından kaygılıyım!

Uzun süredir sürekli gerçeklerle değil de algı üzerinden siyaset yapılıyor. Toplum TV ekranları ve gazeteler aracılığı ile hipnotize edilmeye çalışılıyor.

Okumayan, araştırmayan bir toplum olduğumuz gerçeği de ortada olunca, toplum medya üzerinden yapılan bu mühendisliğe zaman içinde ‘gerçekmiş’ gibi inanmaya başlıyor.

Gerçekler saklanıyor…

İstenilen sunuluyor…

Az sayıda yazılı ve görsel medya çabalasa da ulaşabildiği insan sayısı sınırlıdır. Bu da toplumun gerçekleri görmesinde yetersiz kalıyor.

***

15 Temmuz sonrası her alanda derhal açığa alınmalar ve gözaltılar başladı.

‘FETÖ temizliği’ yapıyoruz diye; TSK içinden, yüksek yargıdan, adli yargıdan, emniyetten ve kamudan çok sayıda kişi ya gözaltına alındı ya da açığa alındı.

Ancak siyasette ‘tık’ yok!

Oysa o kişiler siyaset desteği olmadan o makamlara nasıl geldiler?

“Allah’ım ve milletim bizi affetsin” demek yeterli midir?

Parti içinde de FETÖ temizliği yapmak gerekmez mi?

Ancak 15 Temmuz’un üzerinden 45 gün geçtiği halde siyasette FETÖ temizliği yapılamıyor.

Yapılmaya kalkılsa, parti içinde ciddi krizler yaşanacağı bilindiği için öteleniyor!

Hatta ‘siyasete şimdilik dokunmayalım. Parti sıkıntı yaşamasın. Seçimleri erkene alalım ve FETÖ ile bağlantısı olanları aday yapmayalım. Bu yolla da partiyi temizleriz’ diye düşünüldüğü kamuoyuna yansıyor!

Demek ki ‘evin içinden’ korkuluyor…

***

Kaygılıyım.

İlerleyen günlerde iktidar partisi diğer partileri FETÖ ile işbirliği içinde olmakla suçlayacak diye…

Özellikle bu konuda birinci aday CHP’dir.

Çünkü en büyük rakiptir.

Bir süre önce CHP, “terör örgütü ve onun siyasi temsilcisi olan HDP ile işbirliği yapıyor” diye suçlanmadı mı?

O suçlama bombardımanı CHP de etkili oldu ve dokunulmazlık konusunda iktidara destek vermek zorunda kaldı.

HDP ile yan yana görünmemek adına…

Şimdi de benzer suçlamanın FETÖ üzerinden yapılabileceğini düşünüyorum.

Bunun işaretleri de var.

Genel Başkanın danışmanı olan iki kişi şu an FETÖ soruşturmasından gözaltında bulunmaktadır.

Biri akademisyen Fatih Gürsul.

Diğeri gazeteci Murat Aksoy’dur.

Ayrıca Özel Kalem Müdürü Tuncay Ceylan’ın adı da soruşturmada geçiyor.

Son kongrede Genel Başkanın anahtar listesinde yer alan Prof. Dr. İştar Gözaydın FETÖ soruşturmasından açığa alındı.

Son seçimde Uşak’ta 2. Sıradan aday gösterilen Ali Erdoğan tutuklu…

Aydın Büyükşehir Belediyesinde ‘danışman’ olduğu söylenen Erkan Karaarslan tutuklu…

Yani malzeme bol!

İlmek ilmek bu süreç dokunarak okların CHP’ye çevrilmesi planlanabilir.

Ekranlardan da yapılacak ‘mühendislik’ ile kamuoyu buna inandırılabilir. Ve erken seçime gidilebilir!

Bu nedenle kaygılıyım…

***

AKP, DP ile başlayan AP ve ANAP ile devam eden sürecin partisidir.

Bu nedenle kendilerini, içinde yetiştikleri MSP-Refah çizgisine sokmazlar… Hatta açık açık ‘DP ve ANAP’ın devamı’ olduklarını söylerler.

Bu ne demektir?

Soğuk Savaş döneminde ABD “yeşil kuşak” politikalarını savunmuştur.

ABD, SSCB’yi güneyden Müslüman bir kuşakla çevirmek istemiştir. Bu düşüncenin ürünü olarak sağ-muhafazakâr partileri desteklemiştir.

DP bu planın ürünüdür…

Truman Doktrini ve Marshall Planı DP’yi güçlendirici faktör olarak kullanılmıştır.

27 Mayıs sonrası AP’de bu düşüncenin partisidir.

ABD, 12 Eylül 1980 sonrası SSCB zayıflatılınca, “yeşil kuşak” yerine “ılımlı İslam” politikalarına yönelmiştir.

Bu yöneliş sonucu önce ANAP devreye sokulmuştur.

Şimdi de AKP…

Bu nedenle AKP kendisini ‘DP ve ANAP’ın devamı’ olarak tanımlar…

Bu projenin başarısı CHP’nin başarısızlığı ile olanaklıdır.

O nedenle yıllardır tüm oklar CHP’ye yöneltiliyor!

Günümüzde okların sayısı ve etkisi de artmıştır. Yazılı ve görsel basın(medya) devreye girmiştir.

Medyayı ele geçir ve ‘seçilmiş’ kişileri çıkar ekrana konuştur. Gazetelerde köşe yazdır.

Ele geçir yönetimini sekiz sütuna manşet attır.

Toplumu bu yolla yönlendirmek te kolaydır!

Ülkemizde yapılan da budur…

***

15 Temmuz sonrası FETÖ ile mücadele gerekçesiyle OHAL ilan edildi. Doğal olarak iktidar OHAL ile KHK yetkisi aldı.

Şimdi o yetki ile TBMM devre dışı.

KHK’lar ile de anayasa ve hukuk devleti devre dışı bırakılıyor.

OHAL sonrasına sarkacak KHK lar çıkarılıyor.

“Devlet sıfırdan yeniden yapılandırıyor”…

Ve muhalefet “darbe girişimi” nedeniyle oluşturulan “milli mutabakat” oltasına takılmış, baskı altına alınmış…

Adım adım ‘parti devleti’ kuruluyor.

15 Temmuz darbe girişimi, iktidara fırsatı ganimete çevirme fırsatı vermiştir.

Muhalefet baskı altında…

TV’ler kontrol altında…

Gazeteler denetim altında…

Çağdaş demokrasilerde olması gereken çoğulculuk yerine otoriter, totaliter dönemlere özgü çoğunlukçu anlayış uygulamada…

O nedenle kaygılıyım…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar