• DOLAR
    6,8559
  • EURO
    7,6969
  • ALTIN
    391,42
  • BIST
    1,1224
Şaban KARAKAYA
Şaban  KARAKAYA
saban@giresungundem.com
KURTULUŞ SAVAŞINA İNANMAYANLAR KAHRAMANINA’DA SAYGI DUYMAZLAR
  • 0
  • 43
  • 29 Haziran 2020 Pazartesi
  • +
  • -

Sevgili dostlar,
Değerli canlar;
Duydunuz mu?
Ankara-Mamak’ta bir ortaokulun adı değiştirilmiş.
Yani, Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızdan;
‘Albay Reşat Çiğiltepe Ortaokulu’ tabelası indirilmiş.
Ve yerine;
Milli Eğitim Vakfına yardım yapan Turan Polat’ın’ ismi verilmiş.
Nasıl iyi mi?
Yani daha açık bir ifadeyle söyleyecek olursak;
Bundan yüz yıl önce bu vatanın kurtulması için can veren birinin adı indiriliyor..
Ve onun kurtardığı topraklar üzerinde bol para kazanan birisinin adı veriliyor..
Peki, okulun adını taşıyan ‘Albay Reşat Çiğiltepe’ kim?
Arayı soğutmadan hemen söyleyelim..
Daha doğrusu resmi kayıtlar ışığında anlatalım;
Yıl; 1922
Aylardan; 26 Ağustos
Yunan askerleri Afyon sırtlarına kadar yaklaşmıştır.
Ve Yunan komutanı Trikopis en zinde kuvvetlerini Çiğiltepe’ye yakın bir yere mevzilenmiş ve tahkimatını almıştır.
Yani;
O Büyük Taarruz başlamıştır..
Başkomutan Mustafa Kemal, düşman kuvvetlerinin yuvalandığı bu Çiğiltepe’yi stratejik olarak çok önemsemektedir..
Yani burayı düşman ele geçmeden kendilerinin ele geçirmesini istemektedir..
Ve bu cephenin sorumluluğunu isi Albay Reşat komuta etmektedir..
(Şimdi gelin bu komutanımızla, Mustafa Kemal’in telefon yoluyla diyaloğunu ve trajik sonu bir kez daha okuyalım;)
27 Ağustos sabahı..
Saat: 10.30
Başkomutan Mustafa Kemal, telefonla Reşat Albayı arar ve şöyle der;
“Reşat bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?”
Karşı taraftan Reşat Bey;
“Komutanım, yarım saat sonra alacağız.”
Mustafa Kemal; “Başarılar dilerim”
Saat: 10.45
Mustafa Kemal, tekrar arar Reşat Albayı;
“Düşmanın hala direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede. Çok önemli.”
Reşat Albay;
“Komutanım, tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar.Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.”
Saat: 11.00
Mustafa Kemal tekrar telefon açar;
“Reşat Beyi istiyorum.”
(Telefona çıkan er titrek bir sesle)
“Komutanım, Reşat Bey, size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum:
Komutanım, yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.” diye bitirir Reşat Albayın bıraktığı notu.
Mustafa Kemal’in gözlerinden iki damla yaşla şu sözler dökülür;
“Allah rahmet eylesin, Reşat Bey, büyük bir vatanseverdir.”
Saat: 11. 45
Bu kez başkomutan Mustafa Kemal’in telefonu çalar ve açar…
Ve karşısındaki ses;
“Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı ovasına doğru kaçmaktadır. Arz ederim.”
Nasıl?
Hüzünle sevinç birbirine karışmış değil mi?
Yani böylesi onurlu ve inançlı kişiler sayesinde kurtulmuş bu vatan desem; sizce de öyle değil mi?
Ve böylesi kahramanlar olduğu içindir ki; onları sevenlere ve anıları kaybolmasın diyenler; onların adına ya bir anıt dikmiş.
Ya bir parka veya caddeye ismi verilmiş..
Veya da çocuklarımızda bu kahramanlarımızı unutmasın diye bir okula adı verilmiş..
Eeeee?
E’si şu;
Günümüz bu tür kahramanların anısını yaşatma günü değil..
Günümüz; Çok para kazananların ve yönetsel güçlerle işbirliği yapanların günü!..
Yadırgıyor muyum?
Yadırgıyor’sam; tövbe şart olsun!
Niye ‘yadırga’yayım’ birader?
“Keşke Yunan kazansaydı” diyenler ‘yadırganmıyor’ ve hiçbir kimsenin kılı kıpırdamıyor’sa..
Ve bu tür olaylar ‘münferittir, münferit’ diye geçiştiriliyorsa..
Gün geçmiyor; bu ülkenin kurucusuna ulu-orta küfür ediliyorsa..
Güpegündüz heykellerine saldırılıp hakaret ediliyorsa…
Sokaklardan, caddelerden ve Parklardan ismi siliniyor’sa..
Bütün bunlara rağmen herkes -yerinden memnun- bir vaziyette ve sesini çıkarmadan sus-pus oturuyorsa…
İşin en düşündürücü yanı da; bu yapılan hakaretlerin bir cezası ve karşılığı olması gerekirken tam tersine alkış tutturuluyorsa;
Cumhuriyet yönetiminin en aydın Milli Eğitim Bakanlarından; Mustafa Necati’nin bir Müzeden isminin yazdığı tabela indirilip ve onun yerine gerici bir ‘yazarın’ isminin asılmasını yadırgamam hoş olmaz ki..
Daha doğrusu ‘yadırgarsam’ böyle düşündüm diye beni yadırgar ve ayıplarlar!
Her neyse…
Yine “Duydunuz mu?” diye soracağım;
Amerika Birleşik Devletlerinde de bir Yunanlı Atatürk Büstüne saldırı yapmış…
Yadırgadım mı?
Hiç yadırgamadım..
İçerideki Atatürk düşmanlarını yadırgayıp, kınamayacağım da, kalkıp dışarıdaki Atatürk düşmanlarını mı ayıplayacağım?
Son söz;
Sevdiğimiz, önemsediğimiz insanların isimlerini duvarlardan indirip veya siliyorsunuz da..
Yüreklerimizden nasıl sileceksiniz?

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM