• DOLAR
    8,2844
  • EURO
    9,6818
  • ALTIN
    498,19
  • BIST
    1,1683
Yapılanlar yapılacaklara işarettir…

Yapılanlar yapılacaklara işarettir…

Ülkemizin yetiştirdiği önemli ilahiyatçılardan olan merhum Yaşar Nuri Öztürk’ün kitaplarından teki “Allah ile aldatmak” adını taşıyor.

Oysa Kuran-ı Kerim “Allah ile aldatmayın” der!

Der ama uyan kim?

Din; siyasete ve ticarete alet edildiği sürece; çıkar, koltuk, baskı ve egemenlik aracı haline getirilir.

Ne yazık ki son yıllarda ülkemizde yapılan da budur…

Toplum, Allah ile aldatılmaktadır.

Aldatma bir başladı mı gerisi gelir. Giderek her alanda aldatmalar başlar.

Son referandum tartışmaları bir gerçeği gözler önüne sermiştir.

Halkımız hukuk yolu ile de aldatılmaktadır!

***                   ***

Hukuk yolu ile aldatmanın son örneği, YSK aracılığı ile gerçekleştirilmiştir.  YSK’nın,  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanunda açıkça yazılmış olmasına rağmen aldığı karar hukuk dışıdır.

Sandık kurulu üyeleri için hazırladığı kitapçıkta, seçim yasasına uygun olarak, “mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmaması” istenmektedir.

O kitapçığı yasaya uygun olarak hazırlayan da YSK’dır.

Ancak referandum doğu illerimizde bittiği ve sayıma geçildiği an alınan karar hukuk dışıdır.

Maç başlarken var olan kurallar, maç devam ederken değiştirilmiştir!

Oysa YSK, anayasal bir kurumdur.

Anayasaya ve yasalara uygun olarak seçimlerin gerçekleştirilmesi ile görevlendirilmiştir.

Almış olduğu “mühürsüz tercih pusulalarının geçerli sayılacağı” kararı, “tarafsız” ve “bağımsız” olması ilkesine aykırıdır.

Referanduma gölge düşürmüştür.

***                              ***

Sadece YSK mı hukuka uygun davranmalı? Elbette değil…Hukuk devletinde ‘hukuka uygun davranmak’ herkes için geçerlidir.

Hukuk kuralları herkesi bağlar…

YSK’nın aldığı karar tartışılırken, Cumhurbaşkanının, o gece İstanbul’da yaptığı ‘balkon konuşmasında’ ettiği söz de dikkat çekmiştir.

YSK daha kesin sonuçları açıklamamış. İtirazları sonuçlandırmamış. Buna rağmen şu sözü etmiştir.

“Atı alan Üsküdar’a geçmiştir.”

Bu söz sonrası YSK itirazlar ile ilgili vereceği tek karar kalmıştır. O da tüm itirazları reddetmek…

Çünkü söylenen söz, ‘bu iş bitmiştir’ anlamında bir talimattır.

YSK’ya ikinci uyarı AGİT raporu üzerinden olmuştur.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (AGİT) heyeti, referandumla ilgili eleştiri dolu bir rapor yayınladı.

Raporda diyor ki;

“Devlet törenleri referandum için kullanıldı. Kamu kaynakları kötüye kullanıldı. Medyada eşitlik ilkesine uyulmadı. YSK mühürsüz oy pusulalarını geçerli sayma kararı ile referanduma gölge düşürdü…”

Bu rapora Cumhurbaşkanı Erdoğan;

“Sür eşeğini Niğde’ye…” diye tepki gösterdi.

Bu da AGİT üzerinden YSK’ya mesajdır.

YSK’ya bir başka mesaj daha verildi. CNN İnternational demeç veren Cumhurbaşkanı Erdoğan,

“1-0 ya da 5-0 kazanmışsın önemli değil, önemli olan maçı almaktır…”

Özetle, maçı kazanda nasıl kazanırsan kazan mesajı verdi.

YSK bu mesajlardan sonra yapılan itirazları tarafsız ve hukuki olarak değerlendirebilir mi?

Mümkün değil!..

Nitekim YSK, mesajı aldı ve tüm itirazları reddetti…

***          ***

Kamuoyu hiçbir zaman kaç tercih pusulasının mühürsüz olduğunu öğrenemeyecektir. “Hayır” ve “evet” oylarının gerçek oranını da öğrenemeyecektir.

Bu nedenle referandum konusunda kamuoyunun kafası asla rahat olmayacaktır.

YSK’nın yasaya rağmen almış olduğu karar uzun süre tartışılacaktır. Belki de referandum AİHM’ne taşınacaktır.

AGİT kararları bağlayıcı değil ama AİHM kararları bağlayıcıdır.

“Referandum tekrar edilmelidir” kararı çıkarsa ne olur?

Doğru dürüst bir referandum yapamayan ülke olarak uluslararası hukuk yolu ile tescillenmiş oluruz.

Demokrasi liginde küme düşeriz…

Zaten referandum sonrası ilk kutlama yapan ülkelere baktığımızda hangi ligde olduğumuz açıkça görülüyor.

Azerbaycan, Cibuti, Katar, Bahreyn, Gine, HAMAS ve Müslüman Kardeşler ilk arayanlar oldu.

Sonra ABD Başkanı Trupm’tan telefon geldi.

Suriye ve Irak konusu görüşüldü…

Özetle BOP görüşüldü.

Zaten referanduma sunulan paket BOP amaçlı hazırlanmıştı!

Şimdi bize “üst akıl” olarak söylenen ve adı saklanan emperyalizm içinde, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” denilebilir mi?

Büyük kentlerin sokaklarında süren tepkilere bakacak olursak işin zorluğu ortadadır.

Şike sonucu 1-0 kazanılan maç ‘galip geldik’ olarak değerlendirilemez.

***               ***

Hukuk yolu ile aldatmanın verdiği bir mesaj daha var. YSK kendisini TBMM’nin üzerinde görmüştür. TBMM’nin yaptığı yasaya rağmen koyduğu kural ile referandumu neticelendirmiştir.

TBMM’nin en büyük grubu olan AKP susmuştur.

Referandum ortağı MHP susmuştur.

TBMM Başkanı susmuştur.

YSK kararı yasadan üstün sayılmıştır…

Referanduma sunulan anayasa paketine eleştiri getirenler ne diyordu?

“Bu paket ile TBMM işlevsiz hale getiriliyor. Milletvekili sayısı artırılıyor ama yetkisi elinden alınıyor.”

Haklılarmış…

Sonuçlar daha resmiyet kazanmadan TBMM ve çıkarmış olduğu yasa etkisiz bırakıldı.

YSK Kararname ile de değil, talimat ile karar verdi…

Şimdi de o hukuksuz kararını savunmak zorunda kalıyor.

Bu örnek gelecek günler için mesajdır. Yargının ne kadar “tarafsız” ve ne kadar “bağımsız” olacağı(!) yaşanarak görülmüştür.

Acı ama gerçek bu…

Türkiye hukuk devleti idi… İktidar, meclis gücüne dayanarak hukuk devletini yasa devletine çevirdi. OHAL ilanı ile kararname devletine dönüştürüldük. Şimdi bir adım daha gerileyerek talimat devleti olduk…

Her kurum artık talimatlara göre görev yapacaktır.

Çünkü yapılanlar yapılacaklara işarettir!

***            ***

Türkiye Cumhuriyeti iki temel üzerine kurulmuştur. Bu temeller, ulusal egemenlik ve tam bağımsızlıktır.

Dün ulusal egemenliğimizin 97. Yılını kutladık.

Ulusumuzun, egemenliğine ve bağımsızlığına sahip çıkması dileklerimle, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar