• DOLAR
    7,6604
  • EURO
    8,9115
  • ALTIN
    458,62
  • BIST
    1,1633
YAKIN TARİHİMİZ; “MARSHALL (MARŞAL) YARDIMI”

YAKIN TARİHİMİZ; “MARSHALL (MARŞAL) YARDIMI”

İkinci Dünya Savaşı 3 Eylül 1939 yılında başlayıp, 2 Eylül 1945’de sona erdi.

Sadece Avrupa ülkelerini değil, dünyanın tüm devletlerini ilgilendiren bir savaş oldu.

1945 yılında ABD Devlet Başkanı Roosevelt’in ölmesi üzerine, yardımcısı Truman göreve başladı.

Savaşın bitimini erkene almak, “dünyaya gözdağı vermek” amacıyla, Ağustos 1945’de Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılması kararını verdi.

Atılan “Kıyamet bombası” düştüğü yeri cehenneme çevirdi.

Savaş, dünyanın gördüğü en büyük “soykırım, toplu cinayet”e neden oldu.

Sonuçta, Avrupa’nın tamamında neredeyse taş taş üzerinde kalmadı.

Yıllarca süren savaş bütün ülkelerin ekonomik kaynaklarını tüketmiş, her alanda onarılması uzun süre alabilecek yıkım yapmıştı.

Sona eren savaşın kazananı Amerika, zaferin sahibi ise Truman’dır.

Böylece Avrupa’yı “yeniden yapılandırmak” hakkını eline geçirir.

ABD uluslararası siyasetini değiştirir ve yenisini “Sovyet düşmanlığı”’na dönüştürür.

1947 yılında “Truman Doktrini” adı verilen bir eylem planı hazırlanır.

“Komünizm tehdidi” altındaki ülkelere askeri ve mali yardım yapacağını açıklar.

Başkan Truman, “Sovyet Rusya” ile yandaşı ülkelerin gelişme ve güçlenmelerine engel olmak için ne gerekirse yapılmasını istemektedir.

Bazı ülkelerin ABD yanlısı olması için, bunlara “ekonomik, askeri ve kültürel” yardım yapılmasını önerir.

Dışişleri Bakanı Marshall, İkinci Dünya Savaşı’nda yıkılmış, ekonomileri yok olmuş Avrupa ülkelerinin durumlarını düzeltmek amacıyla yardım planı hazırlar.

Bu programa “Marshall Planı”, yapılan yardımlara da “Marshall Yardımı” denilir.

Yardım alması gereken ülkelerin ilk sırasında Türkiye ve Yunanistan bulunmaktadır.

Gerekçe ise, Sovyet tehdidine en açık ülkelerdir ve ABD koruması altına alınmalıdır.

1949 yılında ABD’nin önderliğinde, Batı Avrupa ülkelerini içine alan “NATO” nun kurulması karşısında Sovyet Rusya, D.Avrupa ülkeleriyle birlikte “Varşova Paktı”nı kurar.

1945’de sona eren “sıcak savaş” yerini “soğuk savaşa” bırakmıştır.

Bu sırada başbakan kendisine “Milli Şef” unvanı verilen İsmet İnönü’dür.

Tüm baskı ve tehditlere karşın ülkeyi savaşa sokmamıştır.

Sovyet lideri Stalin bir konuşmasında, “Boğazlar Sözleşmesi (Montreux)nin gözden geçirilmesi, Kars ve Ardahan’ın geri istenmesi, Dedeağaç’a üs kurma isteği” Türkiye-ABD ikili ilişkilerinin ve isteklerinin kabul edilmesini hızlandırmıştır.

ABD’nin yardım yapacağı ülkelerden istekleri olacaktır.

Yardım adı altında verilenler “babasının hayrına” değildir.

Türkiye’den;

Tek partili, antidemokratik olan “Milli Şeflik” sistemine son verilmesi ve demokratik serbest seçimler yapılması,

“Beş yıllık kalkınma planları”, “toprak reformu” ve “köy enstitüleri” gibi “Sovyet icadı” uygulamalara son verilmesi,

Gibi koşullar içeren “Marşal Planı”nın dayatmaları yerine getirilir.

Eğitime el atılarak, öğretmen yetiştirme sisteminde dünyada ilk ve tek örneği olan “Köy Enstitüleri” uygulamasının sonlandırılması kararı alınmıştır.

Üzücü olan, model olan bu okulların kapatılması kararı CHP’ye aittir.

7 Ocak 1946’da kurulan Demokrat Parti 14 Mayıs 1950’de iktidara gelir.

Böylece 27 yıl süren Cumhuriyet Halk Partisi dönemi sona erer.

Yardım adı altında, hayvancılık ve tarım ülkesi olan Türkiye’ye süt tozu, bulgur, un veridi ve bizim kuşak bunları okullarda yeme mutluluğunu !!!! yaşadı.

Bu yardım ile;

Türkiye’nin siyasi, askeri, ekonomik ve diğer alanlarda atılım yapılmasının önüne geçildi.

Ülke tamamen ABD yörüngesine girdi.

“Üretim yapmanıza gerek yok, biz size veririz” anlayışına kanıldı.

Ülke kapıları emperyalist tekellere sonuna dek açıldı.

Farkına varmadan, yaklaşık 9000 km. ötedeki ABD’yi çok sevdik.

Bizi kurtardı diye sevgi dolu ifadeler kullandık.

Başkan J.Kennedy’in öldürülmesine hep birlikte ağladık.

“Texsas, Tommiks, Swing…” benzeri çizgi romanları bizleri ABD’ye bağımlı yaptı.

O dönem propaganda amaçlı Hollywood filmlerini kaçırmadan izlerken, Kızılderili ve zencilerin yok edilmesinden keyif aldık, alkışladık.

“Go Home, Ne Amerika ne Rusya. Bağımsız Türkiye” diyen gençleri “hain” ilan ettik.

1964 yılındaki Başkan Johnson’un mektubu ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ülkemize yapılanları hemen unuttuk.

Hibe adı altında borçlandırıldık, ekonomimiz istenilen düzeyde gelişemedi.

ABD’nin işe yaramaz savaş artığı malzemeleri satın alındı.

Nasıl bağımlı duruma getirildiğimizi, alınan silahların işe yaramadığını 1974 Kıbrıs çıkarmasında gördük.

O dönem iktidarda bulunan CHP tarafından imzalanıp kabul edilen “Marshall Yardımı” nı, iktidara gelen Demokrat Parti, kendi lehlerine ustaca kullandı.

İktidara gelenler, Atatürk ve arkadaşlarının bin bir yokluk içersinde büyük zorluklarla kurdukları laik Türkiye Cumhuriyeti’ne sırtlarını döndüler.

Bu yardımlar Türkiye’yi, cumhuriyetin kuruluşundan önceki duruma götürdü.

Geçmişi sadece tarih olarak görmek yerine, ders alıp geleceğe yön vermek olarak kullanıldığında, hata yapma olasılığı en alt düzeye inecektir.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar